18
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
121
Okunma

Bir ana, bir baba, bir sıla vardı,
Taş duvar, çamurdan bir yuva vardı.
Çocukluk günlerim mazide kaldı,
Şimdi gönlümü o toprak çekiyor.
Anamın tandırda pişen ekmeği,
Babamın sunduğu helal emeği.
Özledim dağdaki o hoş yemeği,
Gözlerim arıyor, içim yanıyor.
Gurbetin elleri buz gibi soğuk,
Sıladan uzakta sesimiz boğuk.
Yüreğe oturdu o derin soluk,
Vurdukça dert yükü, ömür akıyor.
Yıllar su misali saçıma aktı,
Gençliğim maziye bir nişan çaktı.
Kader bizi gurbet yola bıraktı,
Yollara baktıkça yaşlar döküyor.
Salim der; bu dünya fani, yalanmış,
Sılada geçen gün bir rüya imiş.
Gurbet dedikleri cana kıyanmış,
O taş ev burnumda buram tütüyor.
Salim Erben
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.