16
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
2489
Okunma

yıkılan ömrün
soyağacını çıkarıyor zaman…
……
dizleri kanayan bir mevsimin
kırıklığında tüm sancılar
üşüyen ellerimde yağmur bulutları
alıp götürün beni kırlangıçlar
en kurak çöllere gömün
ve tüm yaşayanları öldürün
utansın dünya!…
ayağımda eski zaman şarkıları
yüzümde annemin işaret parmağı
gitmeliyim buralardan…
bu şehrin sokakları viran
bu şehrin kaldırımları kötürüm
içimi tırmalayan kedi
bana tuzaklar kuran ucube
.....
karanlık…
güdümsüz mermi
nerden çarpacağı, nereye vuracağı belirsiz
hep söylerdi babam
” yaşamak değil, zor olanı ölememek ”
öyleyse haydi el ele verelim
vakit varken ölelim…
üşengeç bir umudun yüzünden
inleyen kemanın tellerinden muzdarip ruhum
gözleri dumanlı tepelerin
karlı dağların yamacından vuran / yalnızlık
ağlatmadan çakıl taşlarını…
lime lime parçalarımı sürüklemeden seller
uçuşan saçlarımı yolmadan kötümserlik
bu şehrin zulmü kelepçelemeden gözlerimi
kaçmam gerek…
.......
sen...
sislerin ardından çıkıp gelen
ay bakışlım, suna gülüşlüm
boynu sümbüllüm…
alnı peygamber çiçeklim
yoksa…
“umut” mu senin adın
söylesene! ziyan olmadan ömrümün nevbaharı
tekrar güverir mi dallarım…
Şiirime güzel sesiyle ve muhteşem yorumuyla can katan Sevgili Arkadaşım BENSENO’ya ve güzel yüreğine sonsuz teşekkürler ederim..Her daim Sevgilerimle..Saygılar........
ayşe uçar
07/08/2011
güneşlibirgündenterleyenler
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.