3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1682
Okunma
Sene 1966
Aylardan Ağustos
O zaman tanıdım seni
Harşit Vadisinin yamacındaki bir köyde...
Sen bir fidandın
Kavruk toprağın çatlağından
Güneşe doğru filizlenen.
Bir damlacık su verdim sana
Sereserpe büyüdün...
Başın yükseldi göklere dek....
Sonra
Karagöl Dağlarının sisli yamacında
Kartal yuvasını andıran bir köyde tanıdım seni...
İri gözlü,çatlak dudaklı;
Yüzün,güneş yanığından kavrulmuş;
Cıvıl cıvıl bir çocuktun...
El ele verdik ışığa giden yolda seninle
Karlı dağları aştık taşlı yolları teperek...
Sarısıcağın insana nefes aldırmadığı ovalardan geçtik
Bir uçtan bir uca...
Yaz gecelerinin sessizliğinde
Uzaklardan göz kırpan yıldızların ışığını seyrettik...
Kış gecelerinin ayazında
Bebeğine ninni söyleyen annenin
Evinin küçücük penceresinden sızarak,
Karanlığı delen cılız ve titreşen ışığa baktık....
Memleket ezgilerini dinledik
Yanık kaval sesinde...
Söylediğimiz türkülerle katıldık
Ziganaların karlı yamaçlarından
Savrularak akan köpüklü suların çağıltısına.
Ve yurdu dolaştık baştan başa...
Sen,yağız bir Anadolu delikanlısısın
Bozok Yaylasında.
Sen,al ile yeşil giyinmiş
Bir Türkmen kızısın
Torosların eteklerinde.
Sen,korku bilmez Mehmetçiksin
Sınır boylarında;
Anadolu’yu yeniden vatanlaştıran...
Hani seninle birlikte ışığa doğru koşmak için
Yola çıkmıştık ya geceden;
Biz yol alırken ağır ağır
Yıllar uçuşup gitmişti çabucak....
Şimdi top top bulutları
Önüne katarak sürükleyen rüzgarlar
Cıvıltılarını getiriyor bana...
Seni görüyorum Ahmet’im,
Hasan’ım,Mehmet’im,Ayşe’m...
Fatma yavrum,ağladığını duyuyorum
Anadolu’nun unutulmuş bir köyünden...!
Silsin gözyaşlarını beyaz bulutlar.
Okşasın dağınık saçlarını
Dağların kekik kokan serin rüzgarları...
Ve cıvıltılarını her duyduğumda
Yorgun yüreğim vuruyor
Güm,güm,güm...
Sen benim destanımsın,türkümsün...
Uzak yılların ötesinde kalan sen;
Sevdayla çarpan yüreğim kadar
Bana yakınsın....
Kasım 1996
Bayram Ali Bayram