1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma
Gerçek Pehlivan
Meydanlar toz duman, sesler göğe yükselir.
Er meydanında erler kılıç kalkanla çağlar.
Kimi sırt üstü serer yedi kat yabancıyı,
Kimi içine gömer o en derin sancıyı.
Bilmezler ki asıl cenk içeride dönüyor,
Nefsin ateşidir ki en yiğit bile yanar.
Cismanî güç bir anlık, rüzgâr gibi geçer,
Kâmil insan olanlar çetin yolu geçer.
Er Meydanının Sırrı
Koca Yusuf’u sorsan, tuttuğu dağ gibi,
Hakikat erinin göğsü iman bağı gibi.
Rakip denilen varlık dışarıda aranır,
Oysa en büyük düşman içeride saklanır.
Elini bağlamazlar bu er meydanının,
Sınavı başkadır her bir canın, cananın.
Kibre kapılmak var, gurura yenilmek,
Nefsin zincirini kırıp hakka yönelmek.
Nefsle Boğuşmak
Gönül bahçesinde ot bitirir öfke,
Şehvet bir bataklık, akıllı olmak gerek.
İşte o an başlar gerçek pehlivanlık,
Karanlık gecelerde aydınlanır bir anlık:
"Yenilgi" dediğin şey nefse boyun eğmek,
"Galibiyet" ise hırsı, öfkeyi çiğnemek.
Altta kalan nefsini ezecek yeneceksin.
Hak katında makbuldür kalbinide ak eder.
Hakikatin Tuşu
Kısbet giymekle olmaz bu yiğitlik davası,
Yürekte yanmalıdır ilahi aşk sevdası.
Yere vuracaksın o insani hırsları,
Sileceksin ruhtan bütün paslı kirleri.
Bir "Ya Hu" çekerek çık gönül er meydanına,
Şahadet şerbeti dökünsün cananına.
Bilek gücüyle değil, kalp gücüyle yürüyen,
İşte odur dünyada nefsini yenen pehlivan!
Recep Hayal
Hayaloğlu
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.