16
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1712
Okunma
En son kapıyı çarpıp
perdeleri sonuna kadar örtüğünde
herhal düşünmüştün değilmi ?
geri dönmeme ihtimalini...
oysa ben, senin tekrar geri dönme ihtimalinle kaldım hep, kapı aralığında
ki, gelmeyeceğini haykırsada ellerin.
aradan ne kadar zaman geçti, inan hiç farkında değilim
değilim bu zamanın, senden sonrasında.
ki ayrılık sonrası, bütün zamanlara inat
takvim yapraklarını bile hiç koparmadım.
ve hala dün olduğu gibi, bugünde Ağustos’un beş’ini gösteriyor...
dün, arkadaşlar söyledi
Hüzün gelmiş diye:
inanamadım doğrusu
sordum ?
hala yağmurlar biriktiriyormu diye gamzelerinde ?
söylemediler..
peki, ya beni ?
beni hiç sordumu ?
ne yapacan arkadaşım ? sen,
sen değilsin ki zaten;
evet doğru...
ben hala, duvarda koparılmayı bekleyen
bir takvim yaprağından fazlası değilim...
oysa, dün gibi ellerinin ılıklığı, ellerimde
ve bugün gibi gamzelerin, ıslaklığı...
ki, ıslanmadan edemezdim damlacıkların toplandığı yerde.
yarama tuz oldun bak şimdi...
kahretsin, nerden düştün yine
örümceklerin belbağladığı zihnime...
üstelik, tarihte hala Ağustos’un beş’ini gösteriyor ?
yarın ilk işim bu evi terketmek olacak
ama önce, şu solmuş yaprağı koparmam lazım..
yoksa, hep bakışlarım, kapı aralığına takılacak...
Malazgirt’li
5.0
100% (12)