6
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
Öğle vaktiydi;
okul zili çaldı.
Çekiç,
çekiç,
öğlenin duvarına vurdu.
Okulun yanındaki bahçeden
kargaların gaklayışı
geliyordu.
Ödevleri
çantasını
ağırlaştırmıştı.
Ayakkabılarının
birinde iki çizgi,
ötekinde bir çizgi vardı.
Dar sokaktan
çıktı.
Kavşak
korna sesleriyle çalkalanıyordu.
Kırmızı ışıkta
eski bir taksi
durmuştu.
Boyası solmuş,
camları tozlanmıştı.
Şoför
başını
direksiyona dayamıştı.
Arkasında
arabalar
birbirine eklenmiş,
korna sesleri
sokağı doldurmuştu.
Önce bir korna,
sonra bir başkası,
derken hepsi birden...
Bir cesedin üzerine
üşüşen kargalar gibiydiler.
Biri camı açıp
başını uzattı.
— Herif...
Biri küfretti.
Biri direksiyonu
sıkıca kavrayıp
yeniden kornaya bastı.
Taksi
kımıldamadı.
Işık
yeniden kırmızıya döndü,
sonra yeşile,
ardından yine kırmızıya.
O
kaldırımın kenarında
öylece durdu.
Korna sesleri
kargaları bile
çileden çıkarmıştı.
Bir yaya
usulca söyledi:
“Basmayın kornaya...
Kalbi
direksiyonda
kalmış.”
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.