9
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1925
Okunma

Şöyle dik bir yokuş
Arnavut taşlı,
Dışarıda ilkbahar güneşi
Ilık bir mayıs günü,
Gökyüzünde beyaz martılar,
Karşımda Boğaziçi köprüsü
Elimde yarım ekmek,
İçi kızarmış balık dolu
Eski bir banka oturup
Seyrediyorum İstanbul’u
Hava kararmasa
Akşamda olmasa,
İnmesem şehre
Biraz daha kalsa,
İstanbul benimle
Ama hep bu haliyle.
Sonra
Kollarımı açarak koşsam, yokuş aşağı.
Rüzgarda sarılsa bana
Saçlarımı dağıtsa
Sonra doya doya, bağıra bağıra ağlasam.
Yine aynı rüzgar
Yaşlarımı kurutsa
Ve bir daha hiç ağlamasam.
İstanbul bana, bende ona sarılsam.
5.0
100% (1)