1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
25
Okunma
Delirmiş bir kulun ardına düşüp,
Söz yarıştırmakla seviye düşer.
Haddini bilmezin haddini aşıp,
Yaptığı hatayla kalması gerek.
Başkası suç işler, ceza çekersin,
Kendi huzurundan ömür verirsin.
Öfkeyi bağrına neden ekersin?
İnsanın kendine acıması gerek.
Öfkeyle kalkarsan zararla döner,
El için yanan o ateşin söner.
Gereksiz parlayan erkenden söner,
Herkesin yerini bilmesi gerek.
Ne ekersen elbet onu biçersin,
Gün gelir ektiğin dertten içersin.
Dünyadan hesapsız sessiz göçersin,
Kulun ettiğini bulması gerek.
Nefsine uyup da bilmezsen payı,
Tersten gösterirler sana dünyayı.
Zamanı gelince ok ile yayı,
Kendi elleriyle kırması gerek.
Düzeni bozarsan yolun eğrilir,
Düz giden yolların birden çevrilir.
Sanma ki bu devran böyle devrilir,
Herkesin haddini bilmesi gerek.
Her şeye ölçüyle, tartıyla yaklaş,
Gerekirse kendinle, gölgenle dertleş.
Mesafeyi koru, olma pek içli dışlı,
Mesafeyle yola bakması gerek.
Kaldıramaz kalbin ağır yükleri,
Ziyana uğratır kör feryatları.
Görmezden gelmeli bazı dertleri,
İnsanın biraz da susması gerek.
Akıbetin iyi olsun istersen,
Dönüp de bakmalı neydi o dersen.
Yarın hüsran olur değer verirsen,
Değmezin bağrına basması gerek.
Bedelini öder elbet her nefis,
Arkada bırakmaz ne ah, ne bir iz.
Bugün sağır olan, yarın kalır dilsiz,
Herkesin payını alması gerek.
Cahilin önünde dilini bağla,
İstersen için için, sessizce ağla.
Gönlünü yorma hiç boş bir yalanla,
Yalnızca kendine bakması gerek.
Sonunda hüsranı tatmak istemen,
"Neden ben" diyerek yanmak istemen.
Yol yakınken dönüp gitmek istersen,
İplerini elden çözmesi gerek.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.