1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1207
Okunma
O suskun kaya.
Yeminle başlayan o eski mevsim,
Şimdi kurumuş bir dalın çıtırtısında.
Eşiğinde beklediğim o paslı ses,
Uykularımı bölen bir gölge gibi
Yavaşça sıyrılıyor zihnimin kıyısından.
Yeşermeye yüz tutan her kelime,
Zamanın çarkında tozlanıp gidiyor
Yeniden değil,
Sessizce eksilerek.
Bakışındaki sis dağılsa da,
Yansıması kör bir aynada tutsak.
Derin bir keder işlenmiş
Zamanın yorgun kumaşına.
Kışın ortasına düşen o donuk an,
Suskunluğun yeminli makamı.
Aslında çoktan terk etmiştim kendimi,
Sadece mezarımın başında bir kaya eksikti!
Saatlerin hükmü kalmamıştı artık,
Duvarlara kazıdığım günlerin bir anlamı yok.
Gelen emrin soğukluğuyla,
Başlıyordu asıl uçurum!
Loş bir odada hayalinle yüzleşirken,
Satırların arasına gizlenmiş o veda
Parmak uçlarımı yakıyor.
Kelimeler,
Senin dudaklarından dökülmüş olamazdı,
İnanamıyordum,
İhanetin bu denli soğuk bir dili olamazdı!
Göremiyordum!
Daha sarsıcı bir yıkım pusuda,
Uzak bir haberin yankısıyla,
O günün acısını mühürleyecektim.
İşte, ömrümün başucuna bırakılan o suskun kaya!
İstersen toprağa göm,
İstersen adımı üzerine yazıp hatırla…
Hasan BELEK
14-07-2007
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.