2
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
805
Okunma
“Heh, şu yaprak da aşılsın, yuvadayım”
Dediydi o sabah,
üçüncü seferini tamamlayacak henüz
Dile kolay;
Üç koca gidiş
ve üç koca dönüş,
küçük küçücük bir saatte
Karanlık çökmüş ansızın
Durmak olmaz, yürüyüşe devam
Emanet bu sefer sineğin kanadı;
bir çift
Güneşi kapayan da
hammır marka
Gök kubbe kafasına bindi
saniyeden de az bir dilimde
Ne yük kaldı,
ne de toprak
Uykuya,
uykuya dalıyordu
antenlerini çaresizce oynatarak.
Yitiyordu emekçi…
Düşündü
Düşündü ki,
ne olacaktı acep;
Topraktaki komünün,
Komünün toprağının hali
Güneş yanıklarımla zaman durmuş,
Seslendim ona dağ başındaki atölyemden
Bir garip kadar garip halde:
Sen vardın dedim,
sade sen…
Tanrı kusarken gazabını
Denizden toprağı yükseltebilen
Haklısın,
emek gözünün nurudur.
Fakat korkma
Uykuların,
kaçmasın küçük dostum yeter!
Geceleri kabuslardan uyanma artık terli terli
Zira emeğinle yükselmiş bu toprak,
Yine emeğin dünyasında yükselecek!
5.0
100% (1)