(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Qardaş.!! Emmi...!!" seslenişiyle başlayan bu eser, Türk halk şiirindeki taşlama (hiciv) geleneğinin çağdaş, cesur ve sarsıcı bir örneğidir. Şair Hüseyin, Anadolu insanının samimi hitap şekillerini kullanarak, toplumsal ve ekonomik hayattaki sıkışmışlığı, iradenin ve emeğin elden alınışı temasını "kayyum" metaforu üzerinden absürt ama bir o kadar da gerçekçi bir dille işler. 11'li hece ölçüsünün gür ve öfkeli ritmine dayanan şiir, her bendin sonunda tekrarlanan "kayyum atandı qardaş" nakaratıyla eleştirinin dozunu her adımda daha da artırır. Emek unsurları (tarla, ekin, orak, tırpan) ile bireysel irade unsurlarının (hane, dil, cep, post) tek tek kontrol altına alınışı, seçen ile seçilen, yöneten ile yönetilen arasındaki asimetriyi hiciv edebiyatımızın en keskin çizgileriyle resmeder.
Şiiriniz, toplumsal eleştiriyi güçlü bir halk şiiri dili ve taşlamaya özgü üslupla etkileyici biçimde yansıtmış. Tekrarlanan "Kayyum atandı qardaş" dizesi şiirin ritmini güçlendirirken, yaşanan sıkışmışlık hissini de çarpıcı bir şekilde pekiştiriyor. Mizah ile sitemi ustalıkla harmanlayan, düşündüren ve sorgulatan başarılı bir eser olmuş. Kaleminize ve cesur yüreğinize sağlık. Tebrik ediyor, nice anlamlı şiirler diliyorum.
Çok güzel şiir sevgiler saygılar selamlar sağlıcakla kal Allah'ın selameti üstüne olsun leş kargaları konmuş üstüne alıp silahı vuruver dağılsın yemeye yer arıyorlar kurban seni seçmişler
Yüreğinize sağlık üstadım, güzel bir şiir okudum kaleminizden. Tesadüftür ki naçizane ben de dün bir "Emmi" şiiri yazdım bir kaç kıta, ben "Dayı" diyeyim bari.☺️
Kaleminiz kavi duygunuz daim olsun.Selam ve saygılarımla.
Üstadım bu büyük bir jest oldu benim için, fakat sadece tesadüfe dikkat çekmek istemiştim.Zahmet vermiş oldum.Hakkınızı helal ediniz.Bu yüce gönlünüz incinmesin, gam keder uğramasın.Devriniz daim olsun.Selam ve saygılarımla.
Üstadım bu büyük bir jest oldu benim için, fakat sadece tesadüfe dikkat çekmek istemiştim.Zahmet vermiş oldum.Hakkınızı helal ediniz.Bu yüce gönlünüz incinmesin, gam keder uğramasın.Devriniz daim olsun.Selam ve saygılarımla.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Taşlama, Hiciv ve İbret Salonu
Bugün salonumuzda Sayın Hüseyin Işık'ın Emmi...!! adlı şiiri okunuyor.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, elinde bastonu, koltuğunun altında eski bir köy muhtarlığı mührü, cebinde ise kocaman bir anahtar demetiyle salona teşrif etti. Kapının önünde durdu, anahtarlardan birini denedi. Olmadı. İkincisini denedi. O da olmadı. Gülümseyerek başını salladı. Evlatlar... Şu anahtarlar benim ama kilit başkasının. Demek ki anahtar sahibi olmak yetmiyormuş, kapıyı açmaya da izin lazım. Sonra muhtarlık mührünü havaya kaldırıp ekledi. Eskiden mühür cebimizdeydi, şimdi mühür bizden hızlı geziyor. Haydi bakalım, bugün hicvin değirmenine biraz da tebessüm atalım. Salondan yükselen kahkahalar eşliğinde şiir okunmaya başlandı.
Dadaloğlu Köşesi'nden Çolak Yusuf, Şair öyle bir kayyum saymış ki ben kendi bastonuma baktım, ona da atanmış mıdır diye korktum, deyince salon kahkahaya boğuldu. Hilal Tolu Köşesi'nden Kezban Teyze, Benim evde horoz sabah öttü, komşu dedi ki dikkat et, ona da kayyum gelir şimdi, sözleriyle gülüşmeleri artırdı. Ozan Mehmet Ceyhan Köşesi'nden Kel Ahmet, Şiirde tarla da benim, orak da benim, kol da benim diyor ama mahsulü görünce ben de kimin olduğunu merak ettim, deyince alkışlar yükseldi. Âşık Ali Demir Köşesi'nden Deli İsmail, Bu gidişle bizim çaydanlık geç kaynasa ona da bir yönetici gönderirler, biz de çayı izinle demleriz, diyerek salonu kırıp geçirdi. Veysi Kabaca Köşesi'nden Hatice Bacı ise, Şair Emmi diye başlamış ama vallahi bütün köy toplanıp dertleşmiş gibi geldi bana. İnsan gülerken bile içinde bir sızı hissediyor, diyince salonda tebessümle hüzün yan yana oturdu.
Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu usulca yere vurdu. Salondaki kahkahalar yerini dikkatli bir sessizliğe bıraktı.
Evlatlar... Taşlama dediğin öfkenin bağırması değil, zekânın gülümseyerek konuşmasıdır. Hüseyin Bey bunu çok güzel başarmış. Her dörtlükte aynı kelimeyi tekrar ederek sadece bir redif kurmamış; bir hissiyatı büyütmüş. Emmi hitabı da şiiri meydan nutku olmaktan çıkarıp köy odasındaki samimi bir muhabbete dönüştürmüş. Mizah var, sitem var, hiciv var; ama hepsinin altında insanın kendi iradesine sahip çıkma arzusu yatıyor. RUSAMER'in bugünkü kararı şudur: Bu şiir okunurken insan önce gülümsüyor, sonra kendi kendine Ben niye güldüm acaba diye düşünüyor. İşte hicvin ustalığı da burada başlıyor. Güldürürken düşündüren taşlama, yıllar geçse de eskimez.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.