Çoğu zaman babama acıdığımı hissederdim, ona sevdiğimi söylemediğim için. aslında kendime acıyordum. benim söylemeye ihtiyacım, onun duymaya ihtiyacından daha fazlaydı. trevanian
ercan köse
ercan köse

BİLEMEZSİNİZ

Yorum

BİLEMEZSİNİZ

( 1 kişi )

0

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

35

Okunma

BİLEMEZSİNİZ



Herkesin bir hikâyesi vardır bu dünyada…

Kimininki birkaç sayfalık,
kimininki yıllara sığmayan bir kitap.
Kiminin cümleleri yarım,
kiminin kelimeleri kanatılmış,
kiminin satır araları sessizlikle doludur.

Ama kimse bilmez;
hangi sayfada bir gülüşün son kez güldüğünü,
hangi cümlenin bir vedaya dönüştüğünü,
hangi kelimenin bir ömrü yarım bıraktığını…

Bilemezsiniz.

Çünkü insan,
size gösterdiği yüzünden ibaret değildir.

Bir insanın gözlerine bakıp
onun içinde kaç gece geçtiğini anlayamazsınız.
Bir gülümsemenin ardında
kaç kez kırılmış bir kalbin saklandığını göremezsiniz.

Bazı insanlar susar…

Söyleyecek sözleri olmadığı için değil;
söyleseler bile
kimsenin o sözlerin ağırlığını taşıyamayacağını bildikleri için.

Bazıları “iyiyim” der.

Çünkü “iyi değilim” demenin
bazı insanları değiştirmeyeceğini,
bazı yaraları kapatmayacağını,
bazı gidişleri geri getirmeyeceğini
çok erken öğrenmiştir.

Bazıları geceleri,
herkesin uyuduğu saatlerde
kendiyle baş başa kalır.

Yorganın altında sessizce ağlar,
gözyaşlarını kimse görmesin diye
karanlığa saklar.

Sonra sabah olur.

Yüzünü yıkar,
aynaya bakar,
gözlerinin altındaki yorgunluğu gizler
ve hiçbir şey olmamış gibi
hayata kaldığı yerden devam eder.

Kimse bilmez…

Kaç insanın içinde
bir şeylerin çoktan öldüğünü,
ama bedeninin hâlâ yaşamaya devam ettiğini.

Kaç insanın bir fotoğrafa bakıp
sessizce “Keşke…” dediğini.

Kaç kişinin
bir mezarın başında söyleyemediği sözleri
yıllardır yüreğinde taşıdığını.

Kaç kişinin telefon rehberinde
artık arayamayacağı bir ismi
silmekten vazgeçtiğini.

Kaç kişinin bir şarkıyla
bir anda yıllar öncesine döndüğünü…

Ve kaç kişinin
“geçti” dediği şeyin
aslında yalnızca susmayı öğrendiğini…

Çünkü bazı acılar geçmez.

İnsan yalnızca
onlarla yaşamayı öğrenir.

Bazı yaralar kapanmaz;
üzerine yeni günler doğar.

Bazı gözyaşları akmaz;
insanın içine çöker.

Bazı vedalar söylenmez;
bir ömür insanın içinde yankılanır.

Bazı insanlar gider…

Ama gitmek,
her zaman yok olmak değildir.

Kimi insan kapıyı çekip gider;
ama sesi odalarda kalır.

Kimi bir şehirden ayrılır;
ama kokusu bir mevsime siner.

Kimi hayatından çıkar;
ama kalbinin en kuytu yerinde
adı hâlâ yaşamaya devam eder.

Ve bazı hikâyeler vardır;
kimseye anlatılmaz.

Çünkü anlatmaya başladığında
ilk cümlede boğazın düğümlenir.

İkinci cümlede gözlerin dolar.

Üçüncü cümleye varmadan
kendini yeniden o günün içinde bulursun.

İşte bu yüzden
bazı insanlar susar.

Susar…

Ama bazen bir insanın sessizliği,
anlatabileceği bütün kelimelerden daha yüksek seslidir.

Bazen susmak,
“beni anlayın” demenin
en çaresiz hâlidir.

Ve unutmayın…

Hiç kimse
kendi kitabının hangi sayfasında olduğunu bilemez.

Belki bugün
hayatınızın en karanlık bölümündesiniz.

Belki birini kaybettiniz.

Belki terk edildiniz.

Belki çok sevdiğiniz birini
toprağa verdiniz.

Belki en çok ihtiyaç duyduğunuz anda
kimse elinizi tutmadı.

Belki de
kendinizi kaybettiniz.

Ama yine de
sayfayı çevirmek zorundasınız.

Çünkü hayat,
insanın en çok sevdiği sayfada durmaz.

Ve bazen
bir sayfayı kapatırken
insan yalnızca geçmişini değil,
kendisinin bir parçasını da
orada bırakır.

Sonra yürür…

Eksik.

Sessiz.

Yorgun.

Belki biraz kırgın,
belki biraz daha yaşlı,
belki eskisinden çok daha yalnız…

Ama yürür.

Çünkü insan,
bazen yaşamak istediği için değil,
içinde hâlâ küçücük bir “belki” kaldığı için devam eder.

Belki de hayat,
en güzel cümlesini
tam vazgeçmek üzere olduğunuz yere saklamıştır.

Belki yarın,
bugün gözyaşı döktüğünüz şey için
“iyi ki yaşanmış” diyeceksiniz.

Belki bir gün,
şimdi omuzlarınızı çökerten yükün
sizi bambaşka bir insana dönüştürdüğünü anlayacaksınız.

Belki kaybettiğiniz şey,
sizi kendinize götüren
en uzun yol olacaktır.

Ama bugün bunu göremezsiniz.

Çünkü insan,
gözyaşının içindeyken
ufku göremez.

O yüzden
kimseyi bir sayfasına bakarak yargılamayın.

Siz onun kitabını okumadınız.

Sadece bir sayfasına denk geldiniz.

Onun gecelerini bilmiyorsunuz.

Yalnız kaldığında
hangi düşüncelerle savaştığını bilmiyorsunuz.

Yastığa başını koyduğunda
hangi yüzlerin gözlerinin önüne geldiğini bilmiyorsunuz.

İçinde kaç kişiyi taşıdığını,
kaç kişiyi uğurladığını,
kaç kez kırıldığını,
kaç kez sustuğunu,
kaç kez kendi parçalarını
yerden toplayıp yeniden ayağa kalktığını bilmiyorsunuz.

Bilemezsiniz…

Bir insanın gülüşünün ardında
kaç gözyaşı sakladığını bilemezsiniz.

Bir “iyiyim” kelimesinin içinde
kaç kez yardım istediğini bilemezsiniz.

Bir insanın sustuğu yerde
kaç cümlesinin öldüğünü bilemezsiniz.

Bir kalbin sessizliğinde
kaç fırtınanın koptuğunu bilemezsiniz.

Ve en önemlisi…

Bir insanın hikâyesinin
hangi sayfada biteceğini bilemezsiniz.

Belki bugün
hayatının en karanlık sayfasındadır.

Ama yarın…

Belki ilk kez
gerçekten gülecektir.

Belki yıllardır aradığı huzur,
hiç ummadığı bir kapının ardında
onu bekliyordur.

Belki kaybettiğini sandığı kendisini
yeniden bulacaktır.

Belki yıllardır taşıdığı yükü
bir gün sessizce yere bırakacaktır.

Belki de hayatının
en güzel cümlesi
henüz yazılmamıştır.

Çünkü bazı başlangıçlar
bitiş kılığında gelir.

Bazı yollar
insanı kaybolduğu için değil,
kendini bulması için uzaklaştırır.

Bazı geceler
sabahı geciktirir ama
onu sonsuza kadar yok edemez.

Bu yüzden
kimseye “sen böylesin” demeyin.

Kimseye
“senin sonun belli” demeyin.

Bir insanın yarasına bakıp
onun kaderine hükmetmeyin.

Kimsenin hikâyesine
son noktayı siz koymayın.

Çünkü bazen insanın hayatındaki
en güzel bölüm,
her şeyin bittiğini sandığı yerde başlar.

Bazen en büyük dönüşüm,
insanın en çok kırıldığı yerde gerçekleşir.

Ve bazen bir insanın
en güzel cümlesi,
hayatının son sayfasında değil;

yeniden yaşamayı öğrendiği
o sessiz sayfada yazılır.

Herkesin bir hikâyesi var…

Kiminin yarım,
kiminin kırık,
kiminin sessiz,
kiminin gözyaşlarıyla yazılmış.

Kiminin bazı sayfaları
hiç okunamayacak kadar ağır.

Kiminin bazı cümleleri
yalnızca kendi kalbine emanet.

Ama hepsinin
henüz çevrilmemiş bir sayfası var.

Ve siz…

O sayfayı bilmiyorsunuz.

Bugün susan insanın
yarın hangi şarkıyla güleceğini,

bugün ağlayan insanın
yarın kimin omzunda huzur bulacağını,

bugün kaybolan insanın
yarın kendini nerede bulacağını

bilemezsiniz.

Bazen bir hayat,
tek bir güzel cümleyle yeniden başlar.

Bazen tek bir insan,
yıllardır kapalı duran bir kalbin kapısını açar.

Bazen bir sabah,
yıllardır süren gecenin bittiğini haber verir.

Ve bazen…

İnsan,
hayatının en güzel sayfasını
tam da artık hiçbir şey yazılmayacağını düşündüğü anda açar.

Bu yüzden hüküm vermeden önce durun.

Bir insanın sessizliğini küçümsemeyin.

Gülüşünü hafife almayın.

“İyiyim” deyişine hemen inanmayın.

Çünkü herkes,
içinde görünmeyen bir savaş taşıyor olabilir.

Herkes,
kimseye anlatmadığı bir hikâyenin
başkahramanıdır.

Ve siz…

Onun yalnızca
bir sayfasını gördünüz.

Kitabın tamamını değil.

Bilemezsiniz…

Bir insanın ne kadar acı çektiğini,
ne kadar sevdiğini,
ne kadar özlediğini,
kaç kez öldüğünü
ve kaç kez yeniden doğduğunu

bilemezsiniz.

Çünkü insan,
görüneninden çok daha derindir.

Ve hayat…

Henüz çevrilmemiş sayfaların
sessizliğidir.

Belki de sizin
bitti sandığınız yerde
onun hikâyesi yeni başlıyordur.

O yüzden
kimsenin kitabını kapatmayın.

Son cümlesini siz yazmayın.

Çünkü bazı hikâyeler,
en güzel yerini
tam da “artık bitti” denilen yerde bulur.

Ve unutmayın…

Herkesin bir hikâyesi var.

Ama hiç kimse,
bir başkasının kitabının
hangi sayfasında olduğunu bilemez.

Bilemezsiniz…
#dusuneninsanerckose
Ercan KÖSE

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Bilemezsiniz Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Bilemezsiniz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BİLEMEZSİNİZ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL