2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma

Bu gece
ayakkabılarımı kapının önünde bıraktım.
Dünya dönüyordu,
ben dönmüyordum.
Çünkü bazı geceler
insan kendi kalbinin önünde
bir dilenci gibi bekler.
Gökyüzünden üç yıldız düştü;
biri çocukluğuma,
biri annemin sesine,
biri de hiç söyleyemediğim
o kadının gözlerine.
Ben üçünü de cebime koydum.
Sabah olunca
cebimde yalnızca
bir avuç karanlık vardı.
⸻
Sana gelmek istedim.
Ama yollar
insandan daha yaşlıydı.
Dağlar susuyordu,
nehirler geçmişimizi taşıyordu
ve şehirler
unutmayı bir meslek edinmişti.
Bir meydanda
binlerce insan gördüm.
Hepsinin yüzünde
aynı soru:
“Bizi kim hatırlayacak?”
Cevap vermedim.
Çünkü bazen
bir insanın verebileceği en dürüst cevap
susmaktır.
⸻
Sonra bir çocuk geçti yanımdan.
Elinde kırılmış bir oyuncak,
gözlerinde kocaman bir gökyüzü…
Dedi ki:
“Amca,
dünya gerçekten böyle mi?”
Diz çöktüm.
Oyuncağını aldım elinden.
“Hayır,” dedim,
“dünya böyle değil.
Dünya,
henüz bitmemiş bir şiirdir.”
Çocuk güldü.
İşte o an
gökyüzü yeniden başladı.
⸻
Şimdi biliyorum:
İnsan
en çok kaybettikleriyle büyüyor.
Bir kapı kapanıyor,
bir ömür açılıyor.
Bir aşk bitiyor,
kalbin içinde
kimsenin bilmediği
başka bir şehir kuruluyor.
Ve biz
her gece biraz daha eksilerek
kendimize dönüyoruz.
Belki de yaşamak budur:
Kırılmış bir aynada
yüzünü aramak
ve bulduğun her parçaya
yeniden inanmak.
⸻
Dünya bizi unutmasın diye
adımızı taşlara yazmayacağım.
Taşlar da yorulur.
Ben adını
bir çocuğun gülüşüne bırakacağım.
Sen de beni
bir akşamüstü yağmurunda hatırla.
Çünkü bazı insanlar
ölmez.
Bir şarkının içinde kalır,
bir sokağın kokusunda,
eski bir mektubun kıvrımında…
Ve bazen
hiç tanımadığın birinin gözlerinde
ansızın karşılaşırsın kendinle.
İşte o zaman anlarsın:
Hayat,
bizi kaybetmek için değil,
birbirimizi bulalım diye
bu kadar uzun sürmüştür.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.