2
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
67
Okunma
Soframdaki siyah zeytin gibiydi kalbimdeki yerin.
Dipsiz bir kuyu kadar derin!
Kuytu bir yatak kadar serin!
Çocukluğum kadar saf, gençliğim kadar uzak!
Kalbime saplanmış kemik saplı bir bıçak!
Her istasyonda bir hayat,
Her köy ve bir bucak!
Dünyaya gelmek zaten başlı başına tuzak!
Çok yaban gördüm ben.
Çok yoruldum.
Hiç bilmediğim yerlerde gezdim, hiç girmediğim evlerde uyudum.
Hiç tanımadığım yataklarda uyandım.
Hiç anlamadığım dillerde şarkılar dinledim.
Hiç tanımadığım kadınlarla dans ettim.
Sabahını bilmediğim gecelerde
Kafayı çektim.
Hiç bilmediğim dostlarım oldu benim.
Hepsine şerefe dedim!
Geri vitesim olmadı hiç benim.
Gittiğime dönmedim geri.
Dokuz köyden geçtim ben!
Bulamadım bir mezar yeri!
Vasiyetin ne diye sorulursa,
Vaziyetimi bilmeyenler tarafından...
Olmaz da bir ihtimal,
Doğduğum yerde ölürsem,
Dikine kazsınlar mezarımı.
Hani dik duran dikdörtgen gibi.
Babamla dedemin ara yerine.
Mezar taşı falan da istemem!
Başım dışarıda kalsın.
İsteyen görsün alnımın ak olduğunu.
İsteyen tükürsün yüzüme!
Yılmaz Tizgöl
16.06.2020
Moskova
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.