0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
92
Okunma
Öyle uzun susturulmuş,
İçimde, adını unuttuğum bir erdem,
Hangi güzelliğe baksam
Dökülür avuçlarıma
Yaşamadığım ömrün külleri.
Günah, çok önce öğrenmişti adımı,
Onu öğreniyorken henüz.
Yanlış gecenin kapısında beni
Benden iyi tanıyan bir gölge
Kimsenin duymadığı bir ağlayış
Yürüyerek çıkardı sabah.
Ne gözyaşı olurdu o,
Ne bir pişmanlık...
Sadece içime gömülmüş bir çocuğun
Tanrı’yı hâlâ aynı yerde arayışı...
Sevgi, bütün yıkımların anahtarı.
Kimi sevsem,
Sesine taşınır yalnızlığım
Kimi anlasam,
Eksikliğim konuşur onun yerine.
Kime kal desem,
Verdiğim bütün yeminli sözler
Kelime kelime dökülür dudaklarımdan
Kuşun kanadından utanır,
Uçmayı unutmuş bir ruh.
Dua etmeyi unuttuğu gecelerin sessizliğinden.
Öyle bir gün gelir, şehir susar, yüzler yabancılaşır,
Yollar kendi içine kapanır.
Pişmanlıklar sessizce büyür.
Dolaşır içinde kanın.
Kimsenin duymadığı akşam vakti,
Adını taşıyamayacak kadar
Kendinden utanırsın...
17.06.2001
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.