3
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1934
Okunma

Dip dalgalarıyla yarışan kulaçlarım,
Az geldi yeni yetme ayrılıklara,
Tamburi boynumu eyerek
Söylediğim hıçkırık besteleri,
Yankılanmadı kâgir duvarlarda,
Anlamını bulmadı acılarım.
Hasret değirmeninde öğüterek nefsimi
Senden sonra zifir ektim gecelere.
Usanmadık ayrı yerlerde aynı rüyaları görmekten
Bir yürek yarasıyım, karanlığın hançeresinde.
Derlerki;
Allâme-i cihan olsan,
Çıkıp arşa, sallansan güneşin eteğinde,
Tekme atsan yıldızlara,
Komşu olsan seyyarelere,
Diz çökersin bir çilli yüz önünde
Şimdi;
Gün düşmemiş kuşluklarda
Önceden duası edilmiş dileklerim inlesin.
Cehennem korolarına inat
Mabedimin kubbelerini süsleyen, pirinç levhalarda titresin.
Ki tüm vuslatzedeler de dinlesin.
Bir pişmanlık zamanı borç ver,
Pamukta ateş nasıl saklanır göstereyim.
Pusatsız çıktığım gönül seferlerinden,
Ganimet getirdiğim tüm sermayemi
Dizlerinin dibine sereyim.
Ahmet Kurt
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.