3
Yorum
22
Beğeni
0,0
Puan
237
Okunma
bir divane ruhunu yaşıyorum
yaklaştığım ateşte yansa da cismim
aşk külü olmaktan vazgeçmem…
bel ki ilk insan sanım,
kıtasız, mevsimsiz, ülkesiz
hatta yüreksiz ilk insan
aşk ölümü, dağılmış bakış
bel ki son in’sanım
orta hâl üzre, sevgisi haraç
ben;
ateşinin hırsızıyım onca aşk şiirinin
ben;
yaz gamzesinde terli ağustos habercisi
zindan uykuların mahkum rüyası ben
incinen sevgi yüreği
güncesinin
tutku alfabesi ben…
ve gelecek zaman
o zaman işte
alnından öptüğüm yokluğum
ibrahim ateşi örtsün üstümü
yusufun gömleği yırtsın sözümü
cebinde, gizinde, derinliğinde kaybolduğum
cesaretim, cesurluğumun ince yolu
dürülsün kaderimin o’nsuz defterinde
göğüm işgale uğramış, acı ekininde her yağmur tanesi
tenhası yıkık bütün yara sargılarının
oyunbozan nedense bütün dermanlar
korkulu/çaresiz…
bilememek;
neyin’siz
niçinsiz yaşama dairliğin derinliğini
aklın fevri divanesinde bocalamak
koskocaman bir O! olmak
saçları rüzgâr sürüsü
atılmış rem!
çekilmiş mim!
sadık yolcular gibi
geciken her treni gülümseyerek karşılamak
sözün ve dilin
bir birine düşman kesildiği
unutkan, unutkanlığı unutturan
sabır telkin eden
derin bir nehrin taşlarında soluk almak
gel gör ki!
yüzümün tepelerinde, tufan-ı isyana
siyah göndere beyaz bayrak çekiyor
istismar edilmiş sevinçler…
sus! İçim!
dudağımda
telve b’ağlamış
gümüşi sessizlik.
“ bir kalbin anatomisi “
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.