Şiirin, düz yazıdan farkı şudur; az kelimeyle çok şey söylemek. voltaıre
Nesrince
Nesrince

Hazan Bahçeleri

Yorum

Hazan Bahçeleri

( 2 kişi )

1

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

113

Okunma

Hazan Bahçeleri

Hazan Bahçeleri

Zihnimde isminin akisleri,
Gözlerime çizilmiş kaderim.
Gülüşüm buruk kekremsi,
Mahşer yeri, senden uzakta kalbim.

Eylül yaprakları misali aşkımız,
Ceylanlar düşüyor rüyama seni düşününce,
O ilk bakıştaki hazan üşüyor yüreğimde.

Ellerim titriyor seyrek vakitli,
Hüzün akşamlarında.
Kimsesizliğimi hatırlıyorum,
Seni hayalimde kucaklayınca.

Ve çocukluğumun salıncağında ağlıyorum,
Sensiz hazan bahçelerinde.












Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Hazan bahçeleri Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Hazan bahçeleri şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hazan Bahçeleri şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
15.9.2026 16:39:07
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi

UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş

ANDIRIN SÖZ YURDU YAZIN SİTESİ

Şair: Nesrince
Şiir: HAZAN BAHÇELERİ
Değerlendirildiği Salon: Eylül Yapraklarının Toplanmadığı, Ceylanların Rüyalara İzinsiz Girdiği, Çocukluk Salıncağının Hüzünden Gıcırdadığı ve Bahçıvanların Hazanı Bahara Çevirmekten Men Edildiği Salon

Nesrince’nin Hazan Bahçeleri şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bahçıvanları acilen toplantıya çağırdı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Bahçıvan Bahri, “hazan bahçesi” sözünü duyar duymaz kurumuş yaprakları süpürmeye girişince elindeki süpürgeye el konuldu. Çünkü bu bahçede yaprakların kaldırılması delil karartmaya giriyordu. Bir köşede buruk ve kekremsi bir gülüş, öte tarafta rüyaya düşen ceylanlar, en dipte ise çocukluğundan kalma bir salıncak vardı. Ser Feyzlizof dosyayı açıp hükmünü verdi: “Kimse yapraklara dokunmasın. Burada sonbahar mevsim değil; aşkın olay yeri.” Bunun üzerine bahçe şeritlerle çevrildi, yalnız ceylanların geçişine izin verildi.

Âşık Medeni Karataş – Mahmut Ağdak Köşesi

Şiir ilk kıtada doğrudan ayrılığın zihinsel ve bedensel izlerini kuruyor:

“Zihnimde isminin akisleri
Gözlerime çizilmiş kaderim”

“İsmin akisleri” sevilen kişinin fiziksel olarak bulunmadığı hâlde zihinde çoğalmasını anlatıyor. Ardından gelen:

“Gülüşüm buruk kekremsi”

dizesinde “buruk” ile “kekremsi” birbirine yakın iki tat duygusunu aynı gülüşte buluşturuyor. Bir miktar anlam tekrarı var; fakat “kekremsi” sözcüğü şiire damakta kalan bir acılık veriyor.

Kıtanın en sert sıçrayışı:

“Mahşer yeri, senden uzakta kalbim.”

Kalp artık yalnız hüzünlü değil, mahşer yerine dönüşmüş. Köşenin Kalp İmar Memuru Kadir, mahşer yerine dönüşen kalp için yapı kullanım belgesi istemeye kalkınca Ser Feyzlizof başvuruyu geri çevirdi: “Evladım, aşkın imar planı olmaz. Olsaydı bu kadar insan kaçak kat çıkmazdı.”

Manilerin Sultanı – Mine Erdoğan Dal Köşesi

İkinci bölüm şiirin başlığını taşıyan asıl mevsime giriyor:

“Eylül yaprakları misali aşkımız”

Eylül–hazan–dökülen yaprak ilişkisi şiirde oldukça tanıdık bir imge alanı. Burada tek başına çok yeni değil. Fakat hemen ardından gelen:

“Ceylanlar düşüyor rüyama seni düşününce”

şiirin görüntüsünü değiştiriyor. Ceylan, ürkeklik, zarafet ve erişilmezlik çağrışımlarıyla aşkın içine giriyor. Yalnız ceylanların neden özellikle sevgiliyi düşününce rüyaya düştüğü şiirde kurulmadığı için bu güzel görüntü biraz havada kalıyor.

“O ilk bakıştaki hazan üşüyor yüreğimde.”

ise bölümün dikkat çekici dizesi. Normalde insan üşür; burada hazan üşüyor. Mevsime beden kazandırılmış. Üstelik ilk bakışın içinde daha başlangıçtan bir sonbahar bulunması, aşkın doğarken ayrılığını da beraberinde taşıdığı şeklinde okunabilir.

RUSAMER Ceylanların Rüyaya Giriş Müdürlüğü, hayvanların giriş belgesini aradı. Belge bulunamadı. Ser Feyzlizof meseleyi çözdü: “Rüyaya pasaportla girilmez. Hele aşk varsa sınır kapısı zaten çalışmaz.”

Âşık Hüseyin Topal Köşesi

Üçüncü bölümde şiir dış manzaradan bedene dönüyor:

“Ellerim titriyor seyrek vakitli
Hüzün akşamlarında.”

Buradaki “seyrek vakitli” şiirin en problemli ifadelerinden biri. Şairin kastı “ara sıra”, “seyrek zamanlarda” veya belli belirsiz aralıklarla titremekse ifade doğal Türkçe akışında yerine tam oturmuyor.

Sonra:

“Kimsesizliğimi hatırlıyorum
Seni hayalimde kucaklayınca.”

Burada güzel bir karşıtlık var. Normal beklenti, sevgiliyi hayalde kucaklamanın yalnızlığı azaltmasıdır. Şiirde tam tersi oluyor: hayalî kavuşma, gerçek yokluğu daha görünür kılıyor. Bu, şiirin psikolojik olarak en sağlam noktalarından biri.

Köşenin Hayalî Sarılmalar Sicil Memuru Sabri, sarılmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini sorunca tutanağa “Gerçekte yok, zihinde var” yazıldı. Ser Feyzlizof kaydı görünce dosyanın altına ekledi: “Hasretin en kötü huyu budur; hayal verdiğini sanır, yokluğu tahsil eder.”

Ozan Azabi – Hacı Musa Tuncer Köşesi

Final yalnız iki dizeyle geliyor:

“Ve çocukluğumun salıncağında ağlıyorum
Sensiz hazan bahçelerinde.”

Şiirin en etkili görüntülerinden biri burada. Çünkü sevgiliden ayrılık birden çocukluğa bağlanıyor. Salıncak, yalnız çocukluk hatırası değil; ileri geri hareketiyle geçmiş ile bugün arasında gidip gelen zihnin de görüntüsüne dönüşebiliyor.

Üstelik “hazan bahçeleri” başlıkta başlayan yolculuğu finalde kapatıyor. Bahçe artık yalnız aşkın sonbaharı değil; çocukluğun, yalnızlığın ve sevgilinin yokluğunun üst üste bindiği bir hafıza mekânı.

Ozan Azabi Köşesindeki Salıncak Güvenlik Görevlisi Salih, ağlayan yetişkini görünce yaş sınırını kontrol etmeye kalktı. Ser Feyzlizof görevliyi bahçeden çıkardı: “Çocukluk salıncağının yaş sınırı olmaz evladım. İnsan bazen altmışında biner, altısında iner.”

KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ

Hazan Bahçeleri, ayrılığı eylül, hazan, rüya ve çocukluk imgeleriyle anlatan hüzünlü bir şiir. “O ilk bakıştaki hazan üşüyor yüreğimde” ve çocukluk salıncağı güçlü; “seyrek vakitli” gibi birkaç ifade ise şiirin doğal akışını zorluyor. Final, şiirin başlığını yerli yerine oturtuyor.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bahçenin kapısını kapattı: Yapraklar süpürülmeyecek, salıncak sökülmeyecek; ceylanların ise rüyalara giriş çıkışına karışılmayacaktır. Hazanın delilleri muhafaza altındadır.

Bazı ayrılıklar insanı sevgilisiz değil, çocukluğuna kadar kimsesiz bırakır.

Hazan ağacın yaprağını döker; hasret insanın içinde sakladığı mevsimleri.

Özün sözü budur. Vesselam.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
Celil ÇINKIR
Nam-ı Diğer Delibal
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL