Hangi çiçek daha güzel kırmızı? Hangi ay bu kadar sevmiş yıldızı? Düğün günümüzde tabutumuzu Sarın bayrak bayrak Götürün haydi!
Kurtarın Bu hain oyundan can yurdumuzu... Bitmez denilen bu kahpe sancıyı Bitirin haydi!
-II- Ağlıyor ırmaklar, dağlar yaralı Bir güzel sevmiştim hem de buralı Turna kanatlıydı türkülerimiz Birdi, beraberdi günlerimiz Girmiş aramıza girmiş Vay ki vay! ... Bir kara çalı!
Bir güzel sevmiştim hem de buralı...
Seslenin seslenin de cenazeme Getirin, onu da getirin haydi! Ağıt yaksın Ardım sıra ağıt yaksın durmasın...
Sarın kan damlayan şu göğsümüzü Sarın da acıyı bitirin haydi! Yeşertin türkülerle yeniden El ele vererek umudumuzu... Birliği sağlayın, gül açsın bahçe Acele edin acele, Haydi durmayın, hemen hemen! Güneş toplayın güneş Bebeklerin gözlerinden…
Mustafa CEYLAN
Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sarın kan damlayan şu göğsümüzü Sarın da acıyı bitirin haydi! Yeşertin türkülerle yeniden El ele vererek umudumuzu... Birliği sağlayın, gül açsın bahçe Acele edin acele, Haydi durmayın, hemen hemen! Güneş toplayın güneş Bebeklerin gözlerinden…
Başına köpük heveslerle Sahile koşan dalgalar Gibi karanlıklar. An gelir Tükenir vurduğu yerde Döner sonra yokolur Denizin derinlerinde.
Yakamoz kaçmış Gecenin gözlerine. Bir küçük bulut ki, yüreğimde Sığınmış ayın gölgesine Döküyor gözyaşlarını Umutla, sevgiyle, hevesle Koşuyor tane tane Denizin yüreğine.
Gün de, gece de gelse Bilsin ki, yokolmaz deniz Çırpındıkça yüreklerimiz Deniz, Bizim ülkemiz...
.....DENİZ Kİ, ÜLKEMİZ isimli şiirimi yazdığım günlerde ne hissettiysem ve nasıl titrediyse yüreğim; yeniden hissettim şiirinle. Teşekkür ederim.
" Anadolu diye çağrılan toprak Yansa, yıkılsa da doğrulan toprak Şuheda kanıyla yoğrulan toprak Her gün bir yerine şehit taşıyor…"
" Kör mü, sağır mısın şu feryada bak:
Bir başka Türkiye var mı evrende? Sonsuz hakkı vardır sende ve bende Ahrette davacı olur dedende;
Çoğaldı öfke, göz bulutlaşıyor..."
" Hangi çiçek daha güzel kırmızı? Hangi ay bu kadar sevmiş yıldızı? Düğün günümüzde tabutumuzu Sarın bayrak bayrak Götürün haydi! "
" Bir güzel sevmiştim hem de buralı..."
Sarın kan damlayan şu göğsümüzü Sarın da acıyı bitirin haydi! Yeşertin türkülerle yeniden El ele vererek umudumuzu... Birliği sağlayın, gül açsın bahçe Acele edin acele, Haydi durmayın, hemen hemen! Güneş toplayın güneş Bebeklerin gözlerinden…"
Bu serbest dizelerin her mısraında bir çığlık, bir özlem, bir öfke, bir umut doğar- serpilir- tam doruğa çıkacakken örselenerek düşer, yıkılır ama yok olmaz; zira kökü derindedir, çok derinde... Tuzak aynı tuzak, oyun aynı... Barış ortamına, barışık yaşama, dostluğa, kardeşliğe dahası ay ile yıldızın ayrılmaz birlikteliğine, bütünleşmiş birliğine kan kusturmak... Bu Cumhuriyet; Türk' ü, Kürt' ü, Laz' ı Çerkez' i ve daha başka etnik köken ve inanç renklerinden mozaikle el ele kenetlenerek kuruldu, olgunlaştırıldı, kök saldı bugüne geldi. İşte o nifak odakları bu köklü çınarı… -etnik kökene değil de yurttaşlık bağıyla, kanı canıyla, değerleriyle bu coğrafyaya, bu dil ve bayrağa yüreğini yaslamış ve bu değerleri "olmazsa olmaz" ları saymış bir halkın can suyuna her gün artan dozda ağu katarak barış ortamını, kardeşliği, dostluğu- sözüm ona kurutmaya, yok etmeğe çalışıyor! Olacak iş mi? Bu ülke o kadar da basireti bağlanmış değil, kurum ve kurallarıyla..Elbet doğru zaman ve yerde gereken yanıtı, gereken dersi vermesini bilir. Sabrı ölçmeye, denemeye çalışmakla düşman sadece masum, saf ve kendi halinde, yüreğiyle bu coğrafyaya bağlanmaktan başka bir suçu olmayan sıradan halka zarar vermekte. TEZGÂH AYNI TEZGÂH, OYUN AYNI... Ama dün olduğu gibi bugün de kendi eştikleri kuyuda kendi kendilerini boğacaklardır. Amaç bizleri galeyana getirmekse nafile... Biz ne oyunlar, ne tuzaklar gördük de düşmedik o sığ kuyuya; sağduyu ve bu coğrafyaya kök salan filizlerimiz, güzel TÜRKİYE’ m sevdamız daima başı dik alnı ak olarak ayakta tutmuştur, hep tutacağı gibi... O güneş ki; 1919' dan dan beri ışıyor başımızın üstünde, hiç batmamacasına... Belirli zaman dilimlerinde pişirilip pişirilip önümüze konan bu pis oyuna dikkat çeken, gündeme vurgu yapan duyarlı ve sorumlu kaleminize saygıyla Ceylan Hoca' m...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.