2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
70
Okunma

Islak toprak kokusu yayıldı etrafa,
Sonbahar solumak ne kadar güzel.
Usulca sokuluyor parmakların parmaklarıma,
Sanki dünya sadece bu sokaktan ibaret.
Gözlerinde serin bir eylül yağmuru.
Unutulmuş bir çay bahçesinde oturduk,
Rüzgâr, dökülen yaprakları savuruyor masamıza.
Ben senin yüzündeki o ince kıvrımı seviyorum,
O eksik kalan, söyleyemediğin cümleleri...
Aşk diyorum, tam da böyle kırılgan olmalı.
Bir sarı yaprak düşüyor ceketinin yakasına,
Dokunmaya kıyamadığım bir incelik bu.
Mevsimler değişir, şehirler değişir bilirim,
Ama bu eylül teninde durduğu gibi durmaz hiçbir yerde.
Biz seninle en çok bu büzülmüş zamanı sevdik.
Sokak lambaları birer birer yanarken kentin üstüne,
Gölgen gölgeme karışıyor kaldırımlarda.
Biraz ısınmak için cebime giren o elin var ya,
Bütün kışa, bütün soğuklara yeter.
Yapraklar dökülürken biz yeniden başlıyoruz.
Çünkü eylülde sevmek, zamana karşı durmaktır biraz,
Herkes gitmeye hazırlanırken seninle kalmak.
Bir fırtına kopsa da az sonra kentin üzerinde,
Senin göğsünde duran o sessiz sığınak,
Aşkın en eylül, en bağışlayıcı halidir.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.