0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
28
Okunma

Aşk ile sevgi arasında
sandığımızdan çok daha büyük bir fark var.
Aşk...
Hormonların oyunudur.
Kalp hızlanır, eller titrer.
Uyku kaçar, iştah gider.
Dopamin vurur beynine,
oksitosin bağlar seni.
Karşındakini olduğundan farklı görürsün.
Aşk çoğu zaman karmiktir.
Ruh tanır ama akıl bilmez.
İlk bakışta çekilirsin.
Sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi gelir.
Aslında seni çeken o değildir.
Onun aracılığıyla öğreneceğin derstir.
Peki sana ne öğretti ilk aşkın?
Son aşkın hangi yarana tuz bastı?
Sınırlarını mı öğrendin?
Kendini sevmeyi mi?
Değerini bilmeyi mi?
Vazgeçmeyi mi?
Affetmeyi mi?
Çünkü aşkın amacı her zaman mutlu etmek değildir.
Çoğu zaman uyandırmaktır.
Yıllardır görmezden geldiğin yarayı
yüzüne çarpmaktır.
Bittiğinde kalan acı...
ruhunun dönüşüm sancısıdır.
Sevgi ise bambaşka bir frekanstır.
Sevgi hormon istemez.
Zamanla derinleşir,
sahip olmak istemez,
olduğu gibi kabul eder.
Kontrol etmez, özgür bırakır.
Korkudan değil, güvenden beslenir.
Aşkta "Sensiz yaşayamam" vardır.
Sevgide "Sen varsan mutluyum,
ama ben zaten kendim olarak da bütünüm" vardır.
Aşk eksik yanını tamamlayacak birini arar.
Sevgi ise iki bütün insanın
gönüllü yoldaşlığıdır.
Belki de bu yüzden
birçok insan aşkı yaşar,
ama çok azı sevgiyi bilir.
Çünkü sevgi önce
insanın kendisiyle barışmasını ister.
Kendini seven biri,
artık kimseye tutunmak zorunda kalmaz.
Ve belki de ruhun en büyük yolculuğu şudur:
Karmanın ateşinde aşkı yaşadıktan sonra...
hiçbir şeye tutunmadan
sevebilmeyi öğrenmektir.
Dinçer Dayı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.