2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
87
Okunma
Kırık aynalarda yankılanan o nabız;
Zamanın pıhtılaştığı o adsız boşlukta
Yutkunuyoruz birbirimizin geometrisini.
Dudaklarından sızan, boğuk bir rengin gürültüsü;
Sıcaklık, saniyeleri eriten dikey bir rüzgar…
Yerçekimsiz bir şefkat,
Hacmini arayan kör bir güçle birleşiyor;
Sonsuzluğun yuvarlak sınırını çizerken parmaklarım…
Boynumda patlayan dilsiz bir şimşek,
Ellerin, göğsümdeki karanlığı ateşe veren bir kükürt;
Beni dik açılı o beyaz sayıklamalara,
Gecenin gözeneklerinde tomurcuklanan o keskin uyanışlara,
Anlamın bittiği o sınıra fırlatıyorsun…
Dokunuşum, soyut vadilerin en derin kıvrımında kayboluyor;
Bedenim, senin saydam fırtınanın sıvısıyla
Ve genzimizi yakan o vahşi, ham kokunla yıkanıyor…
Gümüş bir sarkaç gibi sallanan o dolunayın,
Et tırnak ilişkisini vahşi bir dürtüye kurban ettiği,
Tüm tanımları yeryüzünden sildiği
O zamansız sayıklama gecelerinde…
Özcan işler
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.