0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
56
Okunma
Yar zülfünü tararken kırıldı ayna,
Bir tel saçına vuruldu da yandı gönül...
Ne zaman yüzün değse şu garip dünyama,
Orada dökülür içimdeki ayaz,
Orada biter bendeki akşam.
Ah be gülüm...
Sen ki dokunsan taşa can gelir,
Sürme çektiğin gözden fırtına kopar.
Sen o simsiyah zülfünü rüzgâra verip
Dertli dertli tararken usulca,
Kıskandı da güzelliğini o cam parçası,
Utancından çatladı ortadan, kırıldı ayna!
Şimdi hangi aynaya baksam sen varsın,
Kırık bir camın keskin kenarında yazılı adın.
Biz ki bin kahrı yüklendik sırtımıza,
Namert sofrasına oturmadık da şu ömürde;
Bir tek senin gözlerindeki o masumiyete,
Bir tek senin tek bir tel zülfüne yenildik...
Varsın kırılsın ayna, dökülsün cam, dağılsın çerçeve,
Senin o emsalsiz güzelliğine dayanamazdı zaten cam!
Biz ki gözlerimizi birbirimize ayna kıldık;
Orada bakalım özümüze, orada tara o simsiyah zülfünü,
Hayaloğlu senin için ölürde gıkımız çıkmaz, bilesin!
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.