0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
76
Okunma
…Gözümün nuru ışığım karanlığım esinim sol yanım
Harikam benim suskunluğundan bal damlayanım
Seni nasıl tasvir edeyim bu kadar nasipsizin içinde
Kimi şeytanın izinde kimi ucuz bir gizin içinde
Tut ki ellerim ayaklarıma uyar sonra toprağa döner
Tutuşur mavilikler kalbimdeki don quixote söner
Dizlerinde başım parmakların saçlarımda uçuşuyor
Ah sanki kar taneleri çocuk olmuş peşimize düşüyor
Bana kızma bükme boynunu mavi kalemim istanbul
Kalbine saklandım dün gece nerdeydin neredeyim bul...
…nicedir yoksun
yüzünü buruşturduğun
haritadan sildiğin çizgiler yok ortada
bir yosun gibi sarıyor geceyi keder
başı önüne düşüyor
dilek ağacının şu önünde durduğum
nefes al bari süveyda
damla damla yakma beni
istanbul gibi ortada bırakma beni
uzak dur demiştin evet unutmadım benden
siyah beyaz bir dünyayım ben
yokluğun fotografı
şeytanın o talihsiz gafı
beni mi düşüneyim seni mi
bu hissizlik kemiriyor bedenimi
ah süveyda üç noktam
ah sevgili uç noktam
kızınca neden saçlarını tarar
biliyorum biliyor musun artık kızlar
sensizliğe sarılmayı senden
birbirine sahip çıkmayı ağaçlardan öğrendim
dalgalı saçların kalem tutan kaşların
yorgun bakışların hatrına
ya fitilimi ateşle
ya da biraz mavi bağışla
ruhundaki yaşların
yazların kışların hatrına...
…gerçek nedir rûh-ı revânım
bana mavi b/akmayan bir hayal göster
yanında sönük kalan sokak lambaları
roma rakamları, ters kelepçe takılmış
benekli kollarıyla kahverengi denizler
deli mi şair mi diyecek
sana senden başka kim ne söyleyecek
dudakların durulmaya hazır bir yılkı atı
boynundaki muskanın içi boş
bin bir masal birikmiş yastığının altında
boş bir mabet gibi seni bekliyor gönlüm
davet bekleme su gibi ak gel
belkileri keşkeleri bırak gel
lady macbeth gibi seni bekliyor gönlüm…
…sana aşık olmak için çok nedenim var
bir sürü kedi bir sürü canım var
bakışlarını kaçırma öyle
ışığı kırma beyaz bir meleksin
şarkılar nasıl rast olmasın
nasıl mest olmasın
saçlarına dokunan rüzgâr
besmeleyi duadan maviyi sudan ayırma
sen ki bir gün görmese yüzünü söner güneş
şaşırır karanlık ruhlara yüzünü döner güneş
bir sufi gibi gözyaşı döküşünde
bir huşu var her boyun büküşünde
için dışın bir serap sanki
sevmek sevişmek ayıp sanki
sökülür duvardan duvar
hiç olmakta ne var
hangi ay hangi mevsim
sayayım sana sensizliği isim isim
şurası kitaplarını düşürdüğün yer
şurası şiirlerini pişirdiğin yer
az mı doğaçlama kadeh kırdın
az mı fesleğen koktun koşar adım
ey göçmen kuşların ana dili
vakitsiz intiharların mahzun kandili
a’rafta unuttuğun bestesiz bir bedenim var
sana aşık olmak için çok nedenim var...
…doymuyorum yazmalara sana ben
ister lades de ister deme sobe
her yerde bulurum kokundan seni
her yerde senin olurum
ey mavi uçurtma
ey şehirleri süsleyen serap
yaşamak makamların en istanbul’u seni
sonsuzluk avuçlarında yerle yeksan
doymuyorum bakmalara sana ben
ümüğümde nefesinin izi
nefes alamaz ruhum sensiz ölür
yarınlar ki ölülerin çeyizi
riyalı rüyalar renkli olur
derilerimiz ruhumuza vurulmuş
birer kelepçe süveyda
yalan söylersem beyazından bir gün
olur a lavanta hanımeli açelya
ona da inan sensindir
düştüğüm o dipsiz gayya...
…kaşların kirpiklerin gözlerin
hangisinden başlasam bilmem ki öpmeye
kaşlarından başlasam kirpiklerine sıra gelmez
kirpiklerinden başlasam kılıç çeker gözlerin
parmak uçların avuç için saçların
hangisinden başlasam bilmem ki koklamaya
parmak uçlarından başlasam avuç içine sıra gelmez
avuç içinden başlasam alev alır saçların
martıların mavilerin yeminlerin
hangisinden başlasam bilmem ki anlatmaya...
...gözlerin renk renk
bakışların dalgacı mahmut
özleyince ela oluyor
gizleyince kara, heyecanını
mavi bulutlara karışıyor şımarınca
sabır yeşili, küsünce
benimki kahverengi
gri kehribar
nasıl bakıyorsan öyle gözlerime
gah gökyüzün oluyorum
gah dibinde Yusuf kuyunun
hangi dilde ne istersen
gece gündüz seher
gözlerinle söyle gözlerime...
...arkan dönükken konuşmanın rahatlığı bu biraz da
şuh muyum sarhoş mu bir de bana sor
burnunun dikine gidiyor boyuna aşk
duru durağı yok çark etmelerin
deniz eski defterleri karıştırıyor
daha dün gibi deh dediğimiz dertler göz göze
mavi bir iplik bağlardık serçe parmaklarımıza
bulutlar nerde biz orda
kıskançlıktan dudaklarını ısırırdı hasret
baykal’dan kaçarken ardımıza bile bakmazdık
şifadır derler nisan yağmuru ıslanalım haydi
karda kürek çekelim
papatyalar fal bakmaya gitmiş komşu ülkeye
hesap makinesinde kalsın hesaplar
karanlıktan kalbi olmayanlar korkar
ey çukurda meneviş açan çocuk
ey hayat denen ölümün dikiz aynası
daha ne kadar buğulu bir camın
ardında eylül kupürleri biriktireceksin
mutluluk o sandığın uzak ülke değil artık
haydi susalım...
...tatile çıktığını zannetti kimi
kimi hasta kimi intihara meyilli dedi
şimdi bizi kim güldürecek diyenler de az değildi
kimsenin aklına delirdiğin gelmedi
ey sınır boylarının kadim sakini
gözlerine bakacak kadar cesur değil henüz köleler
hazır değilim canlandırmaya akrebin intiharını
saçlarına limon süren saks maisi ruhların
yağmurlarında yanan şarkılar gibiyiz bu gece
bir seni seviyorum etmiyor topladım harfler
rakamlar birbirinin ataerkil yalancısı
bir bekleyeni olmalı derdin kıyıya vuran dalgalara bakıp
dalar giderdin kollarımda kullarına
yerdin yeminlerini aynada çocukluğunu görünce
ah namlusu soğuk sıcak benzetmeler
çatısı çim evler içimde boydan boya
içinden çıkılacak gibi değil bu emzirmeler
telaş kokan bu korkak caddelerde
beklemek gelmeyeni kızılcık ağacının gölgesinde
akıl kâr değil seni seviyorum
demeden bir şiiri daha tamamlamak...
…Aynalar serttir
Filtre kabul etmez
Kırılır aksini bulamayan bakışlar
Yüzüme bak ve yakala dudaklarımdan beni
Ki cesaret edemesin
Adından başka hiçbir kelime aşk ile başlamaya
Senin o sessiz istilandan başka bir şey değil mavi
Albatrosların denize bıraktığı o ateşten çelenk
Kokuna oynuyor sevgilim akşam
Renkler kapının sadık köpeği
Yönelme hali gibisin çatlıyor fıstıklar
Birbirine düşmüş güzeller aldırma
Sinemi yuva yaptım kirpiklerine
Batsın esirgeme
Üstümüzde güneş
Atsın kalplerimiz
Kalktıkça şerefe kadehler...
…Ben seni bu fosseptik çukurundan çıkarmak için
Şair oldum mavişim
Ne üç beş köpekçiğin duası
Ne dalkavuk alkışları bir parça pasta uğruna beni seni düşünmekten alıkoyamadı
Ağına düşmenin verdiği huzuru kime anlatayım
Isırmalarını sevgiden
Ağzımı burnumu kırmalarını ünsüzlerle
Kime nasip olmuş gözlerini kapayınca
El ele dolaşmak masal diyarlarında
Kime nasip olmuş tek nefes iki dudak bir sigara
Ey gerçek hayali seçen yar
Ey ırmaklarımdan eteklerini toplamadan geçen yar
Zararı yok
Tanıyamazsın zorlama
Nefesimle dirilmediğim sanrı yok
Aşkımın çıldırtmadığı tanrı yok
Damarlarında dolaşan o delinin ayak sesleriyim ben
Tanısan da kıyamazsın
Bana uyamazsın
Üç iki bir
Gözlerini aç
Beni bırak be-ni bır…a….
Artık istesem de uyanamazsın…
… Ağaç oldum kuşlar kondu dalıma
Kuş oldum ay dolandı şalıma
Güzeller içinde bir güzelsin ki
İmrenir oldu arılar balıma
Görmez gördüğümü sende erenler
Iskalar vakitsiz yayı gerenler
Çobanım diye yolumu yerenler
Bir dem ayan oldular mı halıma
Gel ey kaşları kemanım gel hele
İnsin o ipek saçlar yine bele
Almışım sana mai bir kurdele
Görse şeddad yine döner zalıma
Dalgalarında boğulsam aşkın nola
Koymuşum deli başımı bu yola
Dara çek gölgeni boynuma dola
Şaşarım yaşa çıkmazsa falıma
Yere bakar yüreğimi yakarsın
Göğe bakar yüreğime akarsın
Çakmak gibi şakağımda çakarsın
Ağ gibi düştün (gönül) sakalıma...
…neden suskunsun öyle sevgilim
derviş mi oldun söyle sevgilim
kimsenin haberi yok bir tek ben
bilirim nedir kalbinden geçen
fotoğraflarıma bakma yırt at
kahveyi serçe parmağınla tat
şiirler yaz sigara üstüne
sigaranı tersten yak ah yine
seni bana sevdiren ben miyim
ben miyim aynadaki sen miyim
dokunduğun yerde açan gül mü
koku diye seni saçan gül mü
çal kırarcasına doymuyorum
kapımı zile basma duymuyorum
sana gönül dedim küle döndüm
küle bulaşan kaküle döndüm
ben ki bulmuşum bulacağımı
çoban gibi saklarım bağımı...
…nöbetçi öğrenci havası benimki
makam koltuğu gibi sandalyede oturan öğretmenin
sekiz saat kuru sırada oturan öğrenciye karşı adalet muhtırası
karışık coğrafyalar karışık diller ortaya karışık
banka kasalarında saklı arka sokak gönüller
her laboratuvarın girişine yazılsa kırmızı kalemle keşke
kırışık ciltler abdest tutmaz
senin gönlün yok onun kalbi
oyunun künyesi /yıl sonu müsameresinde
öğretmenin koltuğuna iğne konulacak daha
lakap takılacak yeni gelen ölülere
mors alfabesinin morluklarından kimsenin haberi olmamalı
sırra kadem basmalı tekrar tekrar captain cousteau ve agatha christie
imdat yangın var diye çığlık atmalı menopozlar
dokuz doğurmalı denizatları
neşteri, tutana vurmalı bu kez de tuzu kurular yaşa basmalı
ki sevgili buz mavim olmadı gök mavim yok yok toz mavim
aradan çekilmeli kara kediler
bak sesini duyunca nasıl da sıvıştı mikrofonsuz tanrıça
ıskaladı her attığını vuran yanılgılar bu kez
çünkü senin ellerin var toprak kokan yağmur sonrası
denize değen ayakların van gogh’u pastel pastel parçalayan
iç beni şişelerde balık olmayayım
dök beni kadehlerde zayi olmayayım
ey örüklerimden öpen kurdele
yetişir…
…seni çok özledim dedim duymadı akdeniz
yanlış anladı dalgalar başa sardı
korku mu bu kapan mı
kuşların canını yakan sadece sapan mı
mavi bir murat gibi dolaşıyorsun içimde…
…Sararmış yaprakları ömür bağının
Saçına bir tutam yasemin tak yeter
Dumanı derin tüter gönül dâğının
Yüzüme bir kez acımadan bak yeter
Çölleri mesken tuttum ağlar dururum
Gam tahtasını on ikiden vururum
Koklanır koklanmaz gül gibi kururum
Akşamdan akşama kandili yak yeter
Yılların arası benimle hoş değil
Yaşadıklarım rüya değil düş değil
Şerefe kalkan o kadehler boş değil
Dökme bir yudum da bana bırak yeter
Ne anlamış aşktan akîlan güldürme
Delileri adam belleyip öldürme
Usandım diye diye kazan kaldırma
Asi nehri gibi yokuşa ak yeter
Söyleyemem dinlemeyene sırrımı
Açmışım çoban gibi aşka bağrımı
Barihudâ bilir eğrimi doğrumu
İspata bir İsmail bir bıçak yeter...
…sevseydin saçlarını iki yana tarardın yine
sallardın çantanı omzundan indirip
çocuklar gibi yağmurda ıslık çalardın
gülüşü yaralı gelinciğim benim
yaşlandık mı nedir adım atasım yok artık
terk ettim sevda uçurumlarına atlamayı
menemeni soğanlı menemeni soğansız
adam sen de çöplen gitsin dermişim
bak yolunu şaşırdı yine parmaklarım
saçlarında yüzüyor kızmıyorsun ya
dizlerindeki yerim sıcaktır umarım
hâlâ boştur o fotoğraftaki yerim...
…maviliklerin birer iksir sevgilim
sürçilisanın bile şiir sevgilim
seni aramış sende bulmuşum ah aşk
dilinin dönmediği yerdir sevgilim
çığ gibi kop gel sel gibi dalga dalga
görünmeden yüreğime gir sevgilim
çayda bisküvi kahveye çikolata
yanında giderse yeridir sevgilim
sen oğlak ben ikizler yakalım dehri
ölüler sözünün eridir sevgilim…
...tanımıyorum seni
tanımak da istemiyorum
yaşamak varken
dizelerinde kavrum kavrum
esmek varken
katabatik gibi uçurumlarında
biraz mai
bir şans yeter bana
istila etse de olur
sensizlik
gök ve denizleri
yudumladığım sigaranın
aldığım her nefesin
yarısı senin değil mi...
…seni sevmeme izin ver
öylece bir köşede dururum
işlemeli mendil gibi
hatrına gelirse üflersin
geceleri kandil olurum
seni sevmeme izin ver
şiirler yazarım sulusepken
bir lavanta kuraklığı
bir ıhlamur serinliği
aşk eleğimsağma değil nedir
seni sevmeme izin ver
gazete kâğıdından uçurtma
çizgili defterinde cin ali
"Büyümek çürümektir" evet
kördüğümü çözdüm loris...
…beynim benim değil
kalbimin yerini unuttum
kalbim benim değil
belki bir dilek tuttum
azap mı bu nimet mi
cevap verme ne olur
sonumuz olacak bu düş
bu buz mavisi yağmur...
…hissetmesem yazmazdım
senin kapın açık
benim kalbim cereyan yapıyor
kozandan çık
sana beni kazdım
ne mezar ne de dekor
bizimkisi bize açlık...
...az mı çağırdın beni
mavi dualarla
az mı bağırdın beni
kapı eşiklerinde
gizlimiz cesaret bizim
saklımız mesafe
üç noktalı bir aşkız biz
üç noktalı kalbimiz...
...seviyorum demenin neresi yanlış
doğru mu kapılarda beklemek doğruyu
doğru mu kapıda bekletmek doğurduğunu
ey esin ey şah damarımı yırtan kargış
o değilse kim hissettirdiğin
o değilse kim “kim o” dediğin...
...değer görmek derdine düşmüş herkes
kimi kiminin kırık dalı
kimi kiminden alacaklı
kim şeytan kim tanrı
göklere üşüşmüş herkes
ey deli gömleği
ey sanrı
aşkım ey osmanlı çileği...
...tabutuna aşk sürdüm
alev aldı kefenin
çık artık o kuyudan
yağmur tüy gibi hafif
rüzgâr taştan ağır
seviyor musun bağır
akıl almaz
gönül bilmez
ruhun hallerini
sana mavi
bana yeşil deniz
sahi kaç bedeniz
uç yalın ayak
uç u/yansın kanatların
"aşkın aşk sayıldığı zamanlar"dasın...
...bir titreme tutar bazen
alev alır ruhum
gaipten fısıldar aşk
aşk olsun
hâlâ mı arıyorsun
cennetin cinnetin
nar taneleri gibi için
çoğal ruhuma katıl
yüksel şiir şiir
cambazın ipindesin...
...Biliyorum-1
Saçlarından fazla kırığı kalbinin
Her gün biraz dahan oluyor istila
Korkuyorsun...
Hançerendeki hançer
Islatmayan yağmurların eseri
Yabancıyım yabancılık çekmeyen şiire ilk kez
Hoş gör...
Onca şey biliyorsun madem
Beni neden bilemedin demiş azrail bir gün falcıya
Donup kalmış mezartaşı gibi
Esip gürleyen hüsnütaliller
Şairsin bilirsin
Oynamasını bilmeyen geline döner aşk
Kendi söküğüne gelince sıra
Ruhum
Avuçlarında kanadı kırık bir serçedir o
Kapıyı gösterme hemen yine
Cinnetin cennetine düşmüşüz
Biliyorum
Kolay değil boşlukları doldurmak
Üç noktadan öteye gidemeyen hikâyeleriz birer
Yazık olur nokta koyarsam üstüne virgülün
Biliyorum
...Biliyorum-2
Söylemesen de söyleniyor kirpiklerin
Gözlerin bir avcı kulübesi gibi mekruk
Kendinden geçmiş
Bir deniz gibi
Mavi bağışladıkların
Biliyorum...
Arsızlığıma ver
Başımdan düştü tacım
Yalan haber taşıyor cinler
Sınırsızlığın sınırındayım
Ellerimi tut
Bir fincan kahve
Ve bir çift tatlı söz için
Geldim bunca yolu bağışla.
Mahvet beni
Nemrud’un ateşiyle kavrum kavrum
Çarmığına ger gözlerinin
Ağlamak sevinmekmiş rüyada
Acemisi kesildim aşkın
Öğret
Çiçek açsın duldalarım
Dudaklarıma dudaklarını çal
Bizim olmayacaksa yıkılsın tüm limanlar
Senin olmayacaksam bilmeyi de istemiyorum
Biliyorsun.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.