aşk bitince, yaşamak ise ölünce başlar, başlar dedi bir yangın küle dönünce ve kül dile geldi geldi dile, geceye dante’llenince
sahi, sen kabuslara dahil misin ya da kabuslar sevdaya mı dahil tüm korkularımdan dante gibi soyunmuşken bir rüyanın gelmişine, geleceğine hele, hele ki adını söyleyince dağılır mı ruhum ince ince diyerekten
sevdaya her şey dahildir dedi gece, küle yani tam pansiyon yani mahşeri tansiyon yani la passionnn... . . derken bir fon nüksetti seksenlerden sustu, sustu gece iç çekerekten tam, tam da gölgesi karanlıkla sevişirken
/
mum yaktım uyan, uyan geceye sevgili külbenizli bir kabus daha bedenimize sirayet etmeden fısıldanalım ismimizi bir şiirin küpesiz kulağına ışıldanalım kırmızı bir telaşın tülbenizli uyağına bırakalım ölüm, ölüm hak doğursun hakkaniyetimiz sevişgenliğimizde boğulsun..
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Mum yaktım uyan, uyan geceye sevgili...çok etkileyeci ...ancak ölüm uykusuna yatan ve bir daha hiç uyanmayacak bir sevgiliye yalvarırcasına... bir türbedar gibi mum yakmak ve yakarmak ,şiirin hepsini ele almak gerekir ama bu cümlenin gönlünü almak zaten beni perişan etti ne diyeyeyimki imbattoca bir duygu mükemmeldi kutluyorum canı gönülden kalbi selamlarımla.
şair öyle bir ateş yakmış ki, dumanı tütmüyor ama közü yürekleri alttan alta dağlıyor.
dante’nin ilahi komedya’daki cehenneminden kaçıp sevdalı bir gecenin ortasına düşmüş gibiyiz sanki. hem ürkütücü, hem sarhoş edici, hem de fena halde büyülü.
şairi İmbat ise normaldir :)
hani derler ya, “İzmir’in kızları güzel, kordonu güzel, bir de imbatı esti mi aklını başından alır” diye… işte bizim şairin durum tam olarak bu :)
şair durup dururken delirmedi ya. belli ki tam dizesini kurarken imbat öyle bir ç çarptı ki, şairin kafa direkt mahşeri tansiyon seviyesine fırladı.
İmbat dediğin rüzgâr normal esmez çünkü. tatlı tatlı gelir, tam ferahladım dersiniz, bir bakar ki insanı dante gibi soyup soğan çevirmiş, şiirin küpesiz kulağına fısıldamaya başlamış. normal bir insan imbat esince çayını tazeler, çekirdeğini çitler, olmadı sahil boyu bir yürüyüşe çıkar. ama bizim şair ne yapıyor?
o rüzgâr insanı durduk yere 80’lerin arabesk fon müziklerine gark etmez..bir bakmışsınız “tam pansiyon” hüznün ortasındasınız, bir bakmışsınız “la passion” diye inliyorsunuz. dışarıdan bakan “aman şair ne yaptın, bu imge yoğunluğu nedir, ne çektin de yazdın bunu?” der. şair ise imbatın getirdiği o tuzlu nemi alnından silip “valla ben bir şey yapmadım, imbat çarptı, sözcükler kordon boyuna saçıldı.”
yani dostlar, şaire hiç hayretlenmeyin. ege’de iyyice ısınan asfaltın üstüne o serin rüzgâr vurunca, dimağda oluşan bu termal şok çok doğaldır. şair mi uçtu, imbat mı estirdi bilinmez ama ortaya çıkan bu kırmızı telaşın suçlusu kesinlikle o kıyıdan esen rüzgârdır. bize de sadece “rüzgârın bol olsun şair, es ki yazasın” demek düşer.
☺️ eyvallah o vakit selam gönderdim çokça
Ramazan Boran 1 tarafından 17.8.2026 17:25:22 zamanında düzenlenmiştir.
bi kerem çekirdek çitlemeyiz biz çiğdem çitleriz biline:))
evet boran kardeşim, şiirsel bir ivmede ruh eşim... gelemedin dolanalım kordon'a, boyanalım imbatın tuzunu, nemini silerekten boydan boya..
imbat bu sefer omzuma kondu saat onda, kordonda yaz bre dedi rüzgarın kızı, yaz imbatto.. ne yazayım daha diyemeden satırlar üst üste birbirilendi ben daha ne olduğunu anlamadan pansiyonlar, tansiyonlar, la passionlar kendince imgelendi..
“eyvah!” diyor, “gölge karanlıkla sevişiyor, kül dile geldi, koşun mum yakın” desen de, desem de imbat ööle hemen izin vermedi bereket periliçe kol kanat gerdi ve mum alevlendi külbenizler, tüllendi ve ölmek hakkı, hakkaniyetle sevişgenlendi...
ha bu arada dante hala çıplak adamı soyduk, giyindiremiyoz:)
kardeşim cidden harikasın, seni tanımak harika hissettiyor bil..
selamın şehrimin güzel kızlarına mı ona göre bileyim:)
bi kerem çekirdek çitlemeyiz biz çiğdem çitleriz biline:))
evet boran kardeşim, şiirsel bir ivmede ruh eşim... gelemedin dolanalım kordon'a, boyanalım imbatın tuzunu, nemini silerekten boydan boya..
imbat bu sefer omzuma kondu saat onda, kordonda yaz bre dedi rüzgarın kızı, yaz imbatto.. ne yazayım daha diyemeden satırlar üst üste birbirilendi ben daha ne olduğunu anlamadan pansiyonlar, tansiyonlar, la passionlar kendince imgelendi..
“eyvah!” diyor, “gölge karanlıkla sevişiyor, kül dile geldi, koşun mum yakın” desen de, desem de imbat ööle hemen izin vermedi bereket periliçe kol kanat gerdi ve mum alevlendi külbenizler, tüllendi ve ölmek hakkı, hakkaniyetle sevişgenlendi...
ha bu arada dante hala çıplak adamı soyduk, giyindiremiyoz:)
kardeşim cidden harikasın, seni tanımak harika hissettiyor bil..
selamın şehrimin güzel kızlarına mı ona göre bileyim:)
işin aslı en güzel aşk yaşanmayan, yaşatılandır yani hiç başlamayandır be yunus hocam..
tutku saman alevi gibi zamanla anlıyorsun ve zannediyorsun sonsuz ama bir bakıyorsun kalmışsın onsuz elbette üşüyor insan.. ne geceye kül, ne de küle gece yetmiyor maalesef
mum yakabilmek değil o alevi korumak oluyor mesele bu da yoruyor be yunus hocam
işin aslı en güzel aşk yaşanmayan, yaşatılandır yani hiç başlamayandır be yunus hocam..
tutku saman alevi gibi zamanla anlıyorsun ve zannediyorsun sonsuz ama bir bakıyorsun kalmışsın onsuz elbette üşüyor insan.. ne geceye kül, ne de küle gece yetmiyor maalesef
mum yakabilmek değil o alevi korumak oluyor mesele bu da yoruyor be yunus hocam
sabah tam onda, tam da omzumda bir periliçe belirdi ve dedi ki,
sahi, sen kabuslara dahil misin ya da kabuslar sevdaya mı dahil tüm korkularından dante gibi soyunmuşken bir rüyanın gelmişine, geleceğine hele, hele ki adını söyleyince dağılır mı ruhun ince, ince
deyince dağıldı ruhum bedenimden ince, ince kendince...
elbette kahvemi tazeledim, kalemimi taziyeledim ve dirildik ölmüşlüğümüzden bir beyazın tenine, cilvesine...
sabah tam onda, tam da omzumda bir periliçe belirdi ve dedi ki,
sahi, sen kabuslara dahil misin ya da kabuslar sevdaya mı dahil tüm korkularından dante gibi soyunmuşken bir rüyanın gelmişine, geleceğine hele, hele ki adını söyleyince dağılır mı ruhun ince, ince
deyince dağıldı ruhum bedenimden ince, ince kendince...
elbette kahvemi tazeledim, kalemimi taziyeledim ve dirildik ölmüşlüğümüzden bir beyazın tenine, cilvesine...
Bazı sevdalar vardır; bittiğinde bile insanın içinden çıkmaz, yalnızca biçim değiştirir. Yangın küle döner ama külün altında hâlâ adı konmamış bir sıcaklık kalır. Belki de bu yüzden bazı geceler yalnızca gece değildir; geçmişin gölgeleriyle, özlemlerle ve susturulmuş cümlelerle yeniden konuşur insan. ‘Kabuslara dahil misin, yoksa kabuslar sevdaya mı dahil?’ dizesi özellikle çok çarpıcı… Çünkü bazen insan sevdiğiyle değil, o sevginin kendisinde bıraktığı izlerle mücadele eder. Korktuğu şey sevdanın kendisi midir, yoksa yeniden aynı yerden yaralanmak mı, ayırt edemez. Ve yine de bütün o karanlığın içinde bir isim fısıldanır. Belki unutulmadığı için değil yalnızca; insanın bazı isimleri unutmaya çalışırken bile kendinden söküp atamadığı için… Şiirinde, aşkın hem ateşini hem de gölgesini hissettim. Tutkunun yalnızca güzel tarafını değil, insanı kendisiyle yüzleştiren o karanlık tarafını da taşıyor. Bu yüzden çok derin ve etkileyiciydi.
hep değerlidir yorumların sevgili sevtap çok teşekkür ederim.. aslında hiç hesapta yoktu bugün bu şiiri yazmak, asmak sonra birden periliçelendi kalemim.. zaten böylesi daha doğal oluyor
seni derinden hissettirebildiyse şiir ne mutlu şiire vesil, vesile olanlara
hep değerlidir yorumların sevgili sevtap çok teşekkür ederim.. aslında hiç hesapta yoktu bugün bu şiiri yazmak, asmak sonra birden periliçelendi kalemim.. zaten böylesi daha doğal oluyor
seni derinden hissettirebildiyse şiir ne mutlu şiire vesil, vesile olanlara
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.