9
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1339
Okunma

Güneşe asılmış terazinin bir gözü
elle tutulmaz, gözle görülmez
ateşli bir ağırlık çökerse içinize
bastıkça geceyi ay
tanımsız bir haller oluyorsa size
yangın bacayı sarmış demektir
gayrı kurtuluşunuz yoktur aşktan…
Ay ise yükselen yüceden yüceye
ne yapsanız nafiledir
kaptırmışsınızdır gönlünüzü geceye
sancısı ağır zamanlara gebedir gelecek
artık gönül deli divane
pervane adlı bir böcek…
Dağıtıp gecenin yatağını yorganını
aşkın hallacıyla gökyüzüne darmadağın
buluttan buluta saklandıkça ay
saklambaç oynardık gecede sen ve ben
eflâtun, mor, sarı, turuncu
al, yeşil pembe
yüzünde boyanırdı düşler
hâlesiyle ebemkuşağınca rengârenk…
Yerden göğe bir yol yapardım
yüzüne bakıp gözlerimi kısınca
ışıklı bir tünele kapardım seni,
hilâlinden on dördüne,
ilk dördünden son dördün’e
elde kâğıt kalem, gülden küle,
külden güle döner durur
aşkla başımda devr-i âlem…
Şaban AKTAŞ
23.11. 2009
(agss)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.