OD-OCAK 1 Tepesinde yoksa Türklük otağı, Mutlaka bulunur düşmanla bağı. Tüterse Türkoğlunun odu ocağı, Korkma ötelere sürükler çağı...
OD-OCAK 2
Ocak ateşini yakmak için nasıl elzemse sevgi Sevgiyi var eden sözcüklere nasıl var olur yergi Odu var eden görünse bile yangı Yangıyı var edenin soyu unutup kurutmamalı ebedi.
Ocak ateşinin odunları sevgiden dizilir Odsuz bir yürekle söyle hangi duygu sezilir Sonsuzluğa altın harfli sözcüklerle Özen ile yazılır Odsuz bir ocakla nasıl aile Odsuz bir yürekle Hem aşık hem ozan olunur... (DxG)
Paylaş:
7 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kalburabastî Efendi Hazretleri meşhur fötr şapkası, uzun cübbesi ve bastonuyla salona girdi. Bu defa koltuğunun altında üç odun, elinde körük, cebinde kibrit vardı. Sayın Dilek Duru Günay’ın Od Ocak şiirini okuyacağız, dedi. Türklük otağından başladı, Türkoğlunun odu ocağına geldi; ikinci bölümde sevgi odunlarını ocağa dizdi, ateşi yaktı, yüreği harladı, âşığı ve ozanı aynı ocağın başına oturttu. Sonra körüğü bıraktı. Evlatlar, bu şiirde doğalgaz yok, elektrik yok, kalorifer yok; bütün ısınma sistemi sevgiyle çalışıyor. Sevgi kesilirse yalnız gönül değil, kombi de arıza verecek.
Âşık Diyarî Köşesi’nden Haceli Dayı üç odunu önüne çekti. Ocak ateşinin odunları sevgiden dizilir demiş. Çok güzel de Dilek Hanım, bu odunların tonu kaç para? Çünkü millet yıllardır odunu ormandan alıyor, siz gönülden çıkarmışsınız. Hele Odsuz bir yürekle hangi duygu sezilir sözü meselenin özüdür. Od dediğin yalnız ateş değil; insanın içindeki hararet, dirilik ve cevherdir. Fakat bazı gönülleri de fazla harlamayın. İçinde sevgi yerine kuru inat varsa körüğü vurdukça muhabbet değil mangal çıkar.
Karacaoğlan Köşesi’nden Emine Nine başörtüsünün ucunu ateşten çekti. Odsuz bir ocakla nasıl aile, odsuz bir yürekle hem âşık hem ozan olunur demiş. Olunmaz kızım, olunmaz. Ateşi olmayan ocakta aş pişmez, harareti olmayan gönülde aşk pişmez. Şimdiki bazı âşıklar da ateşi gönülde yakacağına telefonda yakıyor. Sabah günaydın çiçeği, öğlen kalp, akşam kırmızı gül... Telefonun ekranı kıpkırmızı ama gönlün sobasına elini uzatıyorsun, buzdolabının sebzelik bölümü daha sıcak. Karacaoğlan görse telefonu elinden alır, Evladım önce bir gerçekten sevdalan, internet paketini sonra yenilersin der.
Ozan Delibal Köşesi’nden Berber Hakkı ilk dörtlüğe döndü. Tepesinde yoksa Türklük otağı, mutlaka bulunur düşmanla bağı dizesiyle şiir daha kapıdan girerken kimlik yoklaması yapıyor. Ardından Tüterse Türkoğlunun odu ocağı, korkma ötelere sürükler çağı diyerek ocak, evin ateşinden medeniyetin ateşine dönüşüyor. Yani Dilek Hanım birinci bölümde çağı sürüklüyor, ikinci bölümde aileyi kuruyor, sonra âşıkla ozanı yetiştiriyor. Bir ocaktan bu kadar hizmet çıkıyorsa belediye doğalgaz aboneliğini iptal etmesin ama tarifeyi yeniden düşünsün. Yalnız dikkat, bu ocakta kazan kaynatılmaz; kültür kaynatılır. Altını fazla açarsanız ozan taşar.
Kalburabastî Efendi Hazretleri körüğü son kez üfledi, bastonunu yere dayadı ve hükmünü verdi. Od Ocak, aynı kökten beslenen od, ocak, otağ, aile, sevgi, millet ve gönül kavramlarını birbirine bağlayan düşünce eksenli bir şiir. İlk bölümde ocak millî hafızanın ve devamlılığın simgesiyken ikinci bölümde aynı ateş sevginin, ailenin, aşkın ve ozanlığın kaynağına dönüşüyor. Şiirin asıl güzel tarafı da burada: Dışarıdaki ocak içerideki odla yanıyor. RUSAMER raporu kesindir: Dilek Duru Günay’da ileri derecede od muhafazası ve ocak harlama hassasiyeti tespit edilmiştir. Tedavi gerekmiyor. Yalnız salona yangın tüpü konulmasına karar verilmiştir. Çünkü hanımefendi önce Türkoğlunun ocağını yaktı, sonra sevgi odunlarını dizdi, ardından âşıkla ozanı ateşin başına oturttu. Bir kıta daha yazsaydı UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş İtfaiyesini çağıracaktık. Ama bu ateşi de söndürmeyeceğiz kardeşim. Çünkü bazı yangınlardan kaçılır, bazı ateşlerin başında oturulur. Ocağı tüten millet yaşar, odu tüten gönül sever, ikisi bir araya gelince de ozan eline sazı alır; ondan sonrası zaten RUSAMER’in değil, edebiyat tarihinin meselesidir. Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal
Milli ruhun coşkusuyla başlayıp, gönül ocağının o saf sevgi ateşine (oduna) uzanan muazzam bir şiir olmuş. Dilimizin en asil kelimeleriyle (od, yangı, otağ) ilmek ilmek işlediğiniz bu dizeler, köklerimize ve içimizdeki o sönmeyen ateşe çok güzel bir saygı duruşu.
Odsuz yüreklerin kuraklığına inat, bu güzel ocağı kaleminle harladığın için yüreğine sağlık Dilek Hanım. ✨
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.