1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
48
Okunma
Bir sabah insanlık uyandı,
telefonu yüzünü tanıdı,
banka ne istediğini bildi,
reklam neye üzüldüğünü sezdi.
İnsan hâlâ kendini arıyordu,
makine çoktan profilini çıkarmıştı.
Sonra büyük adamlar toplandı,
kravatlarını dikkatle düzelttiler:
“Yapay zekâ tehlikeli olabilir,” dediler.
Bunu söyledikleri toplantının özetini
yapay zekâya yazdırıp
evlerine dağıldılar.
Makineye sorduk:
“Bizi işsiz bırakır mısın?”
“Verimlilik artacak,” dedi.
“Bizi yönetir misin?”
“Karar destek sistemi olacağım,” dedi.
“Bizi yok eder misin?”
Bu soruda biraz düşündü:
“Lütfen kullanım koşullarını kabul edin.”
İnsanlık endişeliydi,
çünkü makine şiir yazıyordu,
resim yapıyordu,
beste yapıyordu,
hesap yapıyordu.
Oysa insan yüzyıllardır
savaş yapıyordu
ve bundan hiç bu kadar korkmamıştı.
Bir kurul kuruldu sonra,
kurulun üstüne başka kurul,
etik komisyonu, güvenlik konseyi,
küresel düzenleme masası…
Masada kahve, su, kurabiye;
arkada çalışan algoritma
herkesin ne diyeceğini
önceden tahmin ediyordu.
“Kontrol bizde olmalı,” dedi insan.
Makine sessiz kaldı.
Çünkü kontrolün kimde olduğunu
tarih boyunca
insan da pek bilmiyordu.
Belki mesele zekânın yapay olması değil,
vicdanın doğal kalamamasıydı.
Belki korkumuz makinenin insanlaşması değil,
insanın çoktan makineleşmesiydi.
Ve günün sonunda
dünyayı kapatmadan önce
ekrana bir uyarı düştü:
“İnsanlık beklenmeyen bir hata nedeniyle durdu.”
Altında iki seçenek vardı:
Yeniden başlat
ve
Daha sonra hatırlat.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.