0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma
Ben, ışıksız odalarla çocukluğumda tanıştım
Ve kaç zamandır hayatı ellerimle yoklarım.
İşte ömrümün tam da zifiri karanlığında
Ömründe ilk kez yaşayan yüzler tanıdım
Güneşler de üzerime doğru öylece ve
anladım;
Meğer yaşam dedikleri bir aşk sanrısıymış.
Ve ben, düşlerimin mezarlığında
Saymadım kaç bahardır çiçek toplarım
Fakat kirlenmesin diye beyazlığı
Parmak uçlarımla kokladığım
O en güzel nergisler Eylül’de açarmış.
Ben babama benzemeyi ne kadar istediysem
Yağmurlar yağdığında o kadar çok ağladım.
Kaçtım, saklandım
anmadım adını hiçbir yerde
Ve aniden yağmurlu bir geceden uyandım
Saatlerce nefretten söz etseler bile
Kız çocukları hep babalarını ararmış.
Ve benim ellerim
Duvarların soğukluğuna alışkındır
Yüze kadar saymayı hiç bilmiyor bedenim
Dudaklarım soluk, ve duymaz kulaklarım
Ruhsatsız hayallere tanık olunca fark ettim;
Hissetmek dokunmanın da fazlasıymış.
Telaşlı vedalardan söz edince bu eller
Nasıl ki buz kesiliyorsa
Ruhumun en içine baktığı vakitler
Bir çift göz de kor gibi yakarmış.
Yanarmış kağıt evlerde ısınmak için bir ateş,
O ateş içinde sen varsan gülistanmış.
Yalvarıp da yakarmış nergisler bahar gelsin diye
Oysa bahar dedikleri, seninle geçen bir anmış…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.