0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
" Vel asr. İnnel insâne lefi husr. "
Vel Asr...
Semânın görünmez bileğine bağlanan
İlk kum saati konuştu o an.
Gün,
Kendi gölgesini omzuna alıp yürüdü;
Ömür,
Suskun bir nehrin kıyısına düşen
Tek harf oldu.
Zaman;
Hiçbir takvimin ezberleyemediği
Kadim bir hattattır.
Alnımıza görünmeyen mürekkeple
Geliş ve gidiş arasındaki
Sessiz fermanı yazar.
İnsan...
Kendi gölgesini saray sanan
Camdan bir hükümdardır.
Avuçlarında yıldız tohumları taşırken
Parmak aralarından ebediyeti
Un ufak eden rüzgâr geçer.
Hüsran;
Yalnız kaybetmek değildir.
Bazen dolu görünen testinin
Susuz çıkmasıdır.
Bazen de kalbin, kendi yankısını
Duyamayacak kadar
Gürültüye dönüşmesidir.
Saatler,
Demirden yapılmış çobanlar gibi
Ömür sürülerini ufka güder.
Her akşam, güneşin kızıl mührüyle
Bir gün daha mühürlenir insan.
Ey insân!
Aynalarda arama ömrünü.
Yüzün değil,
Arkanda bıraktığın sessizlik yaşlanır.
Çünkü zaman;
Adımlarını değil,
Niyetlerinin ağırlığını sayar.
Bir yaprak düştüğünde
Yalnız dal eksilmez.
Gökyüzü de hafızasından
Bir yeşil cümleyi siler.
İnsan da her nefeste
Kendinden görünmeyen
Bir mevsimi eksiltir.
Vel Asr...
Kâinatın en derin yemini,
Kulakla değil, vicdanla duyulur.
Çünkü zaman,
Allah’ın mahlûkata tuttuğu sessiz aynadır.
Ve insan...
Kendi ömrünü tükettiğini sanırken,
Aslında ömür onu tüketmektedir.
Her saniye,
Ebediyet denizine düşen
Geri dönmez bir damladır.
Adı konulmamış bütün hüsranlar,
O damlanın sessiz çığlığında saklıdır.
Vel Asr...
Rüzgâr durur,
Dağlar susar,
Denizler bekler.
Fakat zaman,
Hiç kimsenin kapısını ikinci kez
Aynı anla çalmaz.
İşte insan,
Bu tek defalık misafirliğin
Farkına varamadığı ölçüde
Hüsranın en derin ismidir.
HABİB YILDIRIM (BÂİN-İ ADLÎ)
(14 Temmuz 2026)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.