6
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
3910
Okunma
Şu çılgın kalabalıklar içinde,
Yalnızlığın keskin pençesinde,
Hergün lime lime doğranarak,
Bin parçaya bölünür gibiyim.
Hangi şehre gitsem yabancıyım.
Hangi kapıyı çalsam el.
Yüzüme bakanlarda bir şaşkınlık ifadesi:
’Bu adam kim,ne yapar, ne eder.’
Geçen gün sılaya uğradım.
Hani şu doğup, büyüdüğümüz yer.
Evler,simalar,sesler hep aynı.
Ama insanlar aynı insanlar değiller.
Birden aklıma o hüzünlü türkü geldi
Başladım içimden söylemeye.
Sözleri şöyleydi, yanılmıyorsam:
’Gurbet o kadar acı ki,ne varsa içinde.’
’Hepsi bana yabancı, hepsi başka biçimde.’
’Ben gurbette değilem, gurbet benim içimde.’
Velhasıl sılamda da gurbeti yaşadım.
Döndüm dört bir yanıma baktım.
Sağım gurbet,solum gurbet.
Önüm gurbet, arkam gurbet.
O şehir gurbet,bu şehir gurbet
Sılam bile olmuş gurbet.
Uzatmaya hiç gerek yok.
Bu dünya bana toptan gurbet.
Sonra oturdum gurbetin tanımını kendim yaptım:
’Gurbet vatanından mahrum olmak değil,
Seni anlayacak dostlardan mahrum olmakmış.’anladım
Ey!Özü sözü bir olan dostlarım.
Neredeyseniz çıkıp gelin artık.
Yalnızım..Gurbetteyim...
Hatta bitmeeeeeez sürgünlerdeyim....
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.