14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1591
Okunma

Serkeş dolaşır ruhum
Ay,kavalını alıp çıkmış gökyüzüne,
Yıldızlar eşlik ederken geceye.
Gölgesini yitiren ağaçlar,
Kurşun grisi bir renge bürünmüş.
Bu şehir karanlık yorganının altında,
ıslak döşeğinin üstünde,
Başını,dağların eteğine yaslamış.
Gecenin kasvetinde,
Kavalın buğulu sesinde
hüzünle karışık,
Hasret var her yanda.
Yıldızlar uçuk mavi,
Birer damla gözyaşı hasret gözlerde.
Milyon yıl geçmişten
Binlerce yıl geleceğe dökülen.
Ay,her gece aynı ezgide,
Bilmem kaç insan gördü acı içinde.
Yalnız ruhum,umut arar kendine.
Kırılgan bir vazo yüreğim.
Sevdamın külleri dolu.
Acılar,damarlarımda ateşten nehir,
Tenim çırpınıyor,
Gözyaşı ummanında,
Hüzünle çekmiş kafayı,
Serkeş dolaşır ruhum.
Beşikteki güneşe,
Naralar atıp haykırıyor.
Usul usul yok oluyorum,
Her gecenin kucağında buluyorum kendimi.
Her doğan güneşle,
Bir yaprak eksiliyor takvimden.
Haykırıyorum;
Umuda doğmayacaksan
Doğma Ey! Güneş,
Feryadım boşuna biliyorum,
Hasrete de doğsa doğacak güneş,
Bugün olmasada,
Belki yarın,
Bana umut getirecek.
TUĞBAY
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.