karamsarlıklar ülkesinden Nur Yüzlü’ye
ne
güneşe sırt çevirmelerden
ne de gölgeden mabedlerde tapınmalardandı
Nur Yüzlü...!
olsa olsa yokluğundandı bu karanlık
şimdi bir sayfanın izbesinde
ve gözlerinde eşsiz şehirlerin
avcuna sustuğu tüm dipsiz kelamları
okumaya çalışıyorsun
sonra bana okumalar kalıyor senden
üstünü çize çize okuduğun canımı
gavur şehrin soysuz sokaklarında
boy gösteren cinnet melodilerine
tüm can’lı renklerimle soluyorum
teninden bir katreydi oysa...
olsa solmazdım
Nur Yüzlü...! sen hala
peri masallarındaki yitik
sevdaları
büyük puntolu sayfalarda ararken
bir gün...
bir gün Züleyha’yı bulacak mısın
bir lahza olsun peki
anlayacak mısın esaret saraylarını
ve Yusufi enkazları
nar-ı
cehennemin azameti sanma
iblisi döndürebilirdi yolundan
kapılmışken kendine
sevdasına
eğilemezdi Havva’nın Sevdasına
anla Nur Yüzlü...!
nedamet şarabı içilmiyor öyle
zamanlı
zamansız yutulmuyor da
aşktan kadehlerin ardı sıra
karamsarlıkların tutanaklarında
ve çizdiği sınır boylarında
tüm intiharların katiliydi
üstü başı yırtık yaşama sevinçlerin
yoksa...
haberin yok muydu bundan da?
Nur Yüzlü...bu mülteci kaçmalar
değil mi bizi ele veren
sen yine de gözlerini kaç hadi
dudağında esmer mırıltılar karartamıyor çehreni
ve gölge kuşları kanat çırpamıyor taht-ı azamında
beni sustuğun tüm dudak yummalarında
ve omuzlarında tapınak kulelerinin...
ayyuka çıkan mateme boy verme
Nur’una gölge düşmesin yas’lı gözlerimden
çevir aklını b
aşka emellere
Nur Yüzlü...yüz verme
yada nur verme çarçabuk öyle
teveccüh etmiş avuç içlerime
yere yüz sürmelerime
cinnet cümlelerimin bittiğini anlatan
intihardan noktalarıma gelince
nefes almak için sakın durma
vir
gül say bitmemiş gibi
bir
gül geç işte yarım iç çekişinle
iki yanındaki gamzlerinden herhangi birine
göm S.Ö.z ün bittiği yere
Nur Yüzlü...
bari kabrim aydınlık olsun
,karamsarlıklar ülkesinde Nur’lu bir kabir olsun,
eynessera minessüreyya
22/06/2011
istanbul
ŞİİRİ GÜNE DÜŞÜREN DOSTLARA ŞÜKRANLAR SUNARIM....