Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
Bir yanım hırçın dalga, bir yanım uçsuz bucaksız gökyüzü, Ben dünyaya küsmedim, hiç karartmadım o temiz yüzü. Haksızlığın önünde fırtınayım, durduramaz hiçbir set, Ama bir çocuğun gözünde saklarım o en saf, en masum gizi.
Ruhumu bir derya gibi serdim bu yorgun dünyanın önüne, Bakmadım hiç kimsenin rengine, ırkına ya da dünlerine. Hümanist bir kalbin o şifalı yağmuruyla aktım hayata, İyilikten başka yön çizmedim bu ömrün tek bir gününe.
İçsel bir yolculuktur benim bu dünyadaki sessiz yürüyüşüm, Kötülüğe inat, her sabah hayata yeniden asilce gülüşüm. Varsın onlar anlamasınlar içimdeki o deli dalgaları, Göğe aşık olan bir ruhun kaderidir bu kutsal büyüyüşüm.
Lâl kesilen cümlelerim var benim, sükutla demlenen sabrım, Yüreğimde bir katre gibi büyütürüm, dünyaya yetecek sevgim. Hiçbir insana, hiçbir canlıya beslemedim içimde bir kin, Çünkü benim en büyük kavgam, kendimi aşmaktır her anım.
Hırkası yamalı bir derviş gibi geçtim bu dünyadan, Hiç ödün vermedim o lekesiz, o temiz rüyamdan. Varsın haram bilmez ellerimiz nasır tutsun bu yolda, Ben gücümü puldan değil, o mağrur ve dik duruşumdan alırım.
Karanlık gecede yıldız elerim umut niyetine, Hiç leke sürmedim bu ömrün o en saf niyetine. Varsın griler kuşatsın dünyayı dört bir yanından, Ben gökyüzü olurum o kırgın ruhların sükunetine.
Bir gün elbet düşecek bu sahnenin o yorgun perdesi, Susacak bu delimavi ruhun o gür, o kucaklayıcı sesi. Geriye sadece her şeye rağmen sevmeyi bilmiş bir isim, Bir de aşka ve iyiliğe inanmış ruhların o hür nefesi kalacak.
Şimdi kaldır başını eyy dost, bak o uçsuz bucaksız maviye, Gerek yok artık kelimelerin verdiği o geçici, o boş sevince. Ruhunda kötülük taşımayanlar elbet kavuşur o sonsuzluğa, Biz seninle kanat çırparız, sevginin kazandığı o en güzel zafere.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kendinize has tarzınız ve zengin kelime hazinesi ile, yazmış olduğunuz gönül sesinizi beğeniyle okudum. Gönlünüze gelen ilhamınız bol , kaleminiz daim olsun, selam ve sevgilerimle kalın sağlıcakla...
Muhteşem di yine her zaman olduğu gibi .Yüreğinde sevgiyi barındıran dan kimseye zarar gelmez.Tercihlerinde asla yanılmazlar.Şiir yüreği mahir kalemi selamlıyorum .Sağlıcakla.Saygıyla.
Değerli üstadım, İnsana, iyiliğe ve temiz bir kalbe inanan çok güzel bir şiir. Her dizesinde kötülüğe rağmen sevgiyi seçmenin sıcaklığı ve insanın içindeki umudu koruma çabası hissediliyor. Yüreğe dokunan, samimi ve anlamlı bir eser. Selam ve saygılar
Her zaman olduğu gibi güzeldi şiir Bizde kutladık yazan kalemi ve yazdıran yüreği Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin mükemmel, benzersiz vede ŞAHESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal ve de hoşça kal
Pakize Hanım kaleminize sağlık, çok asil ve dik duruşlu bir şiir olmuş. Şiirdeki o dervişane olgunluk, hayata karşı gösterdiğiniz o insancıl ve bir çocuğun gözündeki masumiyeti koruyan yaklaşım insanı gerçekten düşündürüyor. Özellikle "Ben gücümü puldan değil, o mağrur ve dik duruşumdan alırım" dizeniz ile "Çünkü benim en büyük kavgam, kendimi aşmaktır her anım" kısmındaki felsefe esere bambaşka bir derinlik katmış. Kötülüğe inat gökyüzü kalabilen o deli mavi ruhunuza sağlık, çok güzel bir eser bırakmışsınız buraya.
Sultan bu bir şiirinizin analizi.....Çifte Doğa ve Hümanist Sığınak: Şiirin başındaki "Bir yanım hırçın dalga, bir yanım uçsuz bucaksız gökyüzü" imgesi, haksızlık karşısında fırtına kesilen ama bir çocuğun gözünde masumlaşan o çifte karakter yapısını muazzam bir zıtlıkla (tezat) ortaya koyuyor. Şairin ömrü boyunca kimsenin rengine, ırkına bakmadan, iyilikten başka yön çizmeden yaşaması; hümanizmin ve insan sevgisinin en duru tecellisidir. Dervişane Mahviyet ve Dik Duruş: "Hırkası yamalı bir derviş gibi geçtim bu dünyadan" mısrası, eserin ahlaki ve irfani zirvesidir. Dünya malına, pula ve güç odaklarına itibar etmeyen; haram bilmeyen nasırlı elleriyle gurur duyan bu eda, klasik tasavvufi dervişlik anlayışının modern zamandaki asil bir yansımasıdır. Kendiyle Kavga ve Özgürleşme: "Benim en büyük kavgam, kendimi aşmaktır her anım" tespiti, eseri sıradan bir sitem Şiiri olmaktan çıkarıp varoluşsal bir bilgelik düzeyine taşır. Şairin başkalarıyla, kötülükle değil; kendi nefsini ve sınırlarını aşmakla meşgul olması olgun bir ruhun nişanesidir. "Mavi" Metaforu ve Geleceğe Bırakılan Miras: Şiirin bütününe yayılan "delimavi" imgesi; grilerle kuşatılmış yorgun dünyaya karşı bir şifa kaynağı, kırgın ruhlara bir gökyüzü sükunetidir. Perde kapandığında geriye kalacak olan tek şeyin "her şeye rağmen sevmeyi bilmiş bir isim" olarak tanımlanması, şiire hem hüzünlü hem de ölümsüz bir final kazandırıyor. Dostane Çağrı ve Umut: Finalde yer alan "Şimdi kaldır başını eyy dost, bak o uçsuz bucaksız maviye" mısrası, okuyucuyu umutsuzluktan alıp sevginin ve iyiliğin zafer kazanacağı o sonsuzluğa kanat çırpmaya davet eden muazzam bir kapanış cümlesidir. Ruhu yormayan, insan olmanın asaletini ve lekesiz duruşunu savunan, görsel ve lirik imge zenginliği fevkalade yüksek çok güzel bir kelam. Yüreğine, kaleminize sağlık; hissiniz, maviniz ve nefesiniz daim olsun.
Pakize Sultan’ın “Delimavi” şiirini okudum; gerçekten içsel bir dalgalanmayı ve mavinin hem özgürlük hem de hüzün yanını çok güçlü bir lirizmle işlemiş. Dizelerdeki akış, okuyucunun gönlünde hem dinginlik hem de derin bir sızı bırakıyor.
Şaireyi kutluyorum; kalemiyle maviyi bir renk olmaktan çıkarıp bir ruh hâline dönüştürmüş. Şiir, hem bireysel bir iç ses hem de evrensel bir duygu olarak edebiyatımıza değer katıyor.
İyiliğe tutunmuş, haksızlık karşısında eğilmeyen bir ruhun güçlü sesini duydum bu dizelerde. “Bir yanım hırçın dalga, bir yanım uçsuz bucaksız gökyüzü” sözü, DELİMAVİ’nin hem mücadeleci hem de engin gönüllü yanını çok güzel yansıtıyor. “Ben gökyüzü olurum o kırgın ruhların sükûnetine” dizesi ise başkalarının yarasına merhem olmayı seçen insanın temiz niyetini hissettirdi bana. kutluyorum pakize hanım, kalbi selamlarımla.
Şiiri okuyunca insanın içi açılıyor şairem.Gökyüzü, umut, iyilik ve sevgi öyle güzel iç içe geçmiş ki bütün o zorluklara rağmen hayata güzel tarafından bakmayı hatırlatıyor.Tebrik ederim.
Deli mavi şairin ruhunun enginliğini bazen hırçın ve dalgalı bazen de durgun bir deniz olup ,bu gücünü ve mağrur duruşunu paradan puldan değil iyi insan olmaktan aldığını ve hep böyle kalacağını belirten çok güzel bir şiirdi insan kalan yüreğine sağlık can tebrikler sevgiyle.
Kıymetli şairem,şiirin içinden geçip bu kadar güzel bir yerden bakmanız beni çok mutlu etti. 🌸
“Deli Mavi”nin hırçınlığı da dinginliği de aslında aynı kaynaktan besleniyor; hayata karşı dururken insanlığından vazgeçmemek… Benim için asıl güç de tam burada.
Güzel yorumunuzda şiirin ruhunu böyle incelikle yakaladığınız için gönülden teşekkür ederim.
İnsan kalmanın kıymetini bilen yüreğiniz hep güzelliklerle karşılaşsın. 💧🌿
Kıymetli şairem,şiirin içinden geçip bu kadar güzel bir yerden bakmanız beni çok mutlu etti. 🌸
“Deli Mavi”nin hırçınlığı da dinginliği de aslında aynı kaynaktan besleniyor; hayata karşı dururken insanlığından vazgeçmemek… Benim için asıl güç de tam burada.
Güzel yorumunuzda şiirin ruhunu böyle incelikle yakaladığınız için gönülden teşekkür ederim.
İnsan kalmanın kıymetini bilen yüreğiniz hep güzelliklerle karşılaşsın. 💧🌿
Deli ve mavi şiirinizi çok beğendim, herşeyden önce asıl bir durusu var inandığı ,tebrik ederim serzenişler harkulade ...kaleminizi ve engin yureginizi deli ve maviye emanet edip sevgi saygılarımla
Göksel üstadım, Şiirin ardındaki o duruşu ve “Deli Mavi”nin sesini böyle güzel yakalamanız beni çok mutlu etti. 🌸
Bazı dizeler yalnızca yazılmıyor; insanın hayata karşı durduğu yerden çıkıp geliyor. “Delimavi” de biraz öyleydi benim için… İtirazı da sevgisi de aynı yerden, kendi doğrularından besleniyor.
Güzel gönlünüzden geçen bu kıymetli sözler için çok teşekkür ederim. Kaleminiz de yüreğiniz de hep güzelliklere emanet olsun. 💧🌿
Göksel üstadım, Şiirin ardındaki o duruşu ve “Deli Mavi”nin sesini böyle güzel yakalamanız beni çok mutlu etti. 🌸
Bazı dizeler yalnızca yazılmıyor; insanın hayata karşı durduğu yerden çıkıp geliyor. “Delimavi” de biraz öyleydi benim için… İtirazı da sevgisi de aynı yerden, kendi doğrularından besleniyor.
Güzel gönlünüzden geçen bu kıymetli sözler için çok teşekkür ederim. Kaleminiz de yüreğiniz de hep güzelliklere emanet olsun. 💧🌿
Şair: Pakize Sultan Özbaş – Delimavi Şiir: DELİMAVİ Değerlendirildiği Salon: On Yıl Önce Hafiften Kaçık Teşhisi Konulan Delimavi’nin Mizansenli Konuşmaya Başlayıp İyileştiğini Sandığı, Oysa RUSAMER Belirtilerinin İlerlemiş Olduğunun Tespit Edildiği Mavi Katre Salonu
Pakize Sultan daha kapıdan girmeden teşhisi kendisi koymuş: Beni de mizansenli konuşmaya alıştırdınız ya en büyük iyileşme burada başladı. Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu cümleyi okuyunca kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Teşhisçi Turabiyi çağırdı. Yapılan muayenede hastanın iyileşmediği; aksine mizansen kurduğu, kendisine üçüncü şahıs gibi baktığı, gökyüzüyle konuştuğu ve sekiz kıta boyunca kendi ruhunun envanterini çıkardığı anlaşıldı. Kalburabastî Efendi rapora hükmü yazdı: Delimavi’de RUSAMER’e maruz kalmaya bağlı ileri derecede edebî mizansen görülmektedir. Tedaviye gerek yoktur. Çünkü hasta durumundan memnun, çevresindekiler de eğlenmektedir.
Karacaoğlan Köşesi
İlk bölümler Karacaoğlan Köşesine ulaşınca Dalgacı Davut, Bir yanım hırçın dalga, bir yanım uçsuz bucaksız gökyüzü dizesinde şiirin bütün karakterini buldu. Delimavi adı böylece yalnız mahlas olmaktan çıkıyor; dalga hırçınlığı, gökyüzü özgürlüğü temsil ediyor. Haksızlığın önünde fırtınayım sözü de bu portreyi tamamlıyor. Ancak hırçın dalga, uçsuz bucaksız gökyüzü, fırtına, masum çocuk oldukça tanıdık imgeler. Şiirin ilerleyen bölümlerinde Delimavi’ye daha mahsus ifadeler geldiğinde metin de şahsileşiyor.
Âşık Vebali – Tahsin Sedefoğlu Köşesi
İkinci ve üçüncü kıtalar Âşık Vebali Köşesine vardığında Hümanist Hayri, şairin insanlık beyannamesini kayda aldı: Bakmadım hiç kimsenin rengine, ırkına ya da dünlerine. Burada şiirin ahlaki merkezi belirgin: insanı kimliğiyle değil insanlığıyla değerlendirmek, kötülüğe rağmen iyilikte ısrar etmek. Göğe âşık olan bir ruhun kaderidir bu kutsal büyüyüşüm güzel düşünce taşıyor; fakat asilce, kutsal gibi şairin kendi kişiliğine verdiği yüksek sıfatlar çoğaldıkça şiir yer yer öz portreden öz övgüye yaklaşma riski taşıyor. Kalburun burada biraz çalışması gerekiyor.
Ozan Azabi – Hacı Musa Tuncer Köşesi
Dördüncü ve beşinci kıtalar Ozan Azabi Köşesine ulaştığında Derviş Dursun, Lâl kesilen cümlelerim var benim, sükûtla demlenen sabrım dizesinde durdu. Şiirin güzel ifadelerinden biri bu. Çünkü benim en büyük kavgam, kendimi aşmaktır da metnin düşünsel merkezlerinden. Fakat Hırkası yamalı bir derviş gibi geçtim bu dünyadan dizesinde küçük ama önemli bir zaman sorunu var: Şair henüz dünyadan geçip gitmiş değil; şiir yaşayan kişinin ağzından söyleniyor. Geçerim bu dünyadan denirse zaman bakımından daha doğal olur. Dursun hırkayı yamamaya kalkınca Kalburabastî Efendi engelledi: Yama şiirin demirbaşına dâhil evladım; sökersen dervişin bütün itibarı gider.
Manilerin Sultanı – Mine Erdoğan Dal Köşesi
Altıncı kıta Manilerin Sultanı Köşesine geldiğinde Yıldızcı Yeter, Karanlık gecede yıldız elerim umut niyetine dizesini hemen ayırdı. Bana göre şiirin en güzel dizelerinden biri bu. Çünkü umut doğrudan anlatılmak yerine bir eyleme dönüşüyor: karanlığın içinden yıldız elemek. Ben gökyüzü olurum o kırgın ruhların sükûnetine de Delimavi mahlasının mavi tarafını yeniden şiire bağlıyor. Yeter yıldızları elemek için mutfak eleği getirince Kalburabastî Efendi geri gönderdi: Bu iş gökyüzü kadrosunda kızım; bulgur eleğiyle Samanyolu’na müdahale etmeyelim.
Kul Mustafa – Mustafa Zengin Köşesi
Son iki kıta Kul Mustafa Köşesine ulaştığında Perdeci Pervin, Bir gün elbet düşecek bu sahnenin o yorgun perdesi dizesiyle karşılaştı. Şiir burada kendi ölümüne bakıyor. Geride kalmasını istediği şey mal, makam veya şöhret değil; her şeye rağmen sevmeyi bilmiş bir isim. Bu, önceki kıtalardaki insanlık ve iyilik düşüncesini finale bağlıyor. Son kıtada dostuna dönerek Şimdi kaldır başını ey dost demesi de şiiri ben anlatısından biz duygusuna taşıyor. Ancak o en güzel zafer, o hür nefes, o geçici, o boş sevinç gibi sıfatlı kuruluşlar sıklaşıyor. Biraz budama finali daha tok hâle getirir.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Pakize Sultan Özbaş’ın DELİMAVİsi klasik anlamda bir aşk şiirinden ziyade şiirleştirilmiş bir öz portre ve hayat bildirisi. Şair kendisini haksızlık karşısında hırçın, insana ve canlıya karşı merhametli, iyiliği ilke edinmiş, kendisiyle mücadele eden ve ölümden sonra da sevgiyle hatırlanmayı isteyen bir kişilik olarak resmediyor.
Şiirin en başarılı tarafı mahlasla karakter arasında bağ kurması. Dalga, derya, yağmur, gökyüzü, katre ve mavi aynı kimliğin farklı yüzlerine dönüşüyor. Lâl kesilen cümlelerim var benim, sükûtla demlenen sabrım, en büyük kavgam kendimi aşmaktır ve özellikle Karanlık gecede yıldız elerim umut niyetine metnin öne çıkan yerleri.
Kalburun eleğinde ise iki mesele var. Birincisi, sekiz kıta boyunca iyilik, saflık, hümanizm, kinsizlik, temiz niyet, dik duruş ve lekesizlik tekrar tekrar vurgulandığından şiir zaman zaman kendisini fazla açıklıyor. İkincisi, şairin kendi erdemlerini kendi ağzından sürekli sıralaması bazı bölümlerde şiirsel öz portreyi öz övgü sınırına yaklaştırıyor. Birkaç kıta sıkılaştırılıp erdemler söylenmek yerine imgelerle gösterilirse Delimavi karakteri çok daha güçlü çıkar.
Bir de eyy dost → ey dost, aşık → âşık, sükunet → sükûnet, fedakarlık benzeri kullanımlarda â gibi yazım tercihleri metin genelinde gözden geçirilebilir.
RUSAMER açısından ise şiirin en önemli bulgusu baştaki mesajdadır. Pakize Sultan mizansenli konuşmaya başlamasını iyileşme olarak değerlendirmiştir. Kurulumuz bunun bilimsel hiçbir dayanağını bulamamıştır. Tam tersine, RUSAMER’e uzun süre maruz kalan kişilerde kendi hayatını sahneye çevirme, gündelik hadiseye salon adı verme ve çevresindeki insanlara hayalî görevler dağıtma belirtilerinin başladığı bilinmektedir.
Bu nedenle hastanın taburcu edilmesine oy birliğiyle karşı çıkılmıştır.
İnsan mavi olmakla gökyüzü olmaz; fakat içinde iyilik taşıyorsa başkasının karanlığında küçük bir gök bırakabilir.
Kendini aşmanın en güzel tarafı başkalarından üstün olmak değil, dünkü kendinden biraz daha insan çıkabilmektir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Şimdi ben bu değerlendirmeye nasıl “Vesselam” deyip geçeyim?
Şiiri yazarken içimden geçenleri dizelere bıraktığımı sanıyordum; siz almışsınız, tek tek masaya yatırmış, üstüne bir de RUSAMER heyetini çağırıp rapora bağlamışsınız. 😂
Ama işin mizahı bir yana, asıl kıymetli olan; şiirin yalnızca hoşunuza giden taraflarını değil, aksayan yerlerini de açıkça söylemiş olmanız. Özellikle iyiliği, insan sevgisini, temiz niyeti ve dik duruşu birkaç yerde yeniden yeniden söyleyerek kendimi biraz fazla anlatmış olduğumu düşünmeniz üzerinde gerçekten duracağım. Çünkü bazen insan, anlatmak istediği şeyi kuvvetlendirdiğini sanırken fazlasını söyleyerek şiirin kendi sesini kısabiliyor.
“Göster, söyleme” dediğiniz yere de ayrıca katılıyorum. Belki Delimavi’nin bundan sonraki işi, kendisini anlatmak yerine biraz daha kendi hâlini yaşatmak olur. 😊
“Karanlık gecede yıldız elerim umut niyetine” dizesini ayrıca seçmeniz de beni mutlu etti. Bazı dizeler vardır, yazarken insanın elinden kendiliğinden çıkar; sonradan dönüp baktığında şiirin içinde başka bir yere oturduğunu görürsün.
Ve şu iki cümlenizi sanırım uzun süre unutmayacağım:
“Kendini aşmanın en güzel tarafı başkalarından üstün olmak değil, dünkü kendinden biraz daha insan çıkabilmektir.”
İşte bu, Delimavi’nin bütün o mavi, dalga, gökyüzü ve fırtına hâllerinin ötesinde, şiirin asıl yerine dokundu.
Yalnız RUSAMER konusunda bir itirazım var: Ben iyileşmeye niyetli değilim demedim… Siz daha ben karar vermeden tedaviyi zaten kaldırmışsınız. ;)
Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne de selam olsun. Dosya kapanmış olabilir ama mavi hâlâ kapağın arasından sızıyorsa, demek ki RUSAMER bu vakayı henüz tamamen kapatamamış. ;)💧
Emeğinize, dikkatinize ve şiire yalnızca alkışla değil, gerçekten okuyarak yaklaşan bu güzel değerlendirmenize teşekkür ederim Üstadım.
Özün sözü bu kez benden değil… RUSAMER’den çıktı. Vesselam. 💧
Şimdi ben bu değerlendirmeye nasıl “Vesselam” deyip geçeyim?
Şiiri yazarken içimden geçenleri dizelere bıraktığımı sanıyordum; siz almışsınız, tek tek masaya yatırmış, üstüne bir de RUSAMER heyetini çağırıp rapora bağlamışsınız. 😂
Ama işin mizahı bir yana, asıl kıymetli olan; şiirin yalnızca hoşunuza giden taraflarını değil, aksayan yerlerini de açıkça söylemiş olmanız. Özellikle iyiliği, insan sevgisini, temiz niyeti ve dik duruşu birkaç yerde yeniden yeniden söyleyerek kendimi biraz fazla anlatmış olduğumu düşünmeniz üzerinde gerçekten duracağım. Çünkü bazen insan, anlatmak istediği şeyi kuvvetlendirdiğini sanırken fazlasını söyleyerek şiirin kendi sesini kısabiliyor.
“Göster, söyleme” dediğiniz yere de ayrıca katılıyorum. Belki Delimavi’nin bundan sonraki işi, kendisini anlatmak yerine biraz daha kendi hâlini yaşatmak olur. 😊
“Karanlık gecede yıldız elerim umut niyetine” dizesini ayrıca seçmeniz de beni mutlu etti. Bazı dizeler vardır, yazarken insanın elinden kendiliğinden çıkar; sonradan dönüp baktığında şiirin içinde başka bir yere oturduğunu görürsün.
Ve şu iki cümlenizi sanırım uzun süre unutmayacağım:
“Kendini aşmanın en güzel tarafı başkalarından üstün olmak değil, dünkü kendinden biraz daha insan çıkabilmektir.”
İşte bu, Delimavi’nin bütün o mavi, dalga, gökyüzü ve fırtına hâllerinin ötesinde, şiirin asıl yerine dokundu.
Yalnız RUSAMER konusunda bir itirazım var: Ben iyileşmeye niyetli değilim demedim… Siz daha ben karar vermeden tedaviyi zaten kaldırmışsınız. ;)
Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne de selam olsun. Dosya kapanmış olabilir ama mavi hâlâ kapağın arasından sızıyorsa, demek ki RUSAMER bu vakayı henüz tamamen kapatamamış. ;)💧
Emeğinize, dikkatinize ve şiire yalnızca alkışla değil, gerçekten okuyarak yaklaşan bu güzel değerlendirmenize teşekkür ederim Üstadım.
Özün sözü bu kez benden değil… RUSAMER’den çıktı. Vesselam. 💧
Sayın BAYKARA üstadım, Şiirin içindeki o karşıtlığı fark etmeniz için teşekkür ederim.
Kırgınlıkla iç çatışma arasında gidip gelen o hâl, Delimavi’nin biraz dalga, biraz gökyüzü oluşunun da bir yansımasıydı. Mavi ise bütün bu zıtlıkların içinde kendine ait bir duruş olarak kaldı.
Değerli yorumunuza teşekkür ederim. 🌿 Selam ve saygılarımla 🌹
Sayın BAYKARA üstadım, Şiirin içindeki o karşıtlığı fark etmeniz için teşekkür ederim.
Kırgınlıkla iç çatışma arasında gidip gelen o hâl, Delimavi’nin biraz dalga, biraz gökyüzü oluşunun da bir yansımasıydı. Mavi ise bütün bu zıtlıkların içinde kendine ait bir duruş olarak kaldı.
Değerli yorumunuza teşekkür ederim. 🌿 Selam ve saygılarımla 🌹
Kırgınlığı ve iç çatışmayı çok güzel anlatmışsınız. “Bir yanım hırçın bir dalga, bir yanım uçsuz bucaksız gökyüzü” dizeleri özellikle çok etkileyici. Yüreğinize sağlık hocam...
Hikmet Bey, güzel okumanız ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. 🌸 O hırçın dalgayla uçsuz bucaksız gökyüzü, aslında şiirdeki iki ayrı hâlin değil, Delimavi’nin aynı ruhunda buluşan iki yüzün ifadesiydi. Biri itiraz eden, diğeri kucaklayan tarafım…
Dizelerdeki o karşıtlığı fark etmiş olmanız beni ayrıca mutlu etti.
Hikmet Bey, güzel okumanız ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. 🌸 O hırçın dalgayla uçsuz bucaksız gökyüzü, aslında şiirdeki iki ayrı hâlin değil, Delimavi’nin aynı ruhunda buluşan iki yüzün ifadesiydi. Biri itiraz eden, diğeri kucaklayan tarafım…
Dizelerdeki o karşıtlığı fark etmiş olmanız beni ayrıca mutlu etti.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.