Kanı çekilmiş duvarların Soğuk çığlıkları, susun! İçimde üşüyen odalar var. Anahtarı paslanmış, Kilitli kapılarım var. Gecenin tırnakları, değmeyin! İrin akan yaralarım var. Üflesen patlayacak, Fitili elimde, barut fıçım var. Kapatın perdeleri! Gün ışığını korkutacak, Sessizliğimin parlak ateşi var. Susun, susun! Uçmasın çılgın kuşlar, Esmesin deli rüzgâr, Gelmeyen Ayak sesleri var.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Güzel ve duygu yüklü bir şiir olmuş hocam. Okurken mısraların içindeki samimiyeti ve emeği hissettim. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Selam ve saygılarımla.
Bu şiir, içeriden çürüyen bir kalenin isyanıdır. Kanı çekilmiş duvarlar yalnızca mekân değil; insanın kendi içine ördüğü, zamanla renksizleşmiş, soğuk bir zindandır. O soğuk çığlıklar aslında yıllardır bastırılmış bir feryadın artık sese dönüşememiş hâli… “Susun!” diye bağırırken, şair aslında kendi içindeki o çığlığı susturmaya çalışıyor. Çünkü o çığlık bir kez daha yükselirse, barut fıçısı ateş alacak. İçindeki üşüyen odalar, paslı anahtarlar, kilitli kapılar… Bunlar unutulmuş travmaların, açılmaya korkulan hatıraların, sevgiye hasret kalmış ama artık kimseyi içeri almayan odaların metaforu. Gecenin tırnakları değmesin istiyor; çünkü gece, yaralarını kazıyan, irinini dışarı akıtan o acımasız dokunuştur. Ama asıl dehşet, “üflesen patlayacak” olan barut fıçısında. Fitil elinde. Bu, kontrol altında tutulan bir öfke değil; artık patlamaya hazır, sessiz bir intihar bombasıdır. Kapatın perdeleri, diyor. Gün ışığı bile o parlak ateşi korkutabilir. Çünkü sessizliğinin ateşi, dışarıdaki dünyanın ışığından daha yakıcı, daha tehlikelidir. Son dize ise şiirin kalbine saplanan bıçak gibidir: “Gelmeyen ayak sesleri var.” Bu, umudun çoktan öldüğü, ama hâlâ dinlenen bir koridordur. Kimse gelmeyecek. Ama kulaklar hâlâ o adımları bekliyor. Çılgın kuşlar uçmasın, deli rüzgâr esmesin… Çünkü en ufak bir hareket, o gelmeyen sesin yokluğunu daha da görünür kılacaktır. Bu şiir, çığlık atamayan bir insanın, kendi sessizliğini silah hâline getirmesidir. Ve o silah, hâlâ tetikte bekliyor. Güzeldi. Tebrik ederim.
Kendi Halinde, "Susun" başlıklı bu çalışmanızda, barut fıçısı ve gecenin tırnakları gibi alışılagelmişin dışındaki imgelerle sarsıcı bir içsel fırtınayı mühürlemişsiniz. İçinizdeki o üşüyen odaların ve kilitli kapıların sesini bu denli net, tavizsiz ve kendi sınırlarında dik duran bir dille yansıtmanız esere büyük bir özgünlük katmış. Mısralardaki o özgün yalnızlık duruşunu yürekten tebrik eder, esenlikler dilerim. Kaleminiz daim, avazınız hak olsun. KASTAMONU'dan selamımla...
Şair, bu şiir bende sessizliğin bile yaraları sızlatabileceği duygusunu bıraktı. İçinde üşüyen odalar ve anahtarı paslanmış kapılar, kapanıp kalmış bir acıyı hissettiriyor. Sonunda gelmeyen ayak seslerini duymayı bekleyişin, yinelenen “Susun” kendi halindeki çağrısını daha da dokunaklı kılıyor. Şairi kutluyorum, kalbi selamlarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.