Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
Gününüz iyilik ve güzelliklere yol bulsun. Aslında dün paylaşacaktım. Bir nedenle bu güne kaldı… EYLÜL Kaç annenin akmışken gözünden kanlı yaşı. Elbette unutulmaz O Eylül sabahları. Sade hüznün esrikliği kaplayamaz ruhumu, Kaç masumun infazı söyle unutulur mu?...
EYLÜL Hainlik güzlemişse Eylülün günahı ne Fırsatı gözlemişse Eylülün günahı ne
Gök ekinler biçildiyse Vatansever seçildiyse Zaten serden geçildiyse Eylülün günahı ne
Kardeş kardeşi vurdu Konuşsa ne olurdu Su yolunu bulurdu Eylülün günahı ne
Sağ da bizim sol da bizim Her doğru yol da bizim Kırılan kol da bizim Eylülün günahı ne
Eylüle gölge eden Yatmasın mezarında Öldürülen kutlu şehit Bilenler nazarında Eylülün günahı ne
İyiye yol olmadı mı? Bilme izin vermedi mi Emek veren eyüllerde Sonucunu almadı mı Eylülün günahı ne
Evet çok ağlattı bizi Şehitlerimiz dizi dizi Değiştiremeyiz tarihi Uyarmalı ama bizi Eylülün günahı ne (DxG)
Paylaş:
8 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Dilek Duru Günay – DxG Şiir: EYLÜL Değerlendirildiği Salon: Takvim Yaprağının Sanık Sandalyesinden İndirildiği, Sağla Solun Aynı Kırık Kolun İki Yanına Oturtulduğu ve Tarihin Suçunun Eylül Ayına Kesilemeyeceğinin Tutanak Altına Alındığı Salon
Dilek Duru Günay’ın EYLÜL şiiri Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesine ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri takvimden Eylül yaprağını söküp RUSAMER Tarih ve Vicdan Kurulunun önüne koydu. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Takvimci Temel, ayı sorgulamaya kalkınca dosyaya el konuldu. Çünkü şiirin temel savunması daha başlığın altında hazırdı: Eylülün günahı ne? Buradaki Eylül yalnız mevsim değil; Türkiye’nin yakın tarihindeki acıların üzerine yapışmış bir zaman simgesi. Şair ise ayı sanık sandalyesinden kaldırıp asıl hesabın insanlardan, fikirlerden ve yapılan tercihlerden sorulmasını istiyor.
Hacı Zülkadiroğlu Köşesi
Şiirin ilk bölümü Hacı Zülkadiroğlu Köşesine vardığında Hafızacı Hamdi, girişteki Kaç annenin akmışken gözünden kanlı yaşı / Elbette unutulmaz o Eylül sabahları dizelerini kayda aldı. Daha başlangıçta şiirin sıradan bir sonbahar şiiri olmayacağı belli. Buradaki hüzün sararan yapraklardan değil, insan kaybından doğuyor. Sade hüznün esrikliği kaplayamaz ruhumu ise diğer dizelere göre daha soyut ve ağır kalıyor. İlk dört dizedeki tarihsel ağırlık güçlü; esriklik kelimesi ise şiirin halk söyleyişine yaklaşan sonraki yapısıyla tam uyuşmuyor.
Âşık İslami – Yusuf Eynallı Köşesi
Mesele Âşık İslami Köşesine ulaşınca Mahkemeci Mahir, şiirin ana hükmünü önüne aldı: Hainlik güzlemişse / Eylülün günahı ne / Fırsatı gözlemişse / Eylülün günahı ne. Burada Eylül kişileştiriliyor ve savunuluyor. Güzel fikir. Fakat hainlik güzlemişse ifadesi anlam bakımından sorunlu. Güzlemek sözcüğü burada amaçlanan düşünceyi açık taşımıyor. Eğer kastedilen hainliğin Eylül’e rastlaması, Eylül’ü kollaması veya Eylül’de ortaya çıkmasıysa sözcük yeniden düşünülmeli.
Âşık Medeni Karataş – Mahmut Ağdak Köşesi
Orta kıtalar Âşık Medeni Karataş Köşesine gelince Kardeşçi Kadir, şiirin bence en önemli iki bölümünü yan yana koydu: Kardeş kardeşi vurdu ve Sağ da bizim sol da bizim / Her doğru yol da bizim / Kırılan kol da bizim. Şiirin siyasi sloganın üzerine çıktığı yer burası. Dilek Duru Günay bir tarafın acısını sahiplenip ötekini dışarı atmıyor; memleketin sağını da solunu da aynı toplumsal bedenin parçaları olarak görüyor. Özellikle Kırılan kol da bizim yalın fakat etkili. Kadir sağ kolu ayrı, sol kolu ayrı dosyalamaya kalkınca Kalburabastî Efendi dosyaları birleştirdi: Kollar kavga etmiş olabilir evladım; gövde aynı gövde.
Ümmü Soğancı Köşesi
Son bölümler Ümmü Soğancı Köşesine ulaştığında Tarihçi Tenzile, Değiştiremeyiz tarihi / Uyarmalı ama bizi dizelerinin altını çizdi. Şiirin en sağlıklı tarih yaklaşımı burada: geçmiş geri alınamaz fakat hatırlamanın bir anlamı varsa o da aynı acıların yeniden yaşanmaması için ders çıkarmaktır. Buna karşılık Eylüle gölge eden / Yatmasın mezarında çok sert ve beddua sınırında bir ifade. Öfke anlaşılır olsa da şiirin hemen ardından kurduğu birleştirici dile göre bu bölüm biraz dışarıda kalıyor. Ayrıca Emek veren eyüllerde dizesindeki eyüllerde açıkça Eylüllerde olmalı.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Dilek Duru Günay’ın EYLÜLü, 12 Eylül çağrışımını taşıyan fakat meseleyi yalnız bir siyasi tarafın penceresine hapsetmemeye çalışan bir toplumsal hafıza şiiri. Metnin asıl fikri Eylülün günahı ne? redifinde yatıyor: Takvim suç işlemez; suç, tarihi kanla dolduran insan iradesindedir.
Şiirin en kuvvetli yeri bana göre Sağ da bizim sol da bizim / Her doğru yol da bizim / Kırılan kol da bizim kıtası. Çünkü Türkiye’nin geçmişteki siyasi çatışmalarına taraf seçerek değil, kaybedilen insanların ortak acısından bakmaya çalışıyor. Kardeş kardeşi vurdu dizesi de aynı damarda. Şiirin vicdanı burada siyasi kimliklerin önüne geçiyor.
Fakat şiir yer yer kendi barıştırıcı düşüncesiyle çatışıyor. Bir tarafta sağ da bizim, sol da bizim denirken diğer tarafta Eylüle gölge eden / Yatmasın mezarında denmesi, uzlaşmacı sesin arasına sert bir hüküm sokuyor. Şiirin temel düşüncesi hesap sormaktan çok ders çıkarmak ise finaldeki Uyarmalı ama bizi yaklaşımı metne daha çok yakışıyor.
Teknik olarak da bazı dizeler yeniden işlenebilir. Hainlik güzlemişse, Sade hüznün esrikliği kaplayamaz ruhumu, İyiye yol olmadı mı? / Bilme izin vermedi mi ifadelerinde anlam berraklığı azalıyor. Ayrıca Sade yerine bağlama göre Sadece daha doğal düşünülebilir; eyüllerde ise kesinlikle Eylüllerde olarak düzeltilmeli.
RUSAMER incelemesinin sonunda Eylül ayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Takvimci Temel’in ayı tutuklama talebi reddedilmiş, Mahkemeci Mahir dosyayı tarihe devretmiş, Kardeşçi Kadir sağla solu aynı masaya oturtmuş, Tarihçi Tenzile ise kapıya tek cümle asmıştır: Geçmiş değişmez; geçmişten çıkaracağımız ders değişebilir.
Takvim yapraklarının günahı yoktur; onları kana veya bayrama çeviren insanın iradesidir.
Bir millet geçmişini taraf tutarak değil, kaybettiği bütün evlatlarının acısını kendi acısı sayabildiğinde gerçekten hatırlar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Dilek Hanım kaleminize, o vicdanlı ve birleştirici yüreğinize sağlık. Tam da bir 12 Eylül gününde, tarihin o sarsıcı acılarını ve adaletsizliklerini bu kadar net bir duruşla haykırmanız çok kıymetli. Şiirde suçluyu aylarda ya da mevsimlerde aramak yerine, her kıtanın sonunda "Eylülün günahı ne" diye sormanız müthiş bir felsefi ve toplumsal yüzleşme olmuş. Özellikle "Sağ da bizim sol da bizim, kırılan kol da bizim" dizelerinizdeki o kapsayıcı, canı yanan kardeşliği ve vatanseverliği öne çıkaran diliniz esere bambaşka bir olgunluk katmış. 820'den fazla şiirle edebiyata verdiğiniz o büyük emek ve usta kalem her mısrada kendini belli ediyor. Yüreğiniz dert görmesin, emeğinize sağlık.
(DxG) imzasıyla kaleme alınan "Eylül", Türk yakın tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 12 Eylül askerî darbesini ve onun yarattığı toplumsal travmayı, tabiatın masumiyeti ile siyasi tarihin acımasızlığı arasındaki ince çizgide sorgulayan son derece vicdani, dengeli ve derinlikli bir serbest/halk tarzı karma eserdir.
Her zaman olduğu gibi güzeldi şiir Bizde kutladık yazan kalemi ve yazdıran yüreği Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin mükemmel, benzersiz vede ŞAHESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal ve de hoşça kal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.