14
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
2217
Okunma

Ey bu kentin akşamcıl hayat kadını
Bilmedin ki hiç doğacak sabahlarını
Güneşin ne olduğunu sıcaklığını
Senin yazın kara tahtaya yazılmıştı
Gittiğin meyhanenin masalarında
İçki kadehleri dudaklarında
Erkeklerin şehvetli bakışlarınla
Attığın şuh yalancı kahkalarınla
Cilveli edalı nazlarınla
İçin de kopan fırtınalarla
Kim bilir kaç gece sabahladında
Sessiz çığlıklarınla yataklarında
Uyanmak istemediğin sabahların da
Sevdalıydın karanlık akşamlarında
Hasrettin yakamoz pırıltılarına
Baharda açan çiçekler rüyalarında
Sıcacık bir yuvanın özlemiyle yanarken
Geleceğini aldılar senin ellerinden
Kahpe bir kurşunu sapladılar yüreğinden
Düşürdüler taptaze bir gülü zevklerinden
Aldılar ellerinden masum çocuksu gülüşlerini
Umutlarını, hayallerini, geleceğini, gençliğini
Seni hayatın çıkmazına sürüklediler
Kendi zevklerine alemlerine ortak ettiler
Sana sevmeyi, sevilmeyi öğretmediler
Yüzünün üstüne düştün hep boynunu eğdiler
Sende istemez miydin bir sıcacık yuvan olsun
İçinde eşin yavruların gülüp coşsun
Sevğilerin en güzeli seninle olsun
Sabahlarında mutluluklar doğsun
Şimdi senin sabahların bir vesika oldu
Karakollarda tutuklu hastanelerde raporlu
Kollarında jilet,izleri morfin iğneleri doldu
Sığaran, içki kadehleri dert ortağın oldu
Kaç intaharlar yaşadın hayatında
Kaç ölümler uğradı sabahlarında
Lanet ettin yaşadığın anlarda
Dönülmez hayatın pranğalarında
Hadi gel bırak artık sensiz içsinler
Kara tahtalarda kadehlerde içkilerini
Bu kahpe dünyanın çıkan çivisini
Bu masumlar mı ödeyecek bedellerini
Berfin Karahan/A.P/2/23/2011/16/20
5.0
100% (5)