0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
12
Okunma
" Vel asr. İnnel insâne lefi husr. "
Zaman, görünmeyen bir kuyumcudur;
Ömürlerimizi altın sanıp
Her nefeste biraz daha inceltir.
Biz ise eksilmeyi büyümek zanneder,
Gölgenin uzamasını
Güneşin çoğalması diye okuruz.
Her sabah,
Ufkun avucundan bir mühür düşer.
Akşam olunca o mühür
Kırılmış bir vakit olur.
Hiçbir gün,
Kendi cenazesini omuzlamadan
Geceye varamaz.
İnsan...
Yürüyen bir "henüz"dür.
Varlığını yarına emanet eden,
Bugünü cebinde unutan garip bir yolcu.
Ayak izlerini sayarken
Arkasında silinen yolları göremez.
Hüsran,
Kaybetmekten önce aldanmaktır.
Bir serabı deniz bilmek,
Bir gölgeyi ebediyet sanmak,
Avuçta kalan külü
Hâlâ ateş diye taşımaktır.
Saatler,
Kemiksiz kurtlar gibi
Ömrün iç halkalarını sessizce yer.
Hiçbir çığlık duyulmaz;
Çünkü zamanın dişleri
Ses değil, hatıra bırakır.
Ey kalp!
Kendini aynalarda arama.
Ayna yalnız sureti bilir;
Oysa ömür, suret değil
Niyetin gölgesinde eskir.
Yüz çizgileri değil,
Ertelenen hakikatler yaşlandırır insanı.
Dağlar ihtiyarlamaz,
Irmaklar yorulmaz,
Yıldızlar acele etmez.
Yalnız insan,
Kendi geçiciliğini unutabilen tek fânidir.
Bu yüzden en ağır yük,
Omuzunda değil, gafletindedir.
Bir kum tanesi kadar sessizdir vakit;
Ama bütün sarayları
Çöle çevirecek kudrettedir.
Hiçbir taç,
Hiçbir isim,
Hiçbir alkış,
Onun önünde ikinci bir nefes satın alamaz.
Ve insan...
Kendi ömrünü yaşadığını sanır.
Hâlbuki ömür,
Her an onu yazmaktadır.
Her saniye,
Levh-i zamana düşen
Geri alınmaz bir harftir.
Silinmeyen tek iz,
Yaşanmış vakit değil;
Vaktin içinde bırakılan mânâdır.
Vel Asr...
Semâ susmaz,
Yer unutmaz,
Zaman beklemez.
İnsan ise bir anın içine
Sığdırılmış ebediyet imtihanıdır.
İşte en büyük hüsran,
Tükenen ömür değil;
Ebediyete açılacak kapıyı
Geçici dünyanın duvarı sanmaktır.
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(16 Temmuz 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.