1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
4231
Okunma

ANTALYA ŞİİR leri 1(Antalyaya gidiş yolculuğu)
Evet şuan antalyadayım
ve ANTALYA için yazmaya
çalıştığım ilk şiir.
Eskişehirden başlayarak otobüs yolculuğu ve Antalya
Nice dağlar aştık
uçsuz bucaksız yollar dolaştık
yüzlerce insan
onlarca şehir gördük
bazen durduk
bazen yürüdük
binlerce güzellikler
binbir renkli çiçekler...
yalçın kayalıklar gördük
Gece oldu
heryer karanlık doldu
durmadık yılmadık
AY ışığında yolculuk ettik
yıldızları,ayı seyrettik
Torosları aştık
artık şehre yaklaştık
gecenin içinden
binlerce ışıklı
ANTALYA yı gördük
Sabah oldu
üstümüze güneş doğdu
kalbimize bir sevinç doldu
Bisikletim ve ben
şehri gece gördüğümüz yöne
döne,döne
dağların yamacına çıktık
Hava güneşli
yeryüzü aydınlık
ve yüzüme çarpan
serin bir rüzgar
Şehir bütünüyle
cap canlı karşımda şimdi
önümde sonu görülmeyen bir deniz
ağaçlar arasında yüzlerce ev
dağlar sanki birer dev
Görünen manzara eşsiz
karşımdaki yeşilliklerden bir deniz
böyle biryer az bulunur bu devirde
sanki binalardan çok ağaç var bu şehirde
ANTALYA yı seyrediyorum
gözlerim açık
heryer net açık
yüzüme değen serin bir rüzgar
gözlerime değen koca bir şehir
deniz akdeniz
suları mavi deniz
şimdi Antalyayla
gözlerim ve ben bizbizeyiz
09.22.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 2 (Çitlenbik ağacı)
Antalya yollarında
bisikletle 4.gün
224 km
Almanı,Türkü,İngilizi
yetmiş millet bir arada
sevgi,kardeşlik,dostluk
barış içinde
hepsi bir,Antalya da
Kale dibinde
Karaalioğlu parkındayım
çamların arasında
denizin bir yanında
çitlenbik ağacının yanındayım
Bir dilek ağacı bu
sevgililerin birbirlerine
kavuşmayı diledikleri
dallarına birşeyler bağlamışlar
önündeki levhanın dediğine göre
70 yıl önce gelmişler bu şehre
70 yıl önce fotoğraf çekinmişler
çitlenbik ağacının önünde
şimdi yaşarlarmı bilmem ama
70 yıldır aynı güzellikte duruyor deniz
ve çitlenbik ağacı
taşların içinden türkü sesleri gelmekte
insanı maziye götürmekte
ve parkın her köşesinde dinlenmekte
Deniz kenarından gidiyorum
yeşillikler içinde Laraya
mavi seyre doya,doya
Düden şelallesindeyim
suyun engüzel olduğu
yerlerden bir yerdeyim
Yarab su bukadar güzelmiydi
sanki bulutlar yere akıyor
bembeyaz rengiyle
su denize akıyor...
Uçurum dibindeyim
hala Düden şelalesindeyim
su denize kavuşuyor
benimse...
gözlerim böyle bir güzellikle buluşuyor
Bırakmıyor su sanki beni
gözlerim sanki bir hayal aleminde
suyun suya kavuşmasının seyrinde
binlerce damla bir olmuş
büyük bir hızla denize gidiyor...
Kelimeler kifayetsiz
kalem yetmiyor
bu güzelliği görmek gerek
bu sesi duymak gerek
rüya gibi birşey bu
görmeden,duymadan olmuyor
mısralar yetersiz
kalem anlatmaya yetmiyor
24.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 3 (Turistleri gören çocukların sevinci)
Antalya yollarında
bisikletle 5.gün
258 km
Vakit dün
kalem şimdi dünü yazmakta
Konyaaltı plajını gören tepeden
sahile bakış
Bugün hava bulutlu
rüzgar daha serin
güneş önümde
bulutların arasında
Deniz sol yanımda
dalga,dalga
vuruyor sahile
insanlar denizde
sevinçten çığlıklar atmakta
Dağlar sisli esrarengiz
bir süre seyrediyorum
denizi ve plajı
serin esen rüzgarla birlikte
Tekrar yola çıkıyorum
şehrin derinliklerine
Yer Atatürk spor salonu önü
ve mutluluk anı
Işıklarda durmuş
bir öğrenci servisi
içinde erkekli,kızlı çocuklar
biraz ilerimde turistler var
Türk bayrağı motifli
tişörtler giymişler
arabadaki çocuklar gülüşerek
Hello,Hello,Hello
diyorlar turistlere
turistlerde onları görünce
ellerini sallayarak
Hello,Hello,Hello
dediklerinde
çocukların yüzlerindeki
sevinci,mutluluğu
görmeliydiniz
İşte bir merhabaylada olsa
iki medeniyet arasındaki
giriş kapısını açan söz
Hello ve yahut merhaba
en doğrusu ve en güzeli ise
Selamunaleyküm
Bazen birçok şey
bir merhabayla başlar
bazense bu başlangıç
ömür boyu süren mutlulukların
kapısını açan anahtardır
Evet mutluluğun başlangıcı
ve medeniyetler arasındaki
diyaloğu başlatan kelime
herne dille olursa olsun
merhaba
Sizede merhaba
ve tüm dünya insanlarına
MERHABA...
25.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 4 (Şehrin görünmeyen yüzü)
Antalya yollarında
bisikletle 6.gün
286,5 km
Şehrin görünmeyen yüzü
sakınola burayı
mutluluk diyarı sanmayın
açta var açıktada
ekmeğini çöp toplayarak kazananda
sabahtan akşama kadar
havanın sıcaklığıyla beraber,döner satanda
Hayat bu acı ama gerçek
şehrin bir yanı zengin
bir yanı gece konduda fakir
bu fakirlik
denizden dağlara doğru artmakta
Fakir bir lokma ekmek derdinde
zenginse daha çok lüks
ve yer gezmek derdinde
Komşumuz aç iken
tok yatmamız bize helal değil
verilen bu nimetler
yanlız bize değil
Şiir bir tercümandır
görmemiz gerekenleri anlatan
karanlık sayfaları aydınlatan
Yer Adrian kale girişi
bir ağacın kenarına yapılmış
bankta
surların taşlarını
ve kapı işlemelerini izleyerek
arkadaşlarımı bekliyorum
okadar çok kişi geçmişki kapıdan
yerdeki taşlar bile aşınmış
kapının önünde fotoğraf çekinen
yerli ve yabancı turistler var
Bir anda
acı bir firen sesi kaplıyor ortalığı
aman ALLAH’ım bir kaza
otomobil bir çocuğa çarpmış
araba bu şeritte
çocuk çarpmanın etkisiyle
karşı şeritte
etrafta bir koşuşturma
bir heyecan bir kalabalık
adamın birisi
hemen çocuğu kucağına almış
hastaneye götürmek için
arabaya götürmekte
giden bir can
kalpte heyecan
yarabbi ona acı
simitçi anlatıyor
çocuğun kolu kırılmış morarmış
arabanınsa ön kaputu
çarpmanın etkisiyle yamulmuş
çocuk götürüldükten sonra
biraz sonra
geç olmasada ambulans geldi
çocuk şuan ne halde
nasıl bilmiyorum
ama ona
ALLAH’tan
acil şifalar diliyorum
Evet
biraz sonra ne olacağımızı bilen varmı?
bu soruya verilecek yanıt
tabiki hayır
ölüm bize bizden yakın
Şimdi bu günü yaşayalım
ve yaşadıklarımızdan
ibret ve ders alalım
ve yarın olmayabilircesine
yarına hazırlıklı olarak yaşayalım
26.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 5 (Yolculuk Belek’e)
Antalya yollarında
bisikletle 7.gün
354,5 km
Yolculuk var yine
uzakça biryere
pedal çevire,çevire
çıktık yola
hedef belekte bir otel
yol uzunca
60 km kadar
hani kışın domatezimizin
biberimizin yetiştirildiği
seraların yanından geçiyoruz
asfalt düzgün yol güzel
buralarda ençok renk yeşil
ve yolkenarlarında sazlıklar
bunların bazılarının boyları
üç,dört metreyi buluyor
sanki heryolun yanında akan
bir akarsu
buna şehrin çoğu yerinde rastlıyorum
su bizim sağımızda
biz suyun solunda
beleke doğru hızla gidiyoruz
vakit öğle hava sıcak
hava alanının yanındayız
hava alanın
uçakları gören bir bölümü
büyük bir kuş gibi
kocaman bir uçak
korkunç sesler çıkartarak
göğe yükseliyor
evet bu muhteşem birşey
evet,evet şimdiyse dev gibi bir uçak
üzerimizden geçerek
bir kuş gibi süzülerek
hava alanına inişe geçiyor
bu benim bir yolcu uçağını
ilk defa yakından görüşüm
muhteşem birşey
yolculuk devam etmekte
tarlaların ve çam ormanlarının yanından
olamaz bir pamuk tarlası
kadınlar pamuk topluyorlar
belkide pamuktan nasırlaşmış elleriyle
burası antalya
her şehirden bir örnek var bu şehirde
yol kenarını seyre ve yola devam
kadriye ilçesine girmek üzereyiz
yol kenarlarındaki küçük tepecikler
deniz çakıllarından oluşmuş
halbuki daha denize
yirmi kilometre kadar var
bu bana nuh tufanını anımsattı
hani Nuh aleyhisselam
büyük bir gemi yapmıştı
ve yeryüzünden
erkekli dişili bütün canlılardan
birer tane gemisine almıştı
ve Nuh aleyhisselama inanmayanlar
yeryüzünün sular altında kalmasıyla
suda boğularak ölmüşlerdi
evet bu çakıllı tepecikler
o tufandan kalmamı acaba
bu deliller tufanı destekliyor
hattaki ben memleketimde
kendi evimin hafriyatında
karşılaştım bu çakıl taşlarıyla
hadi deniz burda
yirmi kilometre yakında
benim evime en yakın deniz
yüzelli ikiyüz kilometre
evet işte
bir delil bir ihsan daha
yolculuk devam ediyor
kadriyeye hoş geldiniz
tabelasının altından geçerek
sol yanımızda
turistler için
bir alışveriş köyü kurmuşlar
acelemiz var gezemiyoruz köyü
kavşaktayız
karşımız orman
çam ağaçlarıyla kaplı
okadar sık dikilmişlerki
belki çoğunun dipleri güneş görmüyor
ilerliyoruz
sol tarafımızda yüzlerce villalar
sağ yanımızda
onlarca dönüm golf sahası
her santimi çimle kaplı
oldukça lüks bir otel
ve son durak
son söz
yaşayan yaşıyor
sen,ben bütün insanları
herşeyi yaratan yaşatıyor
27.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 6 (Suyun suya kavuşması.Lara plajı)
Antalya yollarında
bisikletle 10.gün
474 km
SUYUN,SUYA KAVUŞMASI
Denize gidiyorum bugün
çöldeki bir insanın suya kavuşması gibi
denize olan hasretim
10 gündür bu şehirdeyim ama
daha tam olarak denize girmiş değilim
Antalya yollarında ilk gündü
konya altı plajına inmiştim
Yıllar sonra işte o gün
su,suyla buluştu
su suya kavuştu
küçük,küçük dalgalar vardı denizde
su sanki ocakta ısıtılmış gibi sıcaktı
yüzme bilmediğim için
sadece denizin kenarında
dalgalar arasında yürüdüm
Denize ikinci kavuşma
Lara plajını arıyordum
sanki çöldeki bir aşık gibi
demişlerdiki onun için
ince kumlu,hani filmlerdeki gibi bir yermiş
Ve şimdi onu bulma uğruna 35 km
son büyük otele kadar gittim
hani o reklamlardaki büyük otelleri de gördüm
yol boyunca bana dedikleri
ben Larayı sorduğumda
onlar ileride,dahada ileride dediler
onlarmı yanlış söyledi benmi yanlış gittim
gittikçe uzaklaşıyordu sanki Lara benden
ve sonunda yol denizden içeriye döndü
son birkez
yoldan geçen birisine sordum
Lara plajı nerede?
sen Larayı geçmişsin kardeş
Lara geride kaldı
benmi Larayı geçtim,Laramı beni geçti
o gün Lara plajını bulamadan
90 km yol dolaştıktan sonra eve döndüm
Eve dönünce arkadaşlara sordum
Lara plajının yerini tam olarak öğrendim
ertesigün yol,iz bilir bir şekilde
Laraya doğru yola koyuldum
evet karşımda lara tabelası
insan tabelaya baktığında
sahili görmediği için
daha ileri,ileri gidiyor
ama deniz ileride değil
tabeladan geri gelindiğinde imiş
artık yol bulundu
suyun suya kavuşması yaklaştı
önümde aşşağıya inen düzbir yol
ama ne oldu yol ikiye ayrıldı
tabela yok
şimdi sağamı gideceğiz yoksa solamı
içimden bir ses sağa dedi
sağ yoldan aşşağıya indim
ve yeşil bir kapıdan
uçsuz bucaksız denize geçtim
evet burası Lara günlerdir aradığım plaj
burası plajın başlangıcıydı
deniz güzeldi her yaratılmış gibi
ama sahil kısaydı
ileriye doğuya gitmeliydim
Laranın devamını görmeliydim
sora,sora buldum uzun sahili
yüzlerce metre uzunluğunluğundaki
evet kum tane,tane ince,ince
sahilin sonu görünmüyor
hemen ayakkabılarımı çıkartarak
sıcak kumlar üzerinde denize ulaştım
hani filmlerde görürüzya
dalgaların şekillendirdiği
tertemiz düzgün bir sahil
çocuklar gibi seviniyorum şimdi
ve dalgalar ayaklarıma vuruyor
ayaklarım kıyıda...
küçük dalgalar arasında dolaşıyor
birkaçyüzmetre dolaşıyorum
dalgalarla karışık sahilde
geriye dönüp baktığımda
başladığım yerden baya bir uzaklaşmışım
evet su,suya kavuştu ve insan suyla buluştu
Ve birkaçgün sonra
yeniden Laraya geliş
bugün kararalıyım denize gireceğim
hiç yüzme bilmesemde
ve akdenizin sıcak sularına
bırakıyorum kendimi
denizin içerisinde uçarcasınayım şimdi
ve kalbimde bir huzur bir sevinç şimdi
30.09.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 7 (Antalyada Karaali oğlu Parkında İlhamın gelmesini bekliyorum)
Antalya yollarında
bisikletle 11.gün
532,5 km
Yine Karaalioğlu parkındayım
vakit akşam
güneş batmak üzere
çitlenbik ağacının önünde
denizi gören bir bank üzerindeyim
yazmak için İlham ın gelmesini bekliyorum
Hani derlerya,deniz çarşaf gibi dümdüz
küçük,küçük kıpraşıyor
dalgalar halinde
turistler geçiyor önümden
güneşin doğduğu yöne doğru
İki bank ötemde iki sevgili
ve çitlenbik ağacının yanında
bir ikisi daha
beş ihtiyar geçiyor karşımdan
hepsi yan,yana aynı adımla
yüzlerinde yılların çizgileri
ve saçlarında aklarıyla
Dağlar havadaki nemden
esrarengiz bir hal almış
büyülü bir güzellikte şimdi
güneş dağın son zirvesinden
Antlayayı terkediyor
kimbilir hangi diyarlara gidiyor
gözlerimse bu güzel manzarayı seyrediyor
Bir tekne geliyor denizden sahile
ahşap gövdesiyle
kimbilir kaç kişiyle
önümden bir turist kafilesi geçiyor
hepsi bir biri ardı gidiyor
Güneşin batmasıyla beraber
gece ve serinlik çöküyor havaya
artık dönüş vakti
bir günü daha hayattan
maziye uğurlayış vakti
görüyorsun ilham,sen gelmedin ama
kalemim ve ben
yine günü yazdık
yine hayattan yazdık
bu boş satırlara
02.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 8 (Dört dağcı bir yolcu)
Antalya yollarında
bisikletle13 gün
604 km
Yer yine Antalya
vakit öğlen
güneş üstümüzde
kıpkızgın haliyle
hava sıcak
yolculuk var yine
denizden yükseklere
şehirden dağlara
Doyran köyüne
batıya
saklıkent yoluna
beş arkadaş
dört dağcı
bir yolcu
bisikletlerle
yolcu benim burada
her fani gibi
yolcu hepimiz
yolcu biz
dağcı yolcu
taşçı yolcu
yolcu yolcu
hancı ise zaten belli
ezelden ebede temelli
bir cenaze aracı geçiyor yanımızdan
kapısında son görev yazıyor
evet son görev cenaze hizmetleri
ben fani
o fani
dünya kimin hani
mülk sahibinin
mülk yaratanın
mülk kainatı ayakta tutanın
bir mezarlık sol yanımızda
büyük şehir mezarlığı
akılda bir düşünce
akla ölüm düşünce
şuan kimbilir yeryüzünde
kaç canlı doğmakta
ve kaç canlı ölmekte
hızla geçiyoruz mezarlığın yanından
ölüm bizi durdurmadan
yol üstünde bir köprü
bir kuru nehir yatağı
içinde iri,iri çakıl taşları
ve azbuçuk biraz su
suyun aktığı yer
pamuk kaleye benziyor doğrusu
dört dağcı
bir ben yolcu
devam ediyoruz bisikletler ile
saklı olan saklı kente doğru
sağımızda portakal bahçeleri
daha yeşiller olmamışlar belli
solumuzda bir köpek havlıyor
çözseler bizi tutacak belli
Doyran küçük bir yer
yoldan görünen
birkaç ev ve birde cami
sağlık ocağıda var hani
Doyran çıkışı piknik alanları
ve yüzlerce çam ağaçları
yakmışlar ateşleri
çeviriyorlar belki piliçleri
orman girişi
sağımızda bir türbeli mezarlık
önünde bir çeşme
gelde bu sıcakta içme
kana kana içiyorum akan sudan
gidiyorum kapatmadan
banada önceden açık bıraktıklarından
arkadaşlar beş dakka mola
burası zirve başlangıcı
dağın ilk yamacı
birkaç metre daha çıkıyorum yukarı
bir ting sesi
bir tel kopmuş canttan
benim için yolun sonu
onlar için daha başı
gidin diyorum onlara
ben dönerim geriye
siz gidin ileriye
zirve uzak 33 km rampa
ben ve bisikletim yanlız kalıyoruz
Doyran benti yanında
çam ağaçları altında
bir tamir bir bakım
artık yolculuğa hazırım
biraz önce bir yol ayrımı vardı
yolun sol yanında
ormanın içine giden
girdim oradan içeri
kattım tozu dumana
bir dağ yolu bu yol
sol yanımda portakal,nar bahçeleri
burası Antalyanın gizli bahçeleri
duruyorum yolda aniden
bilin bakalım neden?
karşımda harnup
keçi boynuzu ağacı
binbir derde şifa
ve hernevi hastalık ilacı
görmediğim yerler gördüm
bazen sürdüm bazen yürüdüm
evet yol sonu
karşımda koca bir yamaç
ve bent yapımında çalışan işçiler
yolun sonu,ileri geçiş yok
dönüyorum geriye pedal çevire çevire
geldiğim yöne
heryer toz toprak
ve yerlerde yaprak
artık asfalta ulaştım
etrafa sessizce baktım
ve eve doğru yol aldım
Kalem bitti şiir bitmez
belki yaşananlara kağıt yetmez
bugünlük bukadar ola
yarın sabah ola hayrola
04.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 9 (Antalyada yağmur var)
Antalya yollarında
bisikletle15.gün
665 km
Bugün hava yağmurlu
kara bulutlu
dışarıda yağmurun sesi
ve toprak kokusu
Her yağmur tanesi
bir melek tarfından
yeryüzüne bırakılırmış
ve her yağmurun
düşeceği yer
Levhi’mavhuz da yazılıymış
Evin önündeki limon ağacı
ve yantarafındaki
o güzel pembe,beyaz güller
suya kavuştu bugün
Antalya da yağmur var
yeryüzü kirlerinden arınıyor
temizleniyor bugün
Komşu bahçelerinde
zeytin ve nar ağaçları
yağmurlarla yıkanıyor
çiçekler suya kavuşuyor bugün
Horozlar ötüşüyor
tavuklar gıdaklıyor
gökyüzünden
melekler iniyor bugün
Horozlar melekleri
gördüklerinde öter imiş
burada gece gündüz
horozlar ötüyor hergün
Bugün yağmur geldi Antalya ya
radyomda bir şiir
okuyan ve yazan aynı şair
keşke eskisi gibi olsa herşey diyor
ve eski günleri anıp
o günleri yad ediyor
Geçmiş geri gelmez bilirim
ama yazdıklarım
gelecek kuşaklara
sizin sayenizde ulaşacak bilirim
06.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 10 (41.Antalya film festivali)
Antalya yollarında
bisikletle16.gün
682,5km
41.ANTALYA FİLM FESTİVALİ
10.Antalya şiirini sizlere
yazdıktan biraz sonra
Kafeden çıktım dışarıdayım
ışıklar caddesine doğru gitmekteyim
bugün hava kapalı
yağmurdan sonraki hal
Caddeler insanlarla turistlerle dolu
lisanlar farklı
ama bedence ruhça herkez insan
ve kardeşçe bir arada yaşıyorlar yine
yine hadrian kapısı önünde
ağacın etrafına yapılmış
bankın üzerine oturmuş
çevreyi izliyorum
Hadriyan kapısının tam karşısında
bir Cami
ve caminin kapısında büyükçe bir yazı
(DİNDE ZORLAMA YOKTUR)
(İBRET OLARAK ÖLÜM YETER)
hadisişerif
ve altında din görevlileri haftası yazıyor
ibret olarak ölüm yeter
dünyadaki hayat ölümle biter
ve bir ayet daha bunuda ben ekliyorum
(HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR)
her canlı ölümü tadacaktır
Oturduğum yerin sol yanında
iki kişinin sohpetine kulak misafiri oluyorum
kapının yanındaki çeşmeden su içerken
anlatan kişi elli altmış yaşlarında
ak saçlı birisi
dinleyen ise otuz otuz beş yaşlarında
yanyana bir bank üzerinde
dini bir sohbet bu
yaşlı adam anlatıyor genç ise
büyük bir dikkatle dinliyor
Yine turistler var hadrian kapısının önünde
resim çekiniyorlar birbirleriyle
birisi evet birisi bir bayan turist
fotoğraf makinesini Camiye doğrulttu
ve resmini çekti
ve bu resmi yıllarca saklayıp
ülkesindeki arkadaşlarına göstereceğini
tahmin ediyorum
keşke resmi çekmekle yetinmeyip
caminin içine girse ve bu zamanda
zor bulunur ama yabancı dil bilen
bir cami görevlisinden İslamiyeti öğrense
ve gerçeklerin farkına varıp müslüman olabilse
ve o camide iman etmiş olarak namaz kılabilse
Kalkıyorum yerimden
dönüyorum geldiğim yöne
bisikletim ve ben yürüye yürüye
dedimya bugün şehir kalabalık hava kapalı
insanlar denize değil bu fırsattan
istifade şehri dolaşmaya çıkmışlar
çevremde binlerce farklı yüz
ve değişik lisan
ama hepsi,hepsi insan
Batıya doğru gidiyorum
Antalyanın en güzel yerlerinden bir yere
konya altı plajının üst kısmında bulunan
belki elli dönüm arazi üzerine kurulmuş
Hasan Subaşı parkına
bir küçük kapıdan giriliyor
otelin altından olan girişinde
o kapı ki girdiğiniz an yeşil her bir yan
büyükçe farklı kesilmiş
taşlarla döşemişler yerleri
ve masmavi denizi gören banklarla
donatmışlar herbir yeri
bugün hava serin havada nem yok
deniz ufka kadar net gözüküyor
mavi denizle mavi gök birleşiyor
iki gemi var liman tarafında
koskoca demir gövdeleriyle
deniz dalgasız neredeyse dümdüz
plajsa hava nedeniyle bomboş
gözlerim yine batı tarafındaki dağlarda
dağlar yine esrarengiz yine farklı açıdan
değişik güzellikte görünüyorlar
bu eşsiz manzarayı seyrettikten sonra
ilerliyorum
sanki amazon ormanları gibi olan
parkın içine
insanlar banklarda oturup denizi seyrediyorlar
kimisi arkadaşıyla kimisi sevgilisiyle
iki küçük köprü var yol üzerinde yan yana
küçük bir dere yatağının üzerinde
bu dere yatağı falezlerden aşşağıya
konya altı plajına çok güzel bir şekilde
küçük bir şelale olarak akıyor
Bir kaçtane yol var şuan önümde
parkın derinliklerine giden
hangisine gideceğimi şaşırıyorum
ben deniz dibinden giden yolu seçiyorum
ve denizi seyrede seyrede
parkın içinde ilerliyorum
küçük bir gölet yapmışlar parkın içine
küçük şelaleriyle
ve etrafında sazlıklar ve ağaçlarıyla
geçen gün yine buralardaydım
dört tekerlekli bisikletler var buralarda
bir aile çoluk çocuk bu büyük bisikletlere binip
parkın ve küçük gölcüğün üzerindeki
köprüden geçip dolaşabiliyorlar
Biliyorsunuz
41. Antalya altın portakal film festivali
var burada
festival bu parkta yapılıyor
AKM de Atatürk kültür merkezinde
biraz önümde taştan yapılmış
üzerinde ve etrafında su akan
içi lokanta olarak kullanılan bir piramit
ve onun önünde büyük cam piramit
Festivalle birlikte el sanatları fuarıda var burada
onlarca değişik ülkeden onlarca satış yeri ve stand
Antalyalılar ve turistlerin çoğu burada
standları parkı festivali geziyorlar
AKM ye doğru stanların yanından
yukarı çıkıyorum
AKM nin önüne gelip
bisikleti uygun biryere kilitliyorum
kameralar foroğrafçılar bir ünlünün resmini çekiyorlar
hayranlarıyla beraber
biraz ilerimizden Aykut Oray bizimkiler dizisindeki
katil lakaplı sanatçı geçiyor insanları selamlayarak
kapıdan içeriye AKM ye giriyorum
dedektörlü kapıdan
burası film salonlarıyla dolu
birinci katın sol tarafında
rusyanın değişik yerlerinin resimleri asılı
sağ yanında ise
en güzel Antalya resimleri var
Sergiyi gezdikten sonra
üst kata çıkıyorum
salonun orta kısmında eski türk sinemasının
ünlü kadın oyuncularının resimleri
en güzel yüz ifadeleriyle
neredeyse gerçek yüz boyutunda
Bir müzik var içeride yankılanan
insanı mest ediyor kendine çekiyor
ve küçük beyaz bir perdede
eski türk filmlerinden
kısa özetlerle film gösterimleri yapılıyor
resimlerin ve film perdesinin karşısında
büyük,deriden yapılmış
koltukların birisine oturuyorum
ve başlıyorum eski film müzikleri eşliğinde
siyah beyaz filmleri seyretmeye
Müzik öyle güzel uyuyorki filmlerin havasına
insanı o günlere götürüyor
evet karşımda Cüneyt Arkın ve Türkan Şoray
birbirlerine sarıldıkları bir sahne
siyah beyaz karelerde
Eski bir keman sesi ve dalga dalga film karesi
akıl mazide yıllar film şeridinde
gözler beyaz perdede
karşımda Aliye Rona
pala bıyıklarıyla rahmetli Hulisi Kentmen
hani o eski filmlerin çekildiği
ortasından merdivenlerle
üst kata çıkılan salon
ve Hülya Koçyiğit bir deniz kıyısında
bir de beyaz gelinlikle
ve yılların oyuncusu Fatma Girik
o güzel yeşil gözleriyle
Adile Naşit,Uğur Dündarla olan sahnesinde
tülbentli baş örtüsüyle
ve başka bir sahne Münir Özkulla tartıştığı
hani turşu sattıkları dükkanda
evet Cüneyt abi Fatma giriğe sarılmış
eski osmanlı üniformasıyla
vaybe cüneyt abi gençliğinde çok yakışıklıymış
kızların peşlerinden koşar kalplerini çalarmış
Kalem sustu
şimdi gözler seyrediyor
kulak bu müziğin büyüsüne kapılmış
eski günleri yadediyor
sahne Ayhan Işık ta
boğazı gören bir tepede iki sevgili olarak
başında kırmızı fesiyle
Ve film bitti müzikte
görevli geliyor tekrar açıyor filmi ve müziği
bir daha dinliyorum
ve tekrar seyrediyorum beyaz perdeye
yansıtılmış eski türk filmlerini
saat epey geç oldu güneş batmaküzere
kalkıyorum geniş deri koltuk üzerinden
gösterimi iki kez seyrettikten sonra
biraz daha etrafı dolaşıyorum
Olamaz
görevli yeniden açmış salondaki
beyaz perdeyi ve müziği
bir müddet öylece merdivenlerin başında
kalakalıyor ve müziği dinliyorum
gözlerim şuan etrafı görmüyor
gözlerim duyarak görüyor
bıraksalar belki sabaha kadar dinlerim o müziği
ama dönüş vakti
bir günde
böyle sona eriyor Antalya yollarında
bakalım yarın ola hayrola
06.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
ANTALYA ŞİİR leri 11(Savaşın vahşeti resim sergisi)
Antalya yollarında
bisikletle18.gün
705,5km
Şehre güneş geldi
yeryüzü aydınlık bugün
bir yolculuk var yine
uzaklara değil şehrin içine
bir parka o park ki
banklarında oturup
seyri sefa yapmak için değil
insan oğlunun çektiği ızdırabı
acıyı görmek için
Parkın adı
Aydın Kanza parkı
bir resim sergisi var burada
08/10/2004 -15/10/2004 arası
yerel bir radyodan öğrendim
bu sergiyi,resim sergisini
sergi şuan işgal altında olan
ıra-ktaki Müslüman kardeşlerimizin
resimleri üzerine açılmış
Yer çok köşeli ahşap
ağaçlar arasında tek katlı bir bina
iki,köşeli direkler arasından giriyorum içeriye
vahşetin zulmün resimlerini görmeye
içerisi ölüm kokuyor sanki
ve resimlerde ölümün izleri
Yarab bu ne hal
bir küçük bebe
vucudu çırıl çıplak yanıklar içinde
bir diğer resim bir diğer resim daha
bir ıraklı sivil
arabasının içinde öldürülmüş
ölmek yetmiyormuş gibi
birde alevler içinde yanıyor
Sizlerde televizyonlardan görmüşsünüzdür
insanlara cinsel taciz resimleri
bunları bir insana bir insan yapamaz
bunları yapan insan dışı bir yaratık
bir mahlukat olmalı
Bir resim daha
üzerine karalar giydirilmiş yüzü kapalı
bir ıra-klı ellerinden elektirik verilerek
işkence ediliyor
Ve bir mektup büyükçe bir afişe yazılmış
ıra-klı kadın mahkum Nur un mektubu
mektup diyorki
bizleri ALLAH için öldürün
diyerek başlıyor mektup
hapishanedeki kadınlara ve erkeklere
yapılan işkence yetmiyormuş gibi
birde Müslüman din kardeşlerimizin
bedenlerini hayvani arzularına araç edip
tecavüzlerde bulunmuşlar
hapishaneden tüm dünyaya sesleniyor
ıra-klı Nur
bizleri ALLAH rızası için öldürün
bu işkence bu zulüm dayanılmaz boyut hal aldı
yaptıkları işkence yetmiyormuş gibi
bedenlerimizi de kirlettiler
bizleri ALLAH rızası için öldürün
Söyleyin
hangi din,hangi millet,kabul eder bu zulmü
bu insanlık dışı vahşi suçu
göz yaşlarımı zor tutuyorum
yarab bu ne hal
bir insan bir insana bunu yapar mı
hiçbir Müslüman türk soyu
şimdiye kadarki savaşlarında
savaşı kazandıktan sonra o şehrin
kadınlarına kızlarına ırzlarına
namuslarına insanlarına
dokunmamış ve işkence etmemiştir
bu görüntüler karşısında
insan olduğumuzdan utanmak gerek
bu vahşeti yapanlar insan değil
başka bir mahlukat olması gerek
Vücudum tir tir titriyor
şimdi içimde öfke ve üzüntü
ve dua etmekten başka bir şey
yapamamanın acizliği
içeride bir stand kurmuşlar
vahşetin fotoğraflarının
basılı olduğu posta kartlarının satıldığı
bu kartlardan her biri
dünya çapında farklı yerlere gidiyor
birisi birleşmiş milletlere
birisi
Avrupa insan hakları mahkemesine
Birisi
Vahşetin sorumlusu
Bu -s a
Yan masada Türk telekom görevlileri
bu kartları adreslere yollamak için görevlendirilmiş
Bir genç geldi masanın yanına
ne yapabiliriz ıra-klılar için
Müslüman kardeşlerimiz için?
Görevli
bu kartları yollayarak
tepkinizi gösterebilirsiniz dedi
sonra bende söze katıldım ve dedim ki gence
DUA et duadan başka yapabileceğimiz bir şey yok
Ağlıyorum ama içime akıyor göz yaşları
içimi yakıyor insanların halleri
ben daha resimleri görürken
bu halde tir tir titrerken
oradaki insanlar ne yapsın?
ne yapsın?
Bir kalemimiz var savaşa karşı
yeryüzünde savaşlar başlatacak
ve yeryüzündeki savaşları bitirecek bir güçte
bu kalem öyle bir şiir,dua yazmalı ki
yeryüzündeki savaşlar bitsin kesilsin
Haydi bütün şairler el ele kalem kaleme
yeryüzündeki savaşları durduracak
bir şiir bir dua yazalım
ve bu şiiri duayı bir daha
yeryüzünde savaşlar zulümler
olmasın diye yeryüzüne dağıtalım
haydi
insanlar ölmesin
yavrular,bebeler yetim kalmasın acı çekmesin
her şey insanlık için
huzur barış kardeşlik için
yeryüzünde kardeşçe insanca yaşamak için
haydi el ele kalem kaleme
savaşları durduracak şiiri duayı yazalım
10.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
EVE DÖNÜŞ YOLCULUĞu 1
DÖNÜŞ VAKTİ
Antalya yollarında 22 gün
900 km sona erdi
Not:Benim için önemli olan
kafiyeli şiirler yazmak değil
Doğru ve hayattan alınmış
Gerçek kelimelerle
İnsanları bilgilendirmek
ve insanların bir 30 yıllarını
boşa geçirmeden gerçekleri
bulmalarını sağlamaktır
Unutmayalım ki bir hayatımız var
ve bu hayat son düzlüğünde
ve bitiş noktasına hızla yaklaşmakta
geri dönülmeyen bir kapıdayız şuan
ve sonsuza yolculuğumuz sürmekte
haydi günü yaşayın,iyi ve doğru olarak
hayatın gerçek gayesini yakalayarak
DÖNÜŞ VAKTİ
Sabah 8:45 de ulaştım garaja
9:30 a alabildim memlekete bileti
biraz sonra yolculuk var
yolculuk doğduğum yere memlekete
Otobüsteyim
son bir kez Antalya nın seyrindeyim
hoşça kal Antalya hoşça kal
havada birkaç bulut ve Antalya sıcağı
şimdi kızgın çöllerden
soğuk Memleketime gidiyorum
kalemim ve ben Antalya yı terk ediyorum
Otobüs hareket ediyor
ya ALLAH ya BİSMİLLAH
saat:9:30…48 saniye
hoşça kal Antalya
Döne,döne çıkıyoruz
hani o ilk günkü virajları
çamların arasından döne,döne
yoldaki dönüşlerin en yükseği
ilk Antalya şiirini yazdığım yere
son bir kez bakıyorum göz ucuyla şehre
son Antalya görüntüsünü göre,göre
Artık yukarıdayız
yeşil bayırların yanından geçiyoruz
etrafımızda geniş düz bir ova
keçiler var yol kenarlarında kara,kara
birisi topallıyor rahatsız
sağımda mısır tarlaları
yolda,iki şerit arasında palmiye ağaçları
ve sağımız solumuz zeytin ağaçları
ağaçların bitimleri büyük dev kayalıklar başlıyor
bir vadiden geçiyoruz şimdi
Afyon tabelası:250 km
Evet şimdi torosları çıkıyoruz
kayalara açılmış yollar üzerinde
kale burçları gibi burçlar gözüküyor
çıkacağımız yol kenarlarında
otobüs hızla yükseliyor
dağların zirvesine doğru
Çubuk beli rakım:925 metre
38 dakika oldu yola çıkalı
neredeyse 0 metreden çıktık 925 metreye
şimdiyse aşşağı doğru iniyoruz
sağımızda ormanın altında küçük bir köy
Dağbeli köyü
yolun sağında ve yol kenarlarında
belki 500 tanelik siyah keçi sürüsü
ne çok keçi var burada bir sürü daha
bir sürü daha e bir tane daha
ALLAH’ım, yarabbim
yolun sağ tarafı hep siyah keçi sürüsü
içlerinde birkaç beyazlarıyla
İlerde sağda dağ dibinde bir küçük Cami
ve hala yolun sağ tarafında keçiler
yol kenarında kadının biri eşeğe odun yüklemiş
yalnız eşek önden gidiyor
kadınsa eşeğe yetişmeye çalışıyor
ve Uğurlu kasabasından çıkıyoruz
Karapınar dayız daha girişte 3 kahverengi keçi
kavgamı ediyorlar oyanşıyorlarmı belli değil
ve yolun sağ tarafında tuğla fabrikaları
önlerinde kesilmiş büyük mermer blokları olan
mermer fabrikaları
Bucaka giriyoruz yolun sağında bir yer
Şehir çoğunlukla yolun sağ tarafına kurulmuş
dağlara yanaşık
28500 nufuslu küçük bir yer
Çaltıkbeli rakım 1225 metre saat:11:15
ve uzunca bir aradan sonra Burdura giriyoruz
şehrin içinde dolaşa,dolaşa ilerliyoruz
garaja girdik 15 dakika mola yolcu alınacak
saat:1:30 Burdur dan çıkıyoruz
sağ tarafta bir tabela deprem evleri durağı
sol tarafımızda 3 şerefeli minare ufkunda
büyükçe bir göl ve karşı kıyıda bir şehir
ve Afyon 157 tabelası
gölle yol arası yüzlerce kavak ağacı
ve ismini bilmediğim ağaç çeşitleri
göl kenarı boz beyaz
evler ağaçların arasına karışmış
yolun sağ tarafın da çamlarla kaplı tepeler
sol yanımda gölün suları çekilmiş uzantısı
ve Isparta il sınırı
Gölbaşına giriyoruz
yolun sol yanında birkaç sera ve fabrikalar
ve sağında taş ocakları
bir küçük otobüs geçiyor yanımızdan
bir hacı otobüsü hacıların başlarında
ay yıldızlı fesleri var
otobüsün önündeyse şanlı Türk bayrağı
sol tarafta kaza olmuş otomobil yan yatmış
tabela Keçiborlu 4 km Afyon 128
ve Keçi borlu başlıyor
yolun sağ kenarı kavak ağaçları
ve küçük üçer kat civarı evlerle dolu
Keçiborlu çıkış
sol yanımızda tiren yolu kenarlarında
söğüt ve iğdeye benzer ağaçlar
Uzaklarda büyük,taştan
üzeri ağaçlarla bezenmiş bir dağ sırası
İncesu dayız yolun sağ yanında
Almancının yeri gözleme evi
önünde içi sanırım samanla doldurulmuş
gözleme yapan kadın ve erkek kuklalar
Afyon Sandıklıya giriş
yolun sağ yanında pancar tarlaları
ve sıra,sıra kavak ağaçları dağlarsa dumanlı
şehrin içindeyiz karşımızda
HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN
tabelası kaşılıyor bizi
hoş geldin ya şehri RAMAZAN
hoş geldin
Otobüs ani bir firen yapıyor
bir biçer döver sol şeride geçmeye çalışıyor
ben hala yazıyorum kalemi bırakmıyorum
çünkü ne gelirse ALLAH tan gelir
ne giderse ALLAH a gider
yinede tedbirli olmak gerek
çıkıştayız yol kenarlarında
biçilmiş sararmış buğday tarlaları
ve içinde siyahlı alacalı inekler
Dinlenme tesislerine geldik yarım saat mola
hava gittikçe soğudu
çeşmedeki su bile soğuk akıyor rüzgar soğuk
gökyüzü bulutlardan gözükmüyor
halbuki 3 buçuk saat önce Antalya da
sularda sıcaktı havada
burayı hatırlıyorum
Antalya ya giderken durduğumuz tesis
eski canlılığı kalmamış
gökteki güneş bulutların arasından
zar zor gösteriyor kendini
Anons yapılıyor Ankara dan gelen
Antalya,Alanya yolcularına
otobüsünüz kalkmak üzere
biz geliyoruz Antalya dan
onlarsa daha yolun yarısındalar
neyse hayırlı yolculuklar hepsine
DEVAM EDİYOR.
13.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
EVE DÖNÜŞ YOLCULUĞu 2
DÖNÜŞ VAKTİ
Antalya yollarında 22 gün
900 km sona erdi
Hala mola yerindeyiz
otobüsteyim
Düşünüyorum kendi kendime yolculuk anını yine
çam ağaçlarından
kavak ve söğüt ağaçlarına döndü yol kenarları
ve gittikçe soğuyor yeryüzü memlekete doğru
Az kaldı vakit yolun yarısı
artık bir rüyadan uyanma vaktidir
gerçeklerle yüzleşme vaktidir
Antalya hayat yolunda geçici bir duraktı
ben ve gözlerim onu geride bıraktı
Bir daha Antalya ya gidebilirmiyim bilmem ama
derken bizim anons da yapıldı
Antalya İstanbul istikametine giden sayın yolcular
lütfen otobüsteki yerlerinizi alınız
gülümsüyorum çünkü biz zaten yerimizdeyiz
hayat yolunda yolcu kompartımanında
Tekrar çıkıyoruz yola
ekin hisarın yanıymış durduğumuz yer
muavin su dağıtıyor yolculara
ben iki bardak içiyorum biraz yanığımda
Afyon 40 km tabelası
sağ yanımızda uzaklarda köyler var
ve uzun,uzun kavaklar var dağ diplerinde
otobüs yavaşladı
pancar taşıyan kamyonlar var önümüzde
şimdi meşe ağaçları kaplı tepeler arasından gidiyoruz
Ve şimdi inişe geçti otobüs virajlı yollarda
düz duvar gibi kayalar var yol kenarlarında
hala iniyoruz hala iniyoruz
acep bu inişin sonu nereye nereye
aşağıda düz bir ova gözüküyor
binlerce kavak ağaçlarıyla
önümüzde bir pancar kamyonu tıka basa dolu
görünen bir şehir ama bura nere
yolun sağ yanında bir çoban çeşmesi
ve sol yanında yeni yapılmış beyaz bir yol
Yol çalışması var burada
otobüsleri tahli yola sevk ediyorlar
otobüs bir gemi gibi sallanıyor
asfalt dökülmemiş bir yoldan geçiyoruz
arka koltuktaki yaşlı bir teyze var
oğluyla seyahat eden
yol kenarlarının beyazlığını görünce
yanındaki oğluna alçak bir sesle
kar mı yağmış oğlum diyor kar mı yağmış
Ziftini dökmemişler yolun
beyaza bulanmış yol kenarı ağaçlar
burası Afyon tanıdım şimdi
üstümüzden kargalar geçiyor
ve kara bulut lar hala üzerimizde
büyük bir kavşağa geldik
burası Cumhuriyet alışveriş merkezi
biraz önce tiren yolunun altından geçtik
ve şimdi Afyonun esrarengiz kayaları
görünmeye başladı
yavaş,yavaş giriyoruz şehrin içine
mermer taşıyan bir tırı geçtik biraz önce
sağımızda Afyon Kocatepe üniversitesi
evet burada da kavak ve söğüt ağaçları çokca
ve yine sağımızda Afyon belediyesi
Koca Tepe mezarlığı
İki giriş kapısı var büyükçe,çinilerle süslenmiş
ama çıkış,çıkış kapısını göremedim
acaba o mezarlığın çıkış kapısını bilen var mı?
burası dönülmez yolun girişi
ancak mahşer günü bulunur buranın çıkışı
Sağımızda Afyon kalesi
erişilmesi güç yüksekliğiyle
ve üzerinde şanlı Türk bayrağı dalgalanıyor
şehrin içindeyiz
apartmanların içinden ilerliyoruz şehrin içinde
pazar kurmuşlar garajın yan tarafına
pazar hayli kalabalık
5 dakika mola
eski yolcularla yeni yolcular değiştirilecek
otobüs hayat yolunda yenilerini ileriye götürecek
türbanlı güzel insanlar geçiyor yanımdan
yeni yolcular bindi arabaya
evet Afyon kalesi garajdan da görülüyor
bayrak hala dalgalanıyor
ve rabbimiz yüce ALLAH celle celâluh izin verdiği sürece dalgalanacakta
Anam,anam yaşlı bir kadın geldi otobüsün önüne
sırtında hayli yüklü çuvalıyla
nasıl taşıdın nasıl getirdin o çuvalı
Afyondan arabaya binen bir teyze
dışarıda kendisini uğurlamaya gelen adama bağırıyor
Ahmet eğlenme kuzular ölür hemen eriş…
Ahmet eğlenme kuzular ölür hemen eriş
iki defa tekrarlıyor şuan otobüste olan teyze
dışarıdaki adam duyamıyorum pek ama
cebinden bir miktar para çıkartıyor
kapıdaki kadına uzatıyor
ve yine yolculuk vakti otobüs hareket ediyor
DEVAM EDİYOR.
13.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
EVE DÖNÜŞ YOLCULUĞu 3
DÖNÜŞ VAKTİ
Antalya yollarında 22 gün
900 km sona erdi
Ve yine yolculuk vakti
yoldayız
Işıklarda bekliyoruz bir müddet
ve yine otobüs hareketediyor
yeşillendirilmiş kaldırım kenarlarının
yanından çıkıyoruz artık şehirden
şehre girdiğimiz yönden
Bayraklarla süslü yol ortasındaki direkler
hayret Antalya ya giderken de
bayraklarla süslüydü bu şehir
Afyondan binen bir yolcuya sormuştum o zaman
bilmiyordu ve diğerleri de
bu merakla sürmüştü Antalya ya yolculuğum
ve yine gelişte de sürüyor
Sağımızda çift şeritli tiren yolu
şehrin biraz dışındayız
ve yine sağımızda ovada
onlarca inekten oluşan iki sürü
yine büyük bir kavşaktayız şuan
Kütahya 85 tabelası
Sağda iki otomobil kaza yapmış
birisi çekicinin üzerinde birisi hala yerde
insanlar düşmüş olmadık yerde derde
büyük elektirik direklerinin altından geçiyoruz
sağımız solumuz ekin tarlaları
şimdi ikinci un fabrikasının yanından geçiyoruz
yolun sağındaki kavak ağaçlarının yaprakları
aynı ateşteki kor gibi dalga,dalga sararmış
uzaktan bakınca sararmayanlarla birlikte
çok güzel farklı bir görüntü oluşturuyor
Sağım solum tarla,sürülüp düzlenmiş
ALLAH, ALLAH yolun solunda da
sarı kırmızı ateş koru renginde kavak ağaçları var
acaba bu görüntü bu yöreye mi özelki
Kütahya il sınırı 15:06
biraz önce patetez çuvalı yüklü bir kamyonu geçtik
traktörler var yol kenarlarında tarlaları düzelten
sağımda biçilmiş ekin tarlaları
küçük bir yamaca doğru sıra,sıra uzanan
farklı güzel bir görünüş oluşturan
Etraf kırmızı topraklardan beyaz topraklara dönüştü
dağ,taş çam dipleri beyaz toprak
hayret,hayret ki ne hayret
kara toprak sözü burada ak toprağa dönüştü
şimdi bende Aşık Veysel gibi
uzun ince bir yoldayım
gidiyorum gündüz gece
benimde yarim ak da olsa karada olsa
geldiğim yer olan topraktır
gelişim ALLAH tan ve topraktan ise
ve döneceğim yer yine topraktır
Bir derenin üzerinden geçtik biraz önce
şimdiyse yukarıdan seyrediyorum
gerçekten çok güzel bir dere
yaratılmış her varlık gibi
yanılmıyorsam artık Kütahya ya giriyoruz
ilk çini fabrikasına geldik
sağda Anadolu güzel sanatlar lisesi
dış yüzeyi mavi çinilerle süslenmiş
Dumlupınar üniversitesinin önünde
ışıklarda duruyoruz
iki kapı girişi var yüzeyi mavi çinilerle süslü
saat:15:38
sol tarafımda dış yüzeyi tamamen yine mavi
çinilerle süslenmiş bir Cami
sağımızda gerçek bir uçak parkı
ve çinilerle süslü oldukça yüksek bir anıt
kenarların da birer düzine kadar
mermer işlenmiş küçük direkler
Anıtın üzerinde mavi çiniden yazılmış
büyükçe bir yazı
BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN
ÜSTÜNDEKİ KANDIR
TOPRAK EĞER
UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR
yazmakta
Tren yolu göründü üzerinde vagonlar var
ve sağımızda büyük bir yapıt
Kütahya kervansarayı
Taç mahal e benziyor rengi ve görüntüsü
daha öncede görmüştüm burayı
içinde büyük bir havuz var ve bir sürü çini dükkanı
Kütahya garajı gözüktü
iki gözlü mavi çinilerle kaplı
kapıdan giriyoruz içeriye
5 dakika mola
yine eski yolcularla yeni yolcuları değiştirecekler
ve hayat yolunda yenilerini ileriye götürecekler
DEVAM EDİYOR.
13.10.2004
--------------------------------------------------------------------------------
EVE DÖNÜŞ YOLCULUĞu 4
DÖNÜŞ VAKTİ
Antalya yollarında 22 gün
900 km sona erdi
Mola bitti yine yolculuk vakti
yön aynı yön doğduğum şehre
Yolun sağında sarı renkte uzun borular var
sanırım doğalgaz çalışması
ve yine Kütahya kervansarayı önünden geçiyoruz
iki yol ortasında işçiler çalışıyor
çevre düzenlemesi yapan
sağımızda iki büyük dev çini tabak
çini fabrikası önünde duran
yan tarafımızdaki tepeler boz,boz
ak renkli toprağından
yolun sağında yine yeni bir yol çalışması
Yolculuğumuz
sağımızda,ağaçların gölgesinde yol alan
bir akarsu nun kenarında sürüyor
evet Sobran baraj gölünün baş tarafına geldik
yalnız göl suyu hayli geri çekilmiş gözüküyor
evet,evet büyük gölet kısmına geliyoruz
gölün büyüklüğü normal gözüküyor
ama yinede su kenarındaki
küçük tepeciklerde yer alan
eski su seviye izleri hayli yukarıda kalmış
gölün üzerinde yüzlerce siyah kuş var
otobüs gölden uzaklaşıyor
göl şimdi iki küçük tepeciğin arasından gözüküyor
bu görünen yerde tarihi eserler varmış
önceki Kütahya bisiklet seyahatimde söylemişlerdi
Eskişehir il sınırı 16:18
Eskişehir kavşağındayız
burası büyük bir kavşak
araçlar buradan diğer şehirlere sevkediliyor
Dışarıda yağmur var bulutlar dağlara değmiş
havanın soğukluğu otobüsün içinden bile belli oluyor
Yol kenarlarındaki yemyeşil otlar,meşe ağaçları ıslanmış
dışarıda olabilseydik toprak kokusunu duyabilirdik heralde
Gökyüzü kapalı yeryüzü hafif karanlık
biçilmiş ıslak ekin tarlaları var yol kenarlarında
ufak,ufak yağmur çiseliyor sis gibi bir şey
hava iyice soğudu
Asfalt kenarları yol üstündeki küçük çukurlar
saf yağmur sularıyla dolmuş
otobüsün ön camında küçük,küçük
yağmur izleri oluştu
ince yağmur sisinin içinde
memleketime doğru hızla yol alıyoruz
16:47 Eskişehir il sınırı
biraz sonra şehre inince,saçlarıma yağmur değecek
gözlerim memleketimi görecek
Evet burası memleketim
doğduğum,büyüdüğüm,yaşadığım
beklide öleceğim şehir
artık tanıdık insanlar görüyorum
yol kenarlarında
insanlar paltolar giymişler
hava oldukça soğuk
halbuki ben 7.5 saat önce Antalya da
kısa pantolon ve tişörtle dolaşıyordum
otobüs durağa yaklaştı son metreler
saat:17:09
yolculuk bitti
ve son durak memleketime ilk adım
Artık bir rüyadan uyanma vaktidir
gerçeklerle yüzleşme vaktidir
burası memleketim
doğduğum,büyüdüğüm,yaşadığım
beklide öleceğim şehir
BİTTİ.
13.10.2004
MÜSLÜMAN Yazar, Aydın, Düşünür HASAN BEYAN ©
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.