6
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1660
Okunma

Murat dağı şahit
Gözlerim kirpiğine hasret
Nereye gittiğimi bilmeksizin
Ellerim şakağımda düşünürüm
Sensiz murat dağı öyle bir ızdırap ki;
Çekemez onca kahrı.
Bir sebil gibi
Her parçam kurda kuşa yem olurken
Senin gibi; gözyaşlarımda bu vadiye âşık
Cenneti ala gibi bahar kokar,
Çam kokusu sarar evimizi
Bembeyaz papatyalar açar etrafında,
Çaydan su akar
Buz deryasından gelir sanki
Bürür ormanı kuş sesleri
Meltemler eser yine saçlarını yalar gibi
Ceylan bakışlım
Maralım gel ne olur
Sende kucaklaş doğayla,
Cennetten süzülen ıtırlar gibi
Başına tûba çiçeklerinden taç yapayım
Yalnız seni sevdim
Sana açıldı gönül kapım
Sen benden ayrı değilsin ki
Bu sönmüş gözlerden uzakta olasın
Bağlandı bu gönül bir kere
Şimdi ellerimdeki çiçekler soluyor
Göz pınarımın incileri
Üzerine bir bir düşerken
Güllerim buruş buruş oldu
Ömrümse papatyalar gibi soldu
Kır çiçekleri ölürken
Göç eder turnalar bilir misin?
Yağmurda kuşlar kaybolur
Kalan kokularını boranlar süpürür
Rengini saçlarından alan kızıllık kaybolurken
Sensizliğin senfonisin de
Firari mutsuzluğumun gözlerine çiy düşer
Vuslat vaktini beklerken yine
Hülyalarınla avunurum biliyor musun?
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.