0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
16
Okunma

Ülkede yok yok.
Kravatlı adam var.
Gökdelen var.
Lüks araba var.
Modaya uygun bikini, son model telefon, 5G internet var.
Ama bilgi yok.
Saygı yok.
Sevgi yok.
Kendi tarihini bilmeyen bir millet olduk.
Kendi diline yabancı,
kendi dinine yabancı,
kendi örfüne yabancı.
Okumadan inanan,
araştırmadan kanan,
geleneğini sormayan,
değerini bilmeyen...
Ama her konuda fikri olan bir millet olduk.
Bilgisizliğin özgüveni kadar tehlikeli şey yokmuş.
Ekran başına geçtik.
“Muhteşem Yüzyıl” dedik.
Kaftana baktık, hareme baktık, altına baktık.
“Ne muhteşemmiş!” dedik.
Peki gümüşün ekonomiyi nasıl çökerttiğini soran oldu mu?
Medresenin nasıl bozulduğunu?
Denizde yenilgiyi?
Bilimi nasıl kaçırdığımızı?
Hayır.
Ama Kanuni’nin kaç karısı vardı, onu herkes biliyor.
Piri Reis’in haritasını kaç kişi biliyor?
Seydi Ali Reis’in “Mir’âtü’l-Memâlik”ini kaç kişi okudu?
Medya tarih öğretmedi.
Tarihi magazinleştirdi.
Dünya harita çizerken biz masal dinledik.
Dünya gökyüzünü ölçerken biz dedikodu yaptık.
Sonra “eğitimli” dedik ezberleyene.
“Ne düşünüyorsun?” demedik.
“Ne ezberledin?” dedik.
En acısı ne biliyor musun?
Bugün cehalet yalnız değil.
Cehalet itibarlı.
Bilmediğini bilmeyen adam kürsüye çıktı.
Belge yok, kaynak yok, ama sesi en gür onunki.
Bilim bilmeyen “âlim” oldu.
Çünkü bizde bilgi değil,
yüksek ses prim yapıyor.
Sonra soruyoruz:
“Neden böyle olduk?”
Çünkü cehalete ekran verdik.
Cehalete makam verdik.
Cehalete alkış verdik.
Ve cehaletin çocukları büyüdü.
Atatürk’ün devrimi kıyafet değildi.
Kafayı özgürleştirmekti.
“Soru sor” demekti.
“Kanıt iste” demekti.
Ama biz hâlâ “böyle gelmiş, böyle gider” diyoruz.
Bize kaftan gösteriyorlar.
Kılıç gösteriyorlar.
Saray gösteriyorlar.
Ama okulu göstermiyorlar.
Bilimi göstermiyorlar.
Hukuku göstermiyorlar.
Çünkü masal bozulur.
Büyü çözülür.
Bir ülkeyi gökdelenle modernleştiremezsin.
Otoyolla da olmaz.
Modernlik akıldır.
Öğretmene değer vermektir.
Çocuğa ezber değil merak öğretmektir.
Kahramanını da eleştirecek kadar özgür olmaktır.
Büyük toplumlar put üretmez.
Büyük toplumlar soru üretir.
Sorun üretmez.
Bize yeni bir “Muhteşem Yüzyıl” masalı lazım değil.
Bize muhteşem cehalet çağından çıkmak lazım.
ÇÖZÜM
Daha az alkış.
Daha çok kitap.
Daha az slogan.
Daha çok belge.
Daha az “ecdadımız şöyleydi.”
Daha çok “gerçekte ne olmuştu?”
Önce “bilmiyorum” diyebilecek cesaret.
Sonra “öğreneceğim” diyebilecek inat.
İşte memleketi kurtaracak soru budur.
Dinçer Dayı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.