0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
27
Okunma
Bir papatya açtı sessizliğin kıyısında,
Ne fırtınadan korktu, ne de karanlığın soğuğundan.
Toprak ona; "Vazgeç," dedi,
Rüzgâr; "Eğil," diye haykırdı.
Ama o, güneşe dönük beyaz yüzüyle
İnandığı ışığı beklemeye devam etti.
Çünkü papatyalar,
Yalnızca çiçek değildir...
Onlar, umudun toprağa yazılmış destanıdır.
Her yaprağı bir dua,
Her sarı kalbi bir güneş,
Her sabah yeniden doğan
Sessiz bir kahramandır.
Dağların zirvesinde açar bazen,
Issız yolların kenarında,
Kimsenin dönüp bakmadığı yerlerde bile
Hayata gülümsemeyi bilir.
İnsanlar geçer gider,
Kimisi koparır, kimisi ezer,
Ama papatya kırılmaz.
Çünkü onun kökleri,
Toprağın derinliklerindeki sabrın kalbine uzanır.
Ey papatya!
Sen bana öğrettin beklemeyi...
Fırtınanın ortasında dimdik kalmayı,
Yağmurun altında bile
Güneşi düşleyebilmeyi...
Bir çocuk gülüşü kadar temizsin,
Bir annenin duası kadar sıcak,
Bir askerin vatan sevgisi kadar cesur,
Bir âşığın ilk bakışı kadar masumsun.
Ne altından bir tacın var,
Ne de ihtişamlı sarayların...
Ama bütün çiçeklerin arasında
En büyük krallık senindir.
Çünkü senin tacın sevgidir,
Tahtın ise insanların yüreğidir.
Bir gün bütün umutlar tükenirse,
Gökyüzü kararır, yollar kaybolursa,
Bir papatyanın açtığı yere bak.
Orada hâlâ yaşam vardır.
Orada hâlâ umut nefes alıyordur.
Ben de senin gibi olmak isterim papatya...
Kırılmadan eğilen,
Ezilse de yeniden filizlenen,
Karanlığa meydan okuyup
Güneşe yüzünü çevirmekten vazgeçmeyen...
Çünkü bilirim;
En büyük zaferler gürültüyle değil,
Sessizce açan papatyalarla başlar.
Ve bir gün,
Bütün dünya savaşlarını unuttuğunda,
İnsanlar yeniden sevgiyi öğrendiğinde,
Yeryüzünün her köşesinde
Bembeyaz papatyalar açacak.
O zaman anlayacağız...
Gerçek kahramanlar,
Kılıç taşıyanlar değil;
Her şeye rağmen sevgiyle açmaya devam eden
Papatyalardır...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.