(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Eminnur Hanım, "GELECEK GELDİ" şiiriniz günümüz dünyasının ve geleceğin getirdiği soğuk, mekanik dönüşümü o kadar güçlü ve sarsıcı bir dille yüzümüze vurmuş ki... Teknolojinin, metalin ve yapaylığın arasında insanın, ailenin ve fıtratın nasıl kaybolduğunu büyük bir bilgelikle mısralara aktarmışsınız. "Dünya metallere kaldı" ve "Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu" dizeleriniz adeta çağımıza düşülmüş tarihi birer not gibi. Toplumsal bir yaraya, değişen zamana bu asil duruşunuzla ayna tuttuğunuz için kaleminize, yüreğinize sağlık. Saygılarımla... T tebrik ederim...
Modern dünyanın getirdiği yabancılaşmayı, değerler erozyonunu ve doğadan/fıtrattan kopuşu oldukça güçlü, gür ve sitemkar bir ses tonuyla dile getiriyor... Gerçekten Gelecek öyle bir geldiki zamanın ruhunu yakalayan karamsar gözlemler insanoğlunu gerçeklikten kopardı...
"Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür" veya "Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu" gibi ifadeler, evrendeki akış ile insanın pasifleşmesi arasındaki çelişkiyi çok güzel vurgulamışsın..
Zihinler esir alındı ve bir ortamda yaşıyoruz ki dizerinde dediğin gibi"evlilikler askıda, bebekler ısmarlama", "Çocuklar ana babayı hükmüne aldı" gibi dizeler, sadece bireysel değil, toplumsal değişimlere aile yapısının küçülmesi, nesil çatışmaları) nokta atışı temas etmişsin..
Şiirin karamsar havası, "Bilgili, bir kişi toplumlara yön verebilir" ve "Eğitim, idealist öğretmenlere verilmeli" bölümlerinde yapıcı bir eleştiriye dönüşüyor. Sorunu tespit etmekle kalmayıp çözümü bilgi ve doğru eğitimde aramanız metne derinlik katmış.
"Sular bulanmayınca, durulmaz / Yaratan söyler son sözü" bitişi, yaşanan tüm bu altüst oluşların (kaosun) aslında yeni bir durulmaya, bir nizama gebelik ettiği inancıyla şiiri güçlü bir finale ulaştırıyor.
Eminnur Güler Acar’ın Gelecek Geldi şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri önce takvime baktı. Gelecek denen zatın ileride olması gerekiyordu ama şiire göre çoktan gelmiş, üstelik kapıyı çalmadan içeri girmişti. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Gelecek Karşılama Memuru Galip, “Ben daha hoş geldiniz pankartını hazırlamamıştım” diye ortalıkta dolaşırken dışarıdan daha vahim haberler geldi: kedi aslanı boğmuş, fil dut ağacına çıkmış, yağmur tufana dönmüş, çocuklar ana babayı hükmüne almıştı. Ser Feyzlizof acil durum zilini çaldı: “Kimse file merdiven dayamasın! Önce şiirin mecaz mı, kıyamet tatbikatı mı olduğuna karar verelim.” RUSAMER Tabiat İşleri Müdürlüğü karar veremeyince dosya edebiyat kuruluna gönderildi.
Veysi Kabaca Köşesi
Şiirin ilk bölümü değişim ile değişmeyen insan tabiatını karşı karşıya getiriyor:
Şiirin ana düşüncelerinden biri daha başta kurulmuş: dünya değişiyor fakat insanın temel eğilimleri değişmiyor. Ardından:
“Görevli her canlı Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür”
geliyor. Burada tabiatın her unsurunun bir vazifesi olduğu düşünülüyor. Ancak “Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür” aynı mantıkta iki dönüşüm değil. Gece zaman döngüsü içinde gündüze yerini bırakırken bulut doğrudan “yağmura dönüşmekten” ziyade yağış bırakır. Şiir bilimsel tarif vermek zorunda değil elbette; fakat benzetmenin iç mantığı önemli.
Veysi Kabaca Köşesindeki Bulut Görev Dağıtım Memuru Bulut, yağmurun özlük dosyasını buluta, gündüzün dosyasını geceye bağlayınca Ser Feyzlizof müdahale etti: “Tabiatın personel cetvelini bırak evladım. Güneş senden mesai çizelgesi istemedi.”
Aykız – Zahide Eskici Köşesi
İkinci ve üçüncü bölümlerde şiir çok hızlı biçimde çağdaş dünyaya geçiyor:
Ardından “Yedi sene kıtlık geldi çattı” sözü geliyor. Burada Hz. Yûsuf kıssasındaki yedi kıtlık yılına bir çağrışım seziliyor. Fakat şiir bunu açıklamadığı için hem dinî-tarihî gönderme hem de günümüze yönelik bir felaket öngörüsü gibi okunabiliyor.
“Evlilikler askıda, bebekler ısmarlama”
ise çok sert ve çarpıcı bir toplumsal eleştiri cümlesi. Yardımcı üreme teknolojileri ve değişen aile yapısına yönelik eleştiri kastediliyor anlaşılan; ancak “bebekler ısmarlama” ifadesi meseleyi fazlasıyla genelliyor ve insanî açıdan da sertleştiriyor.
Sonra Habil ve Kabil’den küçülen ailelere geçiliyor:
“İnsanlık böyle mi son bulacaktı? Dünya metallere kaldı”
“Metaller” ile makineler, robotlar veya teknoloji kastediliyorsa şiirin başlığıyla güçlü bir bağ kurulabilirdi; ancak bu kavram açıklanmadan bırakıldığı için okurun önüne şifre olarak düşüyor.
Aykız Köşesindeki Metal Nüfus Müdürlüğü, robotlara aile cüzdanı hazırlamaya başlayınca Ser Feyzlizof dosyaları topladı: “İnsanlığın bittiğine dair henüz resmî yazı gelmedi. Gelen olursa önce insanlara tebliğ ederiz.”
Hacı Ahmet Ağa Köşesi
Şiir burada iyice kararıyor:
“Diplomalar sahte, İnsanlar kobay oldu Dünya can pazarı”
Ardından:
“Katillerle birlikte yaşamak, nasıl bir zulümdü Böyle bir dünyada, nasıl yaşanıyor”
geliyor.
Şairin çağın güvensizliğine karşı öfkesi anlaşılır. Fakat şiirin önemli sorunu burada belirginleşiyor: çok büyük hükümler, yeterince şiirsel işlenmeden art arda sıralanıyor. Sahte diploma, deneyler, cinayet, toplumsal güvensizlik... Her biri tek başına bir şiirin konusu olabilecek meseleler.
Hacı Ahmet Ağa Köşesindeki Felaket Dosyalama Memuru Fehmi, bir kıtaya sığmayan sorunları klasörlere ayırmaya başladı. Bir süre sonra oda klasör doldu. Ser Feyzlizof kapıdan bakıp hükmünü verdi: “Dünyanın derdini bir şiire doldurabilirsin Fehmi; ama şiirin de nefes alacağı bir sandalye bırak.”
Âşık Kul Halil Köşesi
Orta bölümlerde şiir toplumsal teşhisten tevekküle dönüyor:
“Mevla ne dilemişse hayrımızadır Tedbiri kaçırdık, takdir Yaratanındır Bizler hayal, gerçek Hüda’dır”
Burada şiirin ikinci ana damarı ortaya çıkıyor: insanın tedbiri ile ilahî takdir arasındaki ilişki. Özellikle “Tedbiri kaçırdık, takdir Yaratanındır” ilginç bir dize. İnsan kendi sorumluluğunu ihmal etmiş ama sonuçta hükmün Allah’a ait olduğunu söylüyor.
Bununla birlikte “Mevla ne dilemişse hayrımızadır” cümlesi, şiirin önceki bölümlerindeki insan kaynaklı kötülüklerle yan yana geldiğinde dikkatli okunmalı. İnsanların yanlışlarının ve zulümlerinin doğrudan “hayır” diye nitelenmesi başka, ilahî takdire iman etmek başka meseledir. Şiir burada iki alanı birbirine fazla yaklaştırıyor.
Âşık Kul Halil Köşesindeki Tedbir ve Takdir Memuru Taki, bütün tedbir dosyalarını “Nasıl olsa takdir var” diyerek çöpe atmaya kalkınca Ser Feyzlizof yakaladı: “Evladım, tevekkül kapıyı açık bırakıp hırsızı Allah’a havale etmek değildir. Önce kilidi tak, sonra gönlünü Hakk’a bırak.”
Sibel Orçan Köşesi
Sonraki bölüm şiirin çözüm önerisini getiriyor:
“Bilgili, bir kişi toplumlara yön verebilir Bilgi her şeydir, bilen kazanır Eğitim, idealist öğretmenlere verilmeli”
Burada şiir, şiirsel söyleyişten çıkarak neredeyse bir eğitim bildirgesine dönüşüyor. Düşünce açık ve savunulabilir; ancak “Bilgi her şeydir, bilen kazanır” sözü fazla mutlak. Bilgi önemlidir ama tek başına ahlakı, vicdanı ve doğru davranışı garanti etmez. Zaten şiirin önceki bölümleri de insan fıtratının değişmediğini söylemişti. Dolayısıyla şiirin kendi mantığı bile yalnız bilginin yeterli olmadığını düşündürüyor.
RUSAMER Eğitim Reformu Komisyonu, “Bilgili olan kazansın” diye sınav hazırlamaya başladı. Ser Feyzlizof soruları görünce kalemi bıraktı: “Bilgi insanın elindeki bıçak gibidir; cerrahın elinde hayat kurtarır, zalimin elinde yara açar. Önce onu tutan eli yetiştirin.”
Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesi
Son bölümlerde şiir gerçekçilikten bilinçli bir absürtlüğe sıçrıyor:
“Kedi Aslanı boğdu, Fil dut ağacına çıktı Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu”
Şiirin en dikkat çekici iki dizesinden biri burada. Kedinin aslanı boğması ve filin dut ağacına çıkması, dünyanın düzeninin tersine çevrildiğini anlatan masalsı/absürt görüntüler olarak okunursa etkili. Hemen ardından gelen:
“Ayaklar baş, başlar ayak oldu”
aynı tersine dönüşü toplumsal düzleme taşıyor.
Fakat şiirin sonunda:
“Sular bulanmayınca, durulmaz Yaratan söyler son sözü”
deniliyor. İlk dize atasözü mantığı taşıyor ve şiirin kaos düşüncesini toparlıyor; ikinci dize ise bütün tartışmayı ilahî hükme teslim ediyor.
Ozan Delibal Köşesindeki Dut Ağacından Fil İndirme Ekibi, üç vinç ve iki merdivenle olay yerine çıkmaya hazırlanırken Ser Feyzlizof operasyonu durdurdu: “Fil gerçekten dut ağacına çıktıysa edebiyatın işi bitmiş demektir; zooloji düşünsün. Ama mecazsa bırakın orada dursun. Şiirin en akılda kalan yerlerinden biri o fil.”
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Gelecek Geldi, değişen dünya karşısındaki şaşkınlık, kaygı, inanç ve toplumsal eleştiriyi aynı şiirde toplamaya çalışan bir metin. “Kedi aslanı boğdu, fil dut ağacına çıktı” şiirin en özgün görüntüsü. Buna karşılık çok fazla büyük meselenin peş peşe getirilmesi, bazı yerlerde şiiri şiirden çok toplumsal bildiriye yaklaştırıyor.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri toplantıyı kapattı: Gelecek gelmiştir; ancak kimin davet ettiği tespit edilememiştir. Fil hâlâ dut ağacındadır. İndirilmesi için insanlığın önce kendi ayaklarını tekrar yere basması beklenecektir.
Gelecek bazen kapımızı çalmaz; bugün yaptıklarımızın içinden çıkıp karşımıza dikilir.
Düzen bozulduğunda en korkuncu filin ağaca çıkması değil, insanın bunu normal karşılamaya başlamasıdır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Dünyadaki hızlı yozlaşma, doğanın ve aile yapısının bozulması karşısında insanın çaresiz kaldığı, fakat nihai takdir ile son sözün her zaman Yaratıcı’ya ait olduğudur.kalemin daim olsun inşallah .
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.