4
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
117
Okunma

Bazı aşklar vardır,
insanın gözlerini değil,
vicdanını kör eder.
Bir bakışa ömrünü bırakırsın,
sonra anlarsın;
meğer sevdiğin insan değil,
kendi kurduğun ihtimalmiş.
Ben seni severken
aklımı kapının dışında bıraktım.
Kalbim,
bile bile yanan bir evdi;
sen içeri girdin,
ben bütün pencerelerini kapattım.
Ne acayip şey şu aşk…
İnsana en çok sevdiğini
en büyük yabancıya dönüştürüyor.
Bir zamanlar sesinden tanıdığın insanı
sonra susuşundan sorguluyorsun.
Kör duygular bunlar;
gerçeğin yüzüne bakmıyor,
hayalin boynuna sarılıyor.
Bir yalanı
bin güzel anının hatırına affediyor,
bir ihaneti
“belki değişir” diye
kalbinin cebinde taşıyor.
Oysa sevda,
kendinden vazgeçmek değildir.
Birinin gölgesinde küçülmek hiç değildir.
Aşk dediğin,
iki yalnızlığın birbirini tüketmesi değil;
iki insanın
birbirinin karanlığında
yolunu kaybetmeden yürüyebilmesidir.
Ben seni
bir ömür sürecekmiş gibi sevdim.
Sen beni
bir mevsimlik yağmur kadar.
Şimdi içimde
adı konmamış bir kış var.
Ne kar yağıyor
ne güneş doğuyor.
Sadece eski bir kalbin
duvarlara çarpan sesi…
Yine de seni suçlamıyorum.
Çünkü insan bazen
kendi yarasının celladı oluyor.
Ben de seni severken
kendime kurduğum tuzağa
gözlerim açık düştüm.
Şimdi soruyorum kendime:
Bir insan
yanlış birini severek
doğru bir hayat kurabilir mi?
Belki sevgi,
cevabı olmayan soruların
en güzel adıdır.
Belki de bazı insanlar
hayatımıza kalmak için değil,
bize kendimizi
hangi uçurumdan kurtarmamız gerektiğini
öğretmek için gelir.
Ve ben artık biliyorum:
Kör duygularla
sonsuzluğa yürünmez.
Çünkü aşk,
gözlerini kapatmak değil;
sevdiğinin gözlerinde
kendini kaybetmeden
ona bakabilmektir.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.