Her yeni fikir, başlangıçta diğerleri arasında azınlıkta kalır. thomas carlyle
Hakan İlhan Kurt
Hakan İlhan Kurt

Malazgirt'e Söz Gerek

Yorum

Malazgirt'e Söz Gerek

( 7 kişi )

6

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

2867

Okunma

Malazgirt'e Söz Gerek

Malazgirt'e Söz Gerek


Zaman;
Bed yüzleri seğirten ve kem ağızları böğürten muratların terlediği,
Ad adlanmış, adaklanmış ve sadaklanmış yiğitlerin gem azıda doludizgin gürlediği,
Elleri nasırlı, dizleri hasırlı ve alınları sırlı anaların tomur kızlarını erlediği,
Dede, torun, emmi, dayı, çağa-çocuk bir ağızdan Tanrı’yı birlediği zamandır!



1071 yılının sıcak bir Ağustos gecesinde, Büyük Selçuklu Hakanı Sultan Alparslan otağında çetin bir cengin ön hazırlıklarını tamamlamak üzereydi. Söz ehli ve kavga fenli kumandanları, beyleri ile dönemin en güçlü ordusuna sahip olan Bizans İmparatorluğu’nun zayıf yönlerini irdeliyorlardı.


Sultan Alparslan ve beyleri, birden dışarıdan gelen sese kulak verdiler;


Nazlıca hey kara toprak kucak açmış nazlıca
Can almaya can vermeye nice deli ser gelir
Yurt bağrından Rûm eline bir ok gibi hızlıca

Kalkan geren mızrak salan kılıç tutan er gelir
At sırtında doludizgin “Allah Allah” der gelir


Gök yıldırım yer velvele bir inilti derinden
Öbek öbek kaba taşlar doğrulunca yerinden
Delişmenler od üstünde aşın bin bir türünden

Geyik boynu manda döşü deve budu yer gelir
“Hamd sanadır şükür sana Sübhânellah” der gelir


Başı duman koca dağlar duyduğunda çağrını
Buz bulağlı vadilerin ter basınca bağrını
Demir süslü Rûm erinin sızlayınca yağrını

Türk ilinden dindirmeye pençe pençe şîr gelir
“Rahim Allah Hâkim Allah Ya Bismillah” der gelir


Çayır çimen baştanbaşa çiy börkleri çektirip
Sık ormanlar dal budaktan tuğlarını diktirip
Koç yiğitler boz atları şahlandırıp sektirip

Vardığında yılgınların gözlerine fer gelir
“Zürriyetim oğlum kızım ırkım billâh” der gelir


Buğra beyler oluk oluk nefesleri sezince
Rûm’a doğru ok çekip de temrenleri ezince
Gürbüzleri kefenleyip tan vaktine dizince

Kurt yürümüş em tutmayan yaralara pîr gelir
“Yüz bin kılıç boynum vursa dönmem vallah” der gelir




Otağdakiler, az önce okunan şiiri sessizce dinlemişlerdi. Şiir biter bitmez oturduğu yerden ayağa kalkan Sultan Alparslan;


- İşte! Bizans ne kadar güçlü olursa olsun, bu ruh ve kemâlat; bizleri, onların karşısında dimdik ayakta tutacaktır! İşte! Bu ruh ve kemâlat…


Dedikten sonra sözlerini tamamlayamadı. Otağın girişinde duran nöbetçilerden biri hızla içeriye girdi. Sağ elini sol göğsüne koyup, yere diz vurdu. Başını öne doğru eğdi:


- Hakanım! Bizans Ordusu hakkında bilgi almak için Anadolu’ya gönderdiğiniz şahbazlarımız geldiler. Önem arz eden haberleri var!


Sultan Alparslan, nöbetçiye baktı. Nöbetçiye buyruk vereceği sırada, az önce dinledikleri şiiri okuyan ozanın sesi, yeniden otağın içlerine doğru süzüldü:


Han duruşu yiğidim hey buğz körleten emirle
Konar göçer Rûm sırtına nefes vurur ses vurur
On bin yıllık pınarlardan su katılmış demirle

Salkım saçak koşumuna perçem perçem süs vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur


Kocamışlar Aksakallar Hâkka niyâz eyleyip
Sehere dek divan divan gökyüzünü meyleyip
Er tükenmez Oğuzlar’ın dirliğini söyleyip

Şahbazlara destur verir yürek oynar his vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur


Bozca kırdan toynaklara çalı çırpı ağınca
Od mızraklar kırbaç oklar yağmur gibi yağınca
Gerilerde cağ direğim yeni yetme çağınca

Yanar durur döner durur duman duman is vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur


Dolun bulur ay gecede ışık ışık kurdundan
Erenlerin ermişlerin kutsadığı yurdundan
“Tanrı yolu! ” deyip cenge gidenlerin ardından

Sanmayasın şol tarihe kara yüzlü yas vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur




Sultan Alparslan, dışarıdan otağa ağan sesi dikkatle dinledikten sonra nöbetçiye seslendi:


- Daha ne durursunuz, otağa alın!


Nöbetçi, başı öne eğik bir şekilde diz çöktüğü yerden doğruldu ve geri adımlarla otağdan dışarıya çıktı. Ardından Anadolu’dan haber getiren şahbazlar kan-ter içerisinde otağa girdiler. Sultan Alparslan’ı Türk töresince yere diz vurup, selamladılar.


İki Türk çerisindeki endişe, otağda bulunan Sultan Alparslan dışındaki herkese aniden sirayet etti.


Sultan Alparslan’ın kumandanları, beyleri merakla Anadolu’dan gelen haberi bekliyordu.


Sultan Alparslan:


- Nedir bu hâl, yiğitlerim! Az soluklanın! Getirdiğiniz önemli haber nedir?


Haber getiren iki çerinin en kıdemlisi Salukbay söz aldı. Ciğerlerine derin bir nefes çektikten sonra konuştu:


- Hakanım! 260 bin kişilik Bizans Ordusu bize doğru hızla yaklaşıyor!


Salukbay’ın bu sözlerinin ardından; dışarıdaki sımsıcak Ağustos gecesine inat, Sultan Alparslan’ın otağı buz kesmişti. Zira Bizans Ordusu ile Malazgirt Ovası’nda karşılaşacak olan Büyük Selçuklu Ordusu yaklaşık 60 bin kadardı.


Dışarıdaki ozan haykırışı, yeniden otağı bürüdü:


Hey Salukbay sana derim iyi belle sözünü
Azgın dinli kara kâfir saldıranda öz gerek
Rûm yağısı heybetiyle sararttıysa yüzünü

Zağlı kılıç yarasından gün yanığı yüz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek


Koç yiğit ki akın edip ırmak gibi akacak
Koç yiğit ki volkan olup şol meydanı yakacak
Nal çatlatıp gem azıda yıldırımlar çakacak

Yağı üzre atılmaya yürek gerek köz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek


Rûm elinin barındıkça cayır cayır yandığı
Şahididir ol toprağın alca kana kandığı
Oğuzlar’ın destan yazıp şölenlerle andığı

Çetin olan kavgalara sakınmayan göz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek


Salukbay hey sana derim usun nice dar mıdır?
Yağı görüp benzi solup soluk almak ar mıdır?
Issı Tanrı şol acunda bâki kalan var mıdır?

Bir ağızdan Tanrı’ya ant Malazgirt’e söz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek




Ozan susunca Salukbay, haddini aştığını anladı. Hududunu yeniden belirleyeceği düşüncelere daldı.


Salukbay’ın getirdiği haberi duyan ve ardından sessizce ozanı dinleyen Sultan Alparslan, otağın içerisinde şöyle bir göz gezdirdi.


Sonra gülümseyerek;


- Biz de onlara, Salukbay! Biz de onlara yaklaşıyoruz!


Uluyanda gök yeleli kurşun belli kurtlarım
Benim rüzgâr gibi esip eşkin atlar çatlatan
Gök tutanda bulutlaşıp konup göçen yurtlarım

Benim yetme adımlara dolgun eşik atlatan
Gür neslime volkan benim adım Sultan Alparslan


Buğra beyler koç yiğitler ata baba yükünce
Omuz verip kargı salıp yağı üzre çökünce
Pirinç uçlu telek saçlı oklarını dökünce

Benim çelik alınlarda parıldayan kızıl tan
Gövdelere kalkan benim adım Sultan Alparslan


Kılıç çekip kın sarkıtıp yeşil boğum kemerden
Işıl ışıl pürce billur indiğinde kamerden
Sağ tarafım Ali’dendir sol tarafım Ömer’den

Benim görklü Muhammet’e han ırkımdan adak han
Gürül gürül al kan benim adım Sultan Alparslan




29 Eylül 2008 // T A R S U S

Hakan İlhan Kurt

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Malazgirt'e söz gerek Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Malazgirt'e söz gerek şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Malazgirt'e Söz Gerek şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Aydın Bayrakdar
Aydın Bayrakdar, @aydin-bayrakdar
30.12.2010 13:51:28
Niyazi Yıldırım Gençoğlu (Allah ona rahmet eylesin) hocamızdan sonra böyle bir destan şairini özlemişdik. Mevlam seni korusun Hakanım.

Selam ve muhabbetle...
Yükselenyıldız
Yükselenyıldız, @yukselenyildiz
30.12.2010 10:46:35
Alnından öpüyor, eserini Facebook sayfama ışınlıyorum.
muhacir bozkurt
muhacir bozkurt, @muhacirbozkurt
30.12.2010 07:50:25
Kalemine sağlık ozanım..yüreğine sağlık..sabaha at üstünde uyandırdın... sağolasın..
pe
perihan, @perihan
30.12.2010 01:46:50


Hakan kardeşim öyle anlatmışsın ki kemerden kılıç çekip kın sarkıtıp “Allah Allah” deyesim geldi. senin kalemin her daim güçlü, bu güzelliğe şaşırmadım... ömrün uzun, yolun açık olsun
yudumyunus
yudumyunus, @yudumyunus
30.12.2010 01:39:19
5 puan verdi
Destan okudum sayfanızda gururlandım ceddimle ve
kahramanlıklarıyla..

Güzel vede anlamlıydı kutlarım üstadım TEBRİKLER.

yunus karaçöp.yudumyunus
_cânâ_
_cânâ_, @-cn-
30.12.2010 00:43:39
5 puan verdi
Alparslan:


'' Biz dahi onlara, Salukbay! Biz dahi onlara yaklaşıyoruz!


Olmalıydı ''de'' bağlacı pek sönük kalmış ihtişama.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL