Şiirin, düz yazıdan farkı şudur; az kelimeyle çok şey söylemek. voltaıre
eminnur acar
eminnur acar

GELECEK GELDİ

Yorum

GELECEK GELDİ

( 6 kişi )

4

Yorum

10

Beğeni

5,0

Puan

206

Okunma

GELECEK GELDİ

GELECEK GELDİ




Değişen dünyanın, oluyoruz şahidi
Değişmeyen, İnsanın fıtratı,
Görevli her canlı
Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür

Mevsimler değişti
İklimler değişti, masallar gerçekleşti
Yedi sene kıtlık geldi çattı
Evlilikler askıda, bebekler ısmarlama

Habil’le Kabil, geçmişte kaldı
Önce aileler küçüldü, çocuk sayısı bire düştü
İnsanlık böyle mi son bulacaktı?
Dünya metallere kaldı

Diplomalar sahte, İnsanlar kobay oldu
Dünya can pazarı
Katillerle birlikte yaşamak, nasıl bir zulümdü
Böyle bir dünyada, nasıl yaşanıyor

Her şeyi kabul eder olduk
İki günlük dünyaya, nasıl kandık
Yaratanın izni olmadan, yaprak düşmüyorsa
Yaşayıp görmeli

Mevla ne dilemişse hayrımızadır
Tedbiri kaçırdık, takdir Yaratanındır
Bizler hayal, gerçek Hüda’dır
Bilgisiz toplum, kuru kalabalık

Bilgili, bir kişi toplumlara yön verebilir
Bilgi her şeydir, bilen kazanır
Eğitim, idealist öğretmenlere verilmeli
Değişen dünyanın, oluyoruz şahidi

Rüzgarlar fırtınaya, Yağmurlar tufana dönüştü
Kedi Aslanı boğdu, Fil dut ağacına çıktı
Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu
Aile bağları koptu

Çocuklar ana babayı hükmüne aldı
Düzen böyle bozuldu
Ayaklar baş, başlar ayak oldu
Sular bulanmayınca, durulmaz
Yaratan söyler son sözü

eminnur güler Acar

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Gelecek geldi Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Gelecek geldi şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GELECEK GELDİ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Tamer Karakaş
Tamer Karakaş, @canim-benim
15.9.2026 18:53:18
5 puan verdi
Eminnur Hanım, "GELECEK GELDİ" şiiriniz günümüz dünyasının ve geleceğin getirdiği soğuk, mekanik dönüşümü o kadar güçlü ve sarsıcı bir dille yüzümüze vurmuş ki... Teknolojinin, metalin ve yapaylığın arasında insanın, ailenin ve fıtratın nasıl kaybolduğunu büyük bir bilgelikle mısralara aktarmışsınız. "Dünya metallere kaldı" ve "Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu" dizeleriniz adeta çağımıza düşülmüş tarihi birer not gibi. Toplumsal bir yaraya, değişen zamana bu asil duruşunuzla ayna tuttuğunuz için kaleminize, yüreğinize sağlık. Saygılarımla... T tebrik ederim...
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
16.9.2026 08:47:17
5 puan verdi
Modern dünyanın getirdiği yabancılaşmayı, değerler erozyonunu ve doğadan/fıtrattan kopuşu oldukça güçlü, gür ve sitemkar bir ses tonuyla dile getiriyor...
Gerçekten Gelecek öyle bir geldiki zamanın ruhunu yakalayan karamsar gözlemler insanoğlunu gerçeklikten kopardı...

"Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür" veya "Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu" gibi ifadeler, evrendeki akış ile insanın pasifleşmesi arasındaki çelişkiyi çok güzel vurgulamışsın..

Zihinler esir alındı ve bir ortamda yaşıyoruz ki dizerinde dediğin gibi"evlilikler askıda, bebekler ısmarlama", "Çocuklar ana babayı hükmüne aldı" gibi dizeler, sadece bireysel değil, toplumsal değişimlere aile yapısının küçülmesi, nesil çatışmaları) nokta atışı temas etmişsin..

Şiirin karamsar havası, "Bilgili, bir kişi toplumlara yön verebilir" ve "Eğitim, idealist öğretmenlere verilmeli" bölümlerinde yapıcı bir eleştiriye dönüşüyor. Sorunu tespit etmekle kalmayıp çözümü bilgi ve doğru eğitimde aramanız metne derinlik katmış.

​"Sular bulanmayınca, durulmaz / Yaratan söyler son sözü" bitişi, yaşanan tüm bu altüst oluşların (kaosun) aslında yeni bir durulmaya, bir nizama gebelik ettiği inancıyla şiiri güçlü bir finale ulaştırıyor.

TEBRİKLER ederim emeğini kalemini....
Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
16.9.2026 07:24:30
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi

UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş

ANDIRIN SÖZ YURDU YAZIN SİTESİ

Şair: Eminnur Güler Acar
Şiir: GELECEK GELDİ
Değerlendirildiği Salon: Geleceğin Randevu Almadan Geldiği, Kedi Aslanı Boğunca Zoologların İstifa Ettiği, Fil Dut Ağacına Çıkınca İtfaiyenin Merdiven Yetmediği ve Ayaklarla Başların Makam Değiştirdiği Salon

Eminnur Güler Acar’ın Gelecek Geldi şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri önce takvime baktı. Gelecek denen zatın ileride olması gerekiyordu ama şiire göre çoktan gelmiş, üstelik kapıyı çalmadan içeri girmişti. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Gelecek Karşılama Memuru Galip, “Ben daha hoş geldiniz pankartını hazırlamamıştım” diye ortalıkta dolaşırken dışarıdan daha vahim haberler geldi: kedi aslanı boğmuş, fil dut ağacına çıkmış, yağmur tufana dönmüş, çocuklar ana babayı hükmüne almıştı. Ser Feyzlizof acil durum zilini çaldı: “Kimse file merdiven dayamasın! Önce şiirin mecaz mı, kıyamet tatbikatı mı olduğuna karar verelim.” RUSAMER Tabiat İşleri Müdürlüğü karar veremeyince dosya edebiyat kuruluna gönderildi.

Veysi Kabaca Köşesi

Şiirin ilk bölümü değişim ile değişmeyen insan tabiatını karşı karşıya getiriyor:

“Değişen dünyanın, oluyoruz şahidi
Değişmeyen, İnsanın fıtratı”

Şiirin ana düşüncelerinden biri daha başta kurulmuş: dünya değişiyor fakat insanın temel eğilimleri değişmiyor. Ardından:

“Görevli her canlı
Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür”

geliyor. Burada tabiatın her unsurunun bir vazifesi olduğu düşünülüyor. Ancak “Gece gündüze, bulut yağmura dönüşür” aynı mantıkta iki dönüşüm değil. Gece zaman döngüsü içinde gündüze yerini bırakırken bulut doğrudan “yağmura dönüşmekten” ziyade yağış bırakır. Şiir bilimsel tarif vermek zorunda değil elbette; fakat benzetmenin iç mantığı önemli.

Veysi Kabaca Köşesindeki Bulut Görev Dağıtım Memuru Bulut, yağmurun özlük dosyasını buluta, gündüzün dosyasını geceye bağlayınca Ser Feyzlizof müdahale etti: “Tabiatın personel cetvelini bırak evladım. Güneş senden mesai çizelgesi istemedi.”

Aykız – Zahide Eskici Köşesi

İkinci ve üçüncü bölümlerde şiir çok hızlı biçimde çağdaş dünyaya geçiyor:

“Mevsimler değişti
İklimler değişti, masallar gerçekleşti”

Ardından “Yedi sene kıtlık geldi çattı” sözü geliyor. Burada Hz. Yûsuf kıssasındaki yedi kıtlık yılına bir çağrışım seziliyor. Fakat şiir bunu açıklamadığı için hem dinî-tarihî gönderme hem de günümüze yönelik bir felaket öngörüsü gibi okunabiliyor.

“Evlilikler askıda, bebekler ısmarlama”

ise çok sert ve çarpıcı bir toplumsal eleştiri cümlesi. Yardımcı üreme teknolojileri ve değişen aile yapısına yönelik eleştiri kastediliyor anlaşılan; ancak “bebekler ısmarlama” ifadesi meseleyi fazlasıyla genelliyor ve insanî açıdan da sertleştiriyor.

Sonra Habil ve Kabil’den küçülen ailelere geçiliyor:

“İnsanlık böyle mi son bulacaktı?
Dünya metallere kaldı”

“Metaller” ile makineler, robotlar veya teknoloji kastediliyorsa şiirin başlığıyla güçlü bir bağ kurulabilirdi; ancak bu kavram açıklanmadan bırakıldığı için okurun önüne şifre olarak düşüyor.

Aykız Köşesindeki Metal Nüfus Müdürlüğü, robotlara aile cüzdanı hazırlamaya başlayınca Ser Feyzlizof dosyaları topladı: “İnsanlığın bittiğine dair henüz resmî yazı gelmedi. Gelen olursa önce insanlara tebliğ ederiz.”

Hacı Ahmet Ağa Köşesi

Şiir burada iyice kararıyor:

“Diplomalar sahte, İnsanlar kobay oldu
Dünya can pazarı”

Ardından:

“Katillerle birlikte yaşamak, nasıl bir zulümdü
Böyle bir dünyada, nasıl yaşanıyor”

geliyor.

Şairin çağın güvensizliğine karşı öfkesi anlaşılır. Fakat şiirin önemli sorunu burada belirginleşiyor: çok büyük hükümler, yeterince şiirsel işlenmeden art arda sıralanıyor. Sahte diploma, deneyler, cinayet, toplumsal güvensizlik... Her biri tek başına bir şiirin konusu olabilecek meseleler.

Hacı Ahmet Ağa Köşesindeki Felaket Dosyalama Memuru Fehmi, bir kıtaya sığmayan sorunları klasörlere ayırmaya başladı. Bir süre sonra oda klasör doldu. Ser Feyzlizof kapıdan bakıp hükmünü verdi: “Dünyanın derdini bir şiire doldurabilirsin Fehmi; ama şiirin de nefes alacağı bir sandalye bırak.”

Âşık Kul Halil Köşesi

Orta bölümlerde şiir toplumsal teşhisten tevekküle dönüyor:

“Yaratanın izni olmadan, yaprak düşmüyorsa
Yaşayıp görmeli”

ve hemen ardından:

“Mevla ne dilemişse hayrımızadır
Tedbiri kaçırdık, takdir Yaratanındır
Bizler hayal, gerçek Hüda’dır”

Burada şiirin ikinci ana damarı ortaya çıkıyor: insanın tedbiri ile ilahî takdir arasındaki ilişki. Özellikle “Tedbiri kaçırdık, takdir Yaratanındır” ilginç bir dize. İnsan kendi sorumluluğunu ihmal etmiş ama sonuçta hükmün Allah’a ait olduğunu söylüyor.

Bununla birlikte “Mevla ne dilemişse hayrımızadır” cümlesi, şiirin önceki bölümlerindeki insan kaynaklı kötülüklerle yan yana geldiğinde dikkatli okunmalı. İnsanların yanlışlarının ve zulümlerinin doğrudan “hayır” diye nitelenmesi başka, ilahî takdire iman etmek başka meseledir. Şiir burada iki alanı birbirine fazla yaklaştırıyor.

Âşık Kul Halil Köşesindeki Tedbir ve Takdir Memuru Taki, bütün tedbir dosyalarını “Nasıl olsa takdir var” diyerek çöpe atmaya kalkınca Ser Feyzlizof yakaladı: “Evladım, tevekkül kapıyı açık bırakıp hırsızı Allah’a havale etmek değildir. Önce kilidi tak, sonra gönlünü Hakk’a bırak.”

Sibel Orçan Köşesi

Sonraki bölüm şiirin çözüm önerisini getiriyor:

“Bilgili, bir kişi toplumlara yön verebilir
Bilgi her şeydir, bilen kazanır
Eğitim, idealist öğretmenlere verilmeli”

Burada şiir, şiirsel söyleyişten çıkarak neredeyse bir eğitim bildirgesine dönüşüyor. Düşünce açık ve savunulabilir; ancak “Bilgi her şeydir, bilen kazanır” sözü fazla mutlak. Bilgi önemlidir ama tek başına ahlakı, vicdanı ve doğru davranışı garanti etmez. Zaten şiirin önceki bölümleri de insan fıtratının değişmediğini söylemişti. Dolayısıyla şiirin kendi mantığı bile yalnız bilginin yeterli olmadığını düşündürüyor.

RUSAMER Eğitim Reformu Komisyonu, “Bilgili olan kazansın” diye sınav hazırlamaya başladı. Ser Feyzlizof soruları görünce kalemi bıraktı: “Bilgi insanın elindeki bıçak gibidir; cerrahın elinde hayat kurtarır, zalimin elinde yara açar. Önce onu tutan eli yetiştirin.”

Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesi

Son bölümlerde şiir gerçekçilikten bilinçli bir absürtlüğe sıçrıyor:

“Kedi Aslanı boğdu, Fil dut ağacına çıktı
Doğa konuşuyor, İnsanlar sustu”

Şiirin en dikkat çekici iki dizesinden biri burada. Kedinin aslanı boğması ve filin dut ağacına çıkması, dünyanın düzeninin tersine çevrildiğini anlatan masalsı/absürt görüntüler olarak okunursa etkili. Hemen ardından gelen:

“Ayaklar baş, başlar ayak oldu”

aynı tersine dönüşü toplumsal düzleme taşıyor.

Fakat şiirin sonunda:

“Sular bulanmayınca, durulmaz
Yaratan söyler son sözü”

deniliyor. İlk dize atasözü mantığı taşıyor ve şiirin kaos düşüncesini toparlıyor; ikinci dize ise bütün tartışmayı ilahî hükme teslim ediyor.

Ozan Delibal Köşesindeki Dut Ağacından Fil İndirme Ekibi, üç vinç ve iki merdivenle olay yerine çıkmaya hazırlanırken Ser Feyzlizof operasyonu durdurdu: “Fil gerçekten dut ağacına çıktıysa edebiyatın işi bitmiş demektir; zooloji düşünsün. Ama mecazsa bırakın orada dursun. Şiirin en akılda kalan yerlerinden biri o fil.”

KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ

Gelecek Geldi, değişen dünya karşısındaki şaşkınlık, kaygı, inanç ve toplumsal eleştiriyi aynı şiirde toplamaya çalışan bir metin. “Kedi aslanı boğdu, fil dut ağacına çıktı” şiirin en özgün görüntüsü. Buna karşılık çok fazla büyük meselenin peş peşe getirilmesi, bazı yerlerde şiiri şiirden çok toplumsal bildiriye yaklaştırıyor.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri toplantıyı kapattı: Gelecek gelmiştir; ancak kimin davet ettiği tespit edilememiştir. Fil hâlâ dut ağacındadır. İndirilmesi için insanlığın önce kendi ayaklarını tekrar yere basması beklenecektir.

Gelecek bazen kapımızı çalmaz; bugün yaptıklarımızın içinden çıkıp karşımıza dikilir.

Düzen bozulduğunda en korkuncu filin ağaca çıkması değil, insanın bunu normal karşılamaya başlamasıdır.

Özün sözü budur. Vesselam.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
Celil ÇINKIR
Nam-ı Diğer Delibal
Etkili Yorum
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
15.9.2026 18:10:20
5 puan verdi
Dünyadaki hızlı yozlaşma, doğanın ve aile yapısının bozulması karşısında insanın çaresiz kaldığı, fakat nihai takdir ile son sözün her zaman Yaratıcı’ya ait olduğudur.kalemin daim olsun inşallah .
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL