Denizin dibinde incilerle taşlar karışık bulunurlar. övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunur. mevlana
imbatto
imbatto

aforizmalar 2

Yorum

aforizmalar 2

( 4 kişi )

1

Yorum

17

Beğeni

5,0

Puan

123

Okunma

aforizmalar 2

aforizmalar 2

fütürizmi benimseyen sonraları paulismo akımına öncülük eden Fernando Pessoa ya saygıyla...







adım
fernando..
siz paulismo da diyebilirsiniz


neye,
niye demeden
çok severiz başlamayı
nereden
başlayacağımızı bilmeden, düşünmeden..
bitirdik sanırız kendimiz bitmeden
neyse biten, sanılan bitirilen,
irademiz değil, irademizin teslimiyetidir oysa
bırakmak, malum cesaret ister,
cesaret mi o da kim ?

sahi,
çelişik misiniz kendinizle ?
en son
ne zaman sevişmediniz mesela fikrinizle
dökmeyin yüz görümlülüğünüzü yere
sorun
siz değilsiniz evrendir
malum “çelişki evrenin özüdür”

aşk
olunmaz, aşık olunur
bunun evrenle ilgisi yok
aşk olmak
usanmaktır yalnızlıktan
biraz korkaklık,
biraz da kendine ihanet gibi
aşık olmak,
yalnızlığa tekil olmayan çokluk,
o kadar kalabalık yokluk ki
arada bul kendini

bazen
kaçan, kaçınılan
tüm yaraların kavgalarını taşıyoruz içimizde
bazen de,
öyle bir geçeriz, geçiyoruz ki kendimizden
günde, yarında utanır, utanır olur bizden
malum, “geçmişimiz olamadığımız her şeydir”


nihayetinde,
mutlu mu olmak istiyorsunuz ?
tanışan o vakit,
“hiçbir şey istememenin mutluluğu”yla


şimdilik hepsi bu...



imbatto626

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Aforizmalar 2 Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Aforizmalar 2 şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
aforizmalar 2 şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1, @ramazancboranc1
30.6.2026 15:41:32
insan, dünyaya gelmeyi seçmediği hâlde, sanki bütün başlangıçların sahibiymiş gibi davranıyor.

her sabah yeniden başlıyor..
yeniden inanıyor, yeniden vazgeçiyor, yeniden yanılıyor.
oysa hiçbir başlangıç, başladığı yere ait değildir ki.

belki de bütün ömrümüz, nereye varacağımızı bilmeden
gidecek bir yer icat etmekten ibarettir.

bitirmek dediğimiz şey de başka bir yanılsamadır.
bir ilişki biter, sevme biçimimiz kalır.
bir şehir geride bırakılır.. sokakları ayaklarımızdan çıkmaz.
bir insan ölür, sesi içimizde yaşamaya devam eder.
demek ki biten hiçbir şey yoktur.
yalnızca taşıma şeklimiz değişiyor.

irade dediğimiz şey de böyledir.
insan çoğu zaman karar verdiğini sanır. oysaki kararlarının çok öncesinde teslim olmuştur. korkularına, alışkanlıklarına, alkışlara, yalnızlığına... sonra buna karakter der. sonra kader. sonra hayat.

belki de en büyük cesaret, başlamaktan ziyade kendine itiraf etmekten geçiyor.

insan kendisiyle ne kadar çelişiyorsa o kadar canlıdır. çünkü değişmeyen yalnızca taşlardır. çelişki düşüncenin ayıbı mıdır yoksa büyümenin sancısı mıdır.

fikrine dokunmayan, onu sarsmayan, onunla kavga etmeyen biri aslında düşünmüyordur. sadece ezberini tekrar ediyordur.

aşk da böyledir.

aşk bir kimlik değildir. kimsenin üzerinde taşıdığı bir unvan hiç değildir. aşk, insanın kendinden eksildiği kadar çoğalmasıdır. bir başkasında kaybolurken ilk kez kendini görmesidir.

bu yüzden aşk, iki kişinin buluşması değil,
iki yalnızlığın birbirine ayna olmasıdır.

ne tuhaf...

insan kalabalığa karıştıkça yalnızlaştığını söyler; ya hep.
ama en büyük yalnızlığını kendi içinde yaşar. kendinden kaçabilen tek canlı yine kendisidir. aynalara bakar, yüzünü görür, ruhunu göremez. yıllar geçer, saçları ağarır,, çocukluğu bir köşede hâlâ dizlerini karnına çekmiş bekler.

biz büyümüyoruz.
yalnızca çocukluğumuza yeni mazeretler buluyoruz.

geçmiş dediğimiz şey de yaşadıklarımız değildir aslında. yaşayamadıklarımızın gölgesidir. söyleyemediğimiz cümlelerdir. tutamadığımız ellerdir. cesaret edemediğimiz yolculuklardır. içimizde ölmeyen ihtimaller, mezar taşı olmayan kayıplardır.

''insan bazen yaptığı hatalarla değil, yapamadığı doğrularla yaşlanır''
sonra bir gün mutluluğun peşinden koşmaktan yorulur.

işte o anda anlar ki mutluluk ulaşılacak bir yer değilmiş. bir yükü yere bırakabilmekmiş. bir beklentiyi usulca toprağa gömebilmekmiş. kendini ispat etme telaşından vazgeçebilmekmiş. .

belki de insanın en olgun cümlesi şudur:

"artık hiçbir şeyi kendime borçlu hissetmiyorum."

çünkü istemek, bazen en ağır esarettir. hiçbir şey istememek ise vazgeçmek değil,, varlığı olduğu gibi karşılayabilmektir. suyun akmasına izin vermek, rüzgârı yönetmeye çalışmamak, hayatı kendi adına konuşmaya zorlamamaktır.

ve belki de bütün mesele budur.
insan, kendini tamamlamak için değil, eksikliğini sevebilmek için vardır.

çünkü kusursuzluk ölüdür.
çelişki nefes alır.
eksiklik büyütür.
yalnızlık konuşturur.
aşk yaralar.
irade çoğu zaman teslim olur.

bazı şairler fırtına olmak ister.. sesleriyle ağaçları devirir, gökyüzünü parçalar. bazıları ise imbat olur...
kimsenin dikkatini çekmeden gelir
ama geldiği her yere nefes bırakır.


şimdilik hepsi bu olsun o vakit.
eyvallah İmbat şair.

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL