1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
202
Okunma

Esen rüzgâr, ay hilali renginde
Sabahın altısında can alıcı berraklığıyla ışımıştı.
Eşsiz güzellikteki serinliğini ufuklara estirirken
Nitelikli büyük başarılara imza atmıştı.
Sihirli aynasıyla dalgalanırken saçları,
Adaletsizce hüküm süren bedenlerden kaçarak
Büyük düşünceleriyle
Issız denizlerin dalgalarını yalnızlığın gizemiyle buluşturmuştu.
Ruh sancılarını irdelemiş,
Lanetler yağdırılmış gecelere ışığını geçirmiş,
Islak zeminleri korka korka aşmıştı.
Yevmiyeli gemilerin rıhtımında,
İşte ben buradayım dercesine,
Ruhu, bedeni sarsılmış;
Madara olmuş zamanlara yelkenlerini açarak
İz bırakan zorlu süreçleri aşmıştı.
Sevgi para etmez hâle gelmişken,
En sıkı kitap okumalarına başlamış,
Kirli yarınlardan uzak durmayı başarmıştı.
İnsanın insana yaptığı iyilikten nasibini alarak
Ziyadesiyle insanı insan yapan değerlere kendini yakın hissetmişti.
Tartışmalardan, yarasa dillilerden çok uzakta,
Ehemmiyetle etrafına bakınmış,
Mapus yatmış gözyaşlarına,
Mecali olmayan derin acılara
Uzunca yol vererek
Zorlu vakitleri hayatından silip atmıştı.
Bin defa ağıtlar yakılsa, üşüse de yer kabuğu,
İnim inim inleyen derinliklere,
Nifak sokulan güzelim umutları korkmadan kucaklamıştı.
Dönme dolap gibiydi hayatın kendisi.
Otuzuna, kırkına, ellisine ve altmışına doğru yol alırken,
Kula, kurda ateş çemberinin içinden selam veremeden,
Uğursuz gelen her şeyi alt etmiş,
Zinhar sahtelerden uzak kalmıştı.
Yetim bırakılmış baharlarda,
Üşümüşken ay, kırılmışken güneş,
Zamanın kızgın telaşında sevgiyi üstüne giyebilmişti.
Yedi nefesli bulutların gizemiyle,
Evren içinde sayısız âlemde gezinen yıldızlarla,
Takdire şayan bir özgüvenle,
Merhemi olmayan katran karası yaralarla,
İçten içe uzaklaşan mesafelerle,
Şaşkınlıklarını içine hapsetmişti.
Üç günlük dünyanın dertli nefesini solumuş,
Çokça hakkaniyeti ömrüne sığdırmıştı.
Mehmet ÖKSÜZ
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.