4
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma

“Kadınlar neden hep erkeklerden ilgi bekler?” diye sormuştu yaşlı adam.
Sorunun kendisi bile eksikti. Çünkü bekleyen yalnız kadın değildi. Bekleyen insandı. Kimisi bunu yüksek sesle söylerdi, kimisi ömrü boyunca susarak.
Uzak bir kasabada, akşamın dağların sırtına ağır ağır çöktüğü saatlerde, Dicle’ye benzeyen sessiz bir nehir akıyordu. Nehir, yıllardır aynı türküyü söylüyor ama kimse onun dilini öğrenmiyordu.
Meryem, taş avlusunda otururken, çocukluğundan beri duyduğu bir eksikliği dinliyordu. Annesi ona, “Kadın sevilmek ister.” demişti. Babası ise hiçbir zaman “Ben de sevilmek istiyorum.” diyememişti. Çünkü erkeklere, özlem göstermeden yaşamaları öğretilmişti. Gözyaşı saklanacak, yalnızlık inkâr edilecek, sevgi ise ancak çalışarak ispat edilecekti.
Yıllar sonra dicle şunu anladı: Bir kadın çoğu zaman ilgiyi değil, görüldüğünü hissetmeyi bekliyordu. Bir cümlenin ortasında unutulmamak, kalabalığın içinde göz göze gelmek, “Bugün nasılsın?” sorusunun gerçekten merak edilerek sorulması…
Öte yandan Fırat bekliyordu. Fakat beklediğini söylemeyi ayıp sanıyordu. O da ilgi istiyordu; omzuna konacak bir el, yorgunluğunu anlayacak bir bakış, başarısız olduğunda bile yanında kalacak bir insan…
Kasabanın yaşlı dengbêji, bir gece ateşin başında şöyle dedi:
“İnsan, çocukluğunda eksik kalan sevgiyi ömrü boyunca başka yüzlerde arar.”
O gece herkes sustu. Çünkü herkes, kendi çocukluğunu hatırlamıştı.
Belki mesele kadınların erkeklerden daha çok ilgi beklemesi değildi. Belki kadınlar bunu söyleyebiliyordu; erkekler ise susmayı öğrenmişti. Suskunluk zamanla gurur sanıldı, gurur da yalnızlık.
Sabah olduğunda nehir yine akıyordu. Sular, kadınla erkeğin birbirinden farklı olmadığını fısıldıyordu. İkisi de sevilmek, anlaşılmak ve değer görmek istiyordu. Fark, yalnızca bunu dile getirme biçimlerindeydi.
İnsan, ilgiyle büyüyen bir ağaçtı. İhmal edildiğinde önce yapraklarını değil, umutlarını dökerdi. Sonra bir gün, kimse fark etmeden kururdu. Oysa bir tek içten bakış, bazen yılların kuraklığını bitirmeye yeterdi.
Ve belki de aşk, en çok ilgi gösterebilme cesaretiydi; karşısındakini değiştirmeden görebilmek, dinleyebilmek ve “Buradayım.” diyebilmekti.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.