2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
26
Okunma
Bak, nasıl da dağılıyor bakışlarımdaki sis,
Eriyor içimin o eski, acısı.
Geceden sızan o asi gölgem bile şimdi,
Teslim ediyor kendini bir şafağın koynuna.
Bak... Sönüyor geçmişin ateşi
kül oluyorum;
Gözlerinden sıçrayan o ilk kıvılcımla,
Fırlatılıyorum gök kubbenin en ucuna.
Yeniden açılıyor gözlerim;
Ve bak, nasıl da binlerce kandille
donatılıyor benim kimsesiz gökyüzüm.
Sınırları aşarak geldin sen bana, çok uzaklardan,
Kokuların nefes, ışıkların yurt olduğu o ülkeden.
Şimdi rüzgarın kucağında bir gemiyiz seninle
Gövdesi rüyadan, yelkeni köpükten ve billurdan...
Sürükle beni ey ruhumu fısıldayan rüzgar,
Götür o şarkıların, o büyük coşkuların ülkesine.
Bizi çıkardığın bu yer, bulutların da ötesi.
Attığımız her adım samanyolu sanki,
Bak, nasıl da kanatlandım seninle.
Eskiden ne kadar sağırdı toprak göğe,
Ne kadar uzaktı dünya o mor sonsuzluğa...
Ama şimdi yeniden işitiyorum,
Yaralı bir ömrü şifalandıran sesini.
Birlikte fethettiğimiz bu doruklarda,
Yıka ruhumu o aşkın şelalesiyle sar beni
İpekten dokunmuş o sıcak nefesine.
Ve bırakma artık beni...
Bak, tam karşımızda zamanın başlangıcı
Usul usul süzülerek tükeniyor.
Ve bir uykunun en tatlı, en derin şarabıyla
Nasıl da doluyor gözlerimin kadehleri
Senin o kadim şefkatini dinlerken.
Ve bak, nasıl da
Ruhumun o loş beşiğine, Bir güneş gibi,
Bir şiir gibi Sen doğuyorsun yeniden.
09 temmuz 2024
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.