Evlerin hepsi birbirine nispet sanki Önce ben önce ben yıkılacam diyor Yol zaten şimşek yemiş yarık yarık Lamba direkleri eğri balyozlanmış Evler birbirine sokuk el ele halayda Altı soluk beyaz üstü çatlamış kızıl Bacalar birbirine taş atıyor tepede
Yalın ayak sandalye çürüme yaşıyor Çıplak masaya sokulmuş tek ayak Duvarlar sıvayı döküyor yılan gibi Mutfakta çatal kaşık oyun dönen yok Boşa gidecek bu şamata yazık olacak Pencere el ediyor karşı pencereye Rüzgâr selamı kesiyor arada bir
Köpeklerin sesi kesilmiş epeydir Kediler fırıl fırıl aç bayramı yaşıyor Yaşlı teyzeler ciğercilik oynuyor Mazgaldan kocaman bir fare çıkmış Kediler peşinde dolanıyor ayar ayar Aynı boyda olunca tırsak tırsak Dede bastonuyla vurmaya çalışıyor
Kapı önleri kesik dökük çul çaput Hamarat kadınlar örgü çeneliyor Ergen kızlar ortalıkta fingirdeşiyor Küçükler etraflarında sobelemede Eski zamanlarda bırakılmış gibi Şehir kulağında kalmış köy eskisi Uzaktan araba düdüğüne pür kulak
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Mahalle Hatıraları ve Yıkılan Zamanlar Salonu
Bugün salonumuzda Sayın Ahmet Coşkun (Coşkûnî)'nin Yitik Semt adlı şiiri okunuyor.
Kalburabastî Efendi bugün salona elinde paslı bir kapı tokmağı, omzunda eski bir kilimle geldi. Tokmağı masaya bıraktı, kulağını ona dayadı.
— Evlatlar... Şu tokmak yıllardır çalınmamış ama hâlâ misafir bekliyor. İnsan da böyledir; umut eskise de kapıyı çalmaktan vazgeçmez.
Karacaoğlan Köşesi'nden Sarı Mehmet başını iki yana salladı:
— Bizim köyde de öyle evler vardı ki, duvara yaslansan "Biraz dikkat et evladım, ben de zor duruyorum." diyecek gibiydi. Depremden değil, zamandan korkardık.
Âşık Feymani Köşesi'nden Sultan Bacı iç çekti:
— Eskiden kapı önlerinde kadınlar örgü örerdi, şimdi herkes telefona sarılmış. O zaman ilmek sayılırdı, şimdi internet paketi...
— Şair fareyi de yazmış, kediyi de... Bizim mahallenin kedileri de öyle tembeldi ki fareyle göz göze gelirler, "Sen bugün git, ben yarın kovalarım." diye anlaşmış gibiydiler.
Hasibe Hatun Köşesi'nden Kezban Teyze gülümsedi:
— "Yaşlı teyzeler ciğercilik oynuyor." dizesini okuyunca çocukluğum geldi aklıma. Oyunlarımızın malzemesi oyuncak değil, hayal gücüydü. Şimdi oyuncağı çok olanın oyunu az.
Âşık Diyari Köşesi'nden Deli Osman hafifçe doğruldu:
— Şair "Pencere el ediyor karşı pencereye." demiş. Şimdi apartmanda karşı komşunun adını bilmeyen adam, dünyanın öbür ucundakiyle görüntülü konuşuyor. Teknoloji ilerledi ama pencere komşuluğu emekli oldu galiba.
Kalburabastî Efendi eski tokmağı yeniden eline aldı.
— Evlatlar... Bir semti yıkan yalnızca zaman değildir; unutulmaktır. Evler çatlayınca duvarlar incinir, komşuluk çatlayınca insan.
Ahmet Coşkun, bu şiirde yalnızca eski bir mahalleyi değil, kaybolan bir hayat tarzını resmediyor. Şiirin en güçlü tarafı, okuyucuya tek tek görüntüler sunmasıdır. Eğilmiş direkler, çatlamış duvarlar, pencerelerin birbirine el etmesi, bastonlu dede, sokaktaki çocuklar... Bunların her biri adeta bir fotoğraf karesi gibi zihinde canlanıyor. Serbest şiirin sağladığı rahatlıkla kurulan imgeler, metne sinematografik bir hava kazandırmış. Özellikle "Şehir kulağında kalmış köy eskisi" dizesi, şiirin özünü tek başına taşıyabilecek güçte. Küçük bir öneri olarak bazı bölümlerde art arda sıralanan imgeler arasında kısa bir duygusal geçiş kurulursa bütünlük daha da kuvvetlenebilir. Bununla birlikte eser, nostaljiyi romantikleştirmeden, gerçekçi bir gözlemle anlatan başarılı ve özgün bir şehir şiiri niteliği taşıyor.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Yorum şiirden hoş espirili DELİBAL tahlili mükemmel bir eleştirmen aynı zamanda emek verip yorduğu için teşekkür ederim elbet tavsiyeler kulağımızda olacak
Yorum şiirden hoş espirili DELİBAL tahlili mükemmel bir eleştirmen aynı zamanda emek verip yorduğu için teşekkür ederim elbet tavsiyeler kulağımızda olacak
Yıkık dökük/viraneye dönen şehirler mi yoksa insanların umursamaz tavırları mı diye sormadan edemiyor insan. Şiirinizi okurken o köy tasviri sahne sahne göz önünden akıp gidiyor. Neneler, dedenin bastonu, fingirdeşen kızlar ve oyun oynayan çocuklar. Bir nostalji yolculuğu olmuş ama o yolculuk körelen insanlığın vicdanına da kucaklamış götürüyor. Çok anlamlı ve düşündürücüydü. Hayırlı geceler hocam
Yıkık dökük/viraneye dönen şehirler mi yoksa insanların umursamaz tavırları mı diye sormadan edemiyor insan. Şiirinizi okurken o köy tasviri sahne sahne göz önünden akıp gidiyor. Neneler, dedenin bastonu, fingirdeşen kızlar ve oyun oynayan çocuklar. Bir nostalji yolculuğu olmuş ama o yolculuk körelen insanlığın vicdanına da kucaklamış götürüyor. Çok anlamlı ve düşündürücüydü. Hayırlı geceler hocam
"Yitik Semt", sadece eski bir mahallenin fotoğrafını çekmiyor; yoksulluğun, eskimişliğin ve kaybolmaya yüz tutmuş bir yaşam kültürünün hafızasını şiire dönüştürüyor. Şair, gündelik hayatın en sıradan ayrıntılarını güçlü gözlem gücüyle işleyerek okuyucunun zihninde canlı ve gerçekçi bir atmosfer kurmayı başarıyor.
Özellikle "Pencere el ediyor karşı pencereye / Rüzgâr selamı kesiyor arada bir" dizeleri ile "Şehir kulağında kalmış köy eskisi" ifadesi, şiirin en çarpıcı ve özgün söyleyişleri arasında yer alıyor. Mizah ile hüznü, gerçekçilik ile şiirselliği dengeli biçimde buluşturan eser; yitik bir semtin yalnız taşlarını değil, insanlarını ve hatıralarını da konuşturuyor.
Güçlü gözlemleri, sıcak anlatımı ve başarılı imgeleriyle iz bırakan bu güzel şiir için şairi gönülden kutluyorum. Emeğinize, kaleminize ve duyarlı yüreğinize sağlık. Nice anlamlı şiirlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.